PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

13 Haziran 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

YILDIZLARLA DOLU GEÇEN BİR HAFTA SONU

Esintili bir Pazar gününden hepinizi selamlıyorum. Bu sene kışın geç geldiği gibi bahar da geç geleceğe benziyor. Umarım çiçek açan ağaçlar zarar görmezler. Bakalım gelecek günlerde hava nasıl bir değişkenlik gösterecek. Dünya nereye doğru bizleri savuruyor bilemem ama umarım en kısa zamanda hastalıkları kendi içinde yok eder ve bizlerde rahat nefes aldığımız, çiçeklerin kokusunu doyasıya hissettiğimiz o güzel günlere kavuşuruz. Cuma günü deniz havası almak için sahile indik. Oldukça rüzgarlıydı. Hatta bir ara bizi gökyüzüne savururcasına şiddetini arttırdı. Son günlerde sağlıklı beslenmeye daha çok dikkat etmeye çalışıyoruz. Yalancı baharlar vücudumuzu da kandırıyorlar. Glütensiz gıdalar denemeye başladım. İçinde o meşhur üç malzeme yok. -un, şeker, tuz- Yeni tatları denemeyi seviyorum. Denediğimiz lezzetleri beğendiğimizde bizler de bu tarifleri yapmaya başlıyoruz. Böylece denizin dalgaları gibi yayılıyor. İnsanın insana öğrettikleri güzel bir deneyim ortaya çıkarabiliyor. Her yaştan oluşan aramızda oluşturduğumuz küçük grubumuzda öğrendiklerimizi paylaşmak çok keyifli. Maviliği ardımızda bırakmadan önce birkaç anı fotoğrafı da çekindik. Sonra da vedalaştık.

Yolda yürürken lila rengiyle beni büyüleyen güzel çiçekli ağaca doğru yaklaştım. Her biri birer pırlanta tanesini anımsatıyordu. Doğa gerçekten büyük bir hazine.

Yemyeşil yollarda yürürken yanıma aldığım dergiyi ve kitabı anımsadım. Biraz göz gezdirdim. Aslına bakarsanız bugün sizlerle paylaşacağım dergi mart sayısınındı. Yine de bahsetmek istedim. Kafkaokur bu sayısında Amerika’nın meşhur yıldızlarından Marilyn Monroe ile ilgili yazılara yer vermiş. Oldukça çalkantılı bir hayat geçirmiş olan bu yıldızın ne yazık ki hayatı pek de kolay olmamış. Marilyn, küçük yaşta büyük mücadeleler veren bir çocuk olmuş. Babası daha o doğmadan önce annesini tek başına bırakıp gitmiş. Sefalet dolu yıllar geçiren küçük Marilyn, annesi ağır bir depresyon atağı geçirdikten sonra büsbütün yalnız kalmış. Daha sonra küçük kız yetimhaneye gönderilmiş. Çocukluğunda istismara uğramış. Koruyucu ailelerin yanında geçen hayatı evdeki insanların onu istememesiyle daha da zor bir hal almış. Yetimhaneye tekrar dönmek istemediği için bir fabrika işçisiyle evlenmiş. Evlilikleri pek sürmemiş. Birkaç sene sonra boşanmışlar. Fabrikada çalışmaya başlamış. Fotoğraflarını çekmek istemişler ve modelliğe başlaması böyle olmuş. Ünlü bir film yapımcısı tarafından keşfedildikten sonra önce küçük rollerde yer almış. Daha sonra önce Amerika’da sonra da tüm dünyada tanınmış ve oldukça ünlü bir oyuncu haline gelmiş. Asıl adı Norma Jeanolan Marilyn Monroe olan yıldız, ömrünün kalan zamanında yalnızca Marilyn Monroe kısmını kullanmış. İkinci bir evlilik daha yapmış ama bu da uzun sürmemiş. Çocukluğunun getirdiği acılı ruhu bir türlü iyileşememiş.

Yüksek dozda uyku ilacı alan Marilyn, 36 altı yaşında hayata gözlerini yumdu. Kimisi intihar dedi kimisi cinayet. Ne olduğu bilinmez ama komedi filmlerinin aptal sarışını olarak kabul edilen bu kadın arkasında ona hayran olan pek çok insan bıraktı. Dünyaya sevgisiz gelen çocukların dramına belki de en güzel örneklerden biri Marilyn olabilir. O sefaletle, acıyla ve korkuyla geçen yıllarını içinde onaramamış küçük bir kız çocuğu. Zorlu şartlarda büyüyen çocukların kalbi kâğıttan bir şeker gibi… Hani yere düştüğünde küçücük zerrelere bölünen camdan şekerle var ya işte onun gibi. Sevgisiz çocuk büyütecekseniz dünyaya onları getirip onların hayatlarını zehirlemeyin. Dünya sevgisiz insanlarla dolu.  Önce kendi ruhunuzu onarın sonra geleceğe kocaman yürekli çocuklar yetiştirin. Böylece yeryüzünde doğa dışında parıldayan çiçek bahçeleri oluşacaktır. Seneler önce Edebiyat ve Sinema dersinde Füruzan’ın bir kitabını okumuştuk.  İçindeki öykülerden birisinin filmi de var. Kitapla aynı adı taşıyan öykünün adı Benim Sinemalarım. Ben filmi pek beğenmemiştim. 1990 yılında aynı adla sinemaya aktarılmış. Bana göre oyuncuların canlandırmaları öykünün yanında sönük kalmış.  -şahsen ben öyküyü daha çok beğenmiştim- O öykü de yazar, kız çocuklarını ihmal eden bir anne ve babayı ele almış. Okuduğumda şunu düşünmüştüm. Erkek çocukmuş ya da kız çocukmuş önemli değil. Asıl önemli olan dünyaya gelen bir mucizeyi sevgiyle, saygıyla ve doğrulukla yetiştirmek gerektiğidir.

Dünyamızın temiz ruhlu insanlarla çevrili olması dileğiyle… Mutlu haftalar.

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)