3 Haziran 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Geçen sene bu zamanlarda İstanbul’daydım. Ara ara fırsat buldukça muhakkak gitmeye çalışıyorum. Aslına bakarsanız bu şehirde daha önce yaşamadım. Ama beni her geldiğimde bir şekilde etkilemeyi başarıyor. Bence bu kent tarihin, edebiyatın ve sanatın en güzel incisi.

İstanbul’a gitmeden önce çocukluk arkadaşım İlayda’yı arıyorum. Kendisi üniversiteyi orada okuyor. Sonra birlikte daha önce gitmediğimiz yerlerin listesini çıkarıyoruz. Müzelere gitmeyi, tarihi yerleri gezmeyi ve yeni tatlar denemeyi çok seviyoruz.

Sabah erkenden kalkıp hazırlanıyoruz. Ayaklarımız ağrıyana kadar geziyoruz.  Edebiyatçılarımızın eserlerinde bahsettiği yerlere gitmeyi çok seviyoruz.

İlayda ile Kadıköy Moda’ya gittiğimiz bir mayıs ayında Yahya Kemal’den “Moda’da Mayıs” şiirini okumuştuk. Benim için Yahya Kemal’in dilinden İstanbul’u hissetmek tarifi mümkün olmayan bir duygu. Bana şu an sorsanız “Sence İstanbul’u hangi şairimiz daha çok seviyordu?” diye. Ben sizlere Yahya Kemal Beyatlı yanıtını veririm. O şair ki Ankara’nın en çok İstanbul’a dönüşünü severmiş. Ne diyordu Yahya Kemal;

“Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul!

Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.

Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul!

Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.”

İşte İstanbul onun için böyle bir sevdaydı. Tabii ki bu şehre sevdalı pek çok edebiyatçımız  daha var. Sakın onları unuttum sanmayın. Mesela “İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı” diyen Orhan Veli, “İstanbul benim canım” diyen Necip Fazıl, “ulan İstanbul sen misin? Senin mi bu eller” diyen Attilâ İlhan gibi ve onlar gibi daha nicesi…

 

Gündüzünü ayrı gecesini ayrı izlemeyi sevdiğim bu kent hakkında dinlemeyi sevdiğim şarkılar var. Ama en çok Birsen Tezer’in seslendirdiği İstanbul şarkısını seviyorum. Şarkının melodileri bana bu Yeditepeli şehri hissettiriyor. Sanki Beşiktaş vapurunda denizi izliyor, İstiklâl Caddesinde yürüyor, Vefa’da boza içiyor, Beyoğlu’nda Modern Sanatlar Müzesini geziyorum. Aslında bu şarkıyı dinlerken İstanbul’u içimde hissediyorum. Aklıma İlayda ile bu şehirde geçirdiğimiz güzel günler geliyor.

Evet umarım sizler de bu güzel şehri seviyorsunuzdur.  Aranızda burada yaşamayanlar varsa tekrar sağlıklı günlerimize döndüğümüzde lütfen gidin ve gezin. Ama bir taşıtla değil yürüyerek, keşfederek ve anın tadını çıkararak gezin. Yeni lezzetler deneyin. Mesela biz Türk mutfağımızın yanında diğer kültürlerin yemeklerini de deniyoruz. Meksika mutfağından tutun da Uzak Doğu Asya’daki ülkelerin mutfaklarına kadar. Deneyemem, demeyin siz de cesaret edin. Belki de hoşunuza gider kim bilir?

Gittiğinizde sahafları gezin çok kıymetli kitapları bulabilirsiniz. Mesela yazarlarımızın imzalı kitaplarına rastlayabilirsiniz. Sizce de çok heyecan verici değil mi? Aynı şekilde antikacıları da gezin belki hoşunuza giden bir eşya bulursunuz. Düşünsenize  zamanında o eşyaları kimler kimler kullandı, üzerinde ne yaşanmışlıklar barındırıyor.

Bu haftalık yazımız bu kadardı. Sizlere dinlemeniz için yukarıya yazıda bahsettiğim şarkıyı bırakıyorum. Umarım sizler de beğenirsiniz. Başka bir yazıda görüşmek üzere.

The following two tabs change content below.
Rûh î Edebiyat Kübra Asena ÖZHAN asena@sitemder.org

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….