PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

23 Kasım 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Yabancılar İçin Türkçe

Öğrencilik yıllarımda oldum olası başka türlü bir keyif alırdım Türkçe dilbilgisi derslerinden. Anadilin yapısını özümsemek işini sıkıcı bir ders değil de hobi gibi algılardım. Bu yüzden hafızamdan uçup gitmelerine izin vermedim öğrendiklerimin.

Bu sayede Türk dilini yetkin ve kusursuz kullanabildiğimi asla iddia edemem. Yabancı dille elele kullandığım, mesleki deformasyon kaynaklı düşük cümlelerim hemen ele verirdi beni zaten.

Zayıf noktalarımın gayet farkındayım ama aldığım sağlam temelli eğitime güvenerek, bir gün ‘Yabancılar için Türkçe’ öğretmenliğine soyunmak da varmış hayat kontratımda.

Londra’da Türkçe öğrenmek ya da Türkçesini geliştirmek isteyenlerin sayısı tahmin edebileceğimden çok daha fazlaymış. Kendimi kimseciklere Türkçe öğretmeni olarak tanıtmamıştım. Ama ‘Türk’ ve ‘öğretmen’ anahtar kelimeleri ile kolayca saptanabildiğim için, bu öğrencilerin bir kısmıyla tanışma fırsatım oldu seneler içinde.

Öncü grup İngiltere’de yaşayan Türk ailelerin çocukları. Eğitim aldıkları ve günün büyük kısmında etkileşim halinde oldukları dil İngilizce olduğu için, iç sesleri İngilizce konuşur bu çocukların, öyle olunca bu dilde ifade etme eğiliminde olurlar kendilerini. Durumdan suçluluk duyan ebeveynlerin imdadına Türkçe özel ders öğretmenleri yetişir.

Diğer bir grup, üçüncü kuşak “Turkish Brits”. Yani yavru Vatan Kuzey Kıbrıslılar’ın ise kendi yavrularıyla ilgili böyle endişeleri pek yoktur. Bu gruptan çıkan ‘Türkçemizi geliştirelim’ meraklıları eğitim ve kariyer sahibi genç yetişkinler oluyor ekseriya. Aramızda kalsın ama, kendi iradesiyle Türkçe öğrenmek isteyen bu grubun motivasyonu daha bir yüksek oluyor haliyle. Aksanları ise kulağa çok sevimli ve bazen de çok komik geliyor. Telaffuz üzerinde de çalışıyoruz.

Gelelim motivasyonu en yüksek ama aşılacak yolu en uzun olan gruba. Türkçe ile daha önce hiçbir etkileşimi olmayan ‘ecnebiler’e yani.

Türk asıllı müvekkillerinin genel mantalitesini anlamak için Türkçe öğrenen Güney Afrikalı bir avukatla çalışmıştık mesela. Türk babadan kız istemek için hızlandırılmış kursla seviye atlamayı başaran İngiliz bir gazeteci de tanıdım. Düğünden sonra derslere devam etmedik haliyle. Gerisini gelin hanım toparlardı isterse.

Marmaris’te tanıştığı sevgilisi ile mesajlaşabilmek için hasta yatağından kalkıp derslere gelen bir hemşire öğrencim bile oldu. Bizim Marmarisli sezonluk ilişkisini ciddiyete dökemediyse de emeklerimiz boşa gitmedi. Gemma yeni bir dil öğrendi.

Antalya’da yazlık evleri olduğu için yerel halka anadillerinde yakınlık kurmak isteyen emekli bir çift gibi daha pek çok farklı hikaye var anlatabileceğim.

Hepsiyle bir program dahilinde masa başına oturup Türkçe kelimeleri ek ve köklerine ayırıp, üstüne bir sürü yeni sözcük ekleyerek, konuşup anlaşmaya çalıştık.

Hala da çalışıyoruz. Bugün bile…

– Dün akşam köfte piştim.

– “Köfte piştim.” değil Ediz, “pişirdim.” Oldurgan fiil. Hatırla.

 İşte böyle.

The following two tabs change content below.

Beyza'nın Mutfağı

Köşe Yazarı at Beyza
Fim teorisi, tonal armoni, resim, felsefe ve Latince gibi bir çok sanat ve temel bilim dersleriyle desteklediği lisan eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümün’de tamamladı. Royal Holloway, Londra Üniversitesi’nde Yüksek lisans eğitimi aldı. Doktoraya devam edebilmek için uzun dönemli yerleşme kararı aldığı İngiltere’de, aile kurmak ve Cambridge Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde çalıştığı ikinci bir Yüksek Lisans da dahil olmak üzere, doktora dışında pek çok şey yaptı . Şimdi Brunel Üniversitesi’nde Akademik İngilizce dersleri veriyor. Kendisini anlayan bir doktora danışmanı bulacağı güne çok yaklaştığını hissediyor.

Latest posts by Beyza'nın Mutfağı (see all)