PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

30 Kasım 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Bodrum’dan Didim’e gitmek bir maceradır. Tabii eğer haritada olmayan ya da ancak büyüteç ile görülebilecek yolları takip ederseniz öyle. Geçenlerde ailevi bir ziyaret için Didim’e gittik. Doğal olarak her zaman olduğu gibi , normal , çukursuz, asfalt yolu takip etmeyip , ister adrenalin tutkusu deyin ister yine kaşif ruhumuz depreşti ya da sadece “şeytan dürtmüş” olabilir , hiç bilmediğimiz toprak bir yola daldık.

Bir yere giderken kaybolmazsak olmaz. Dağ ,bayır ,orman derken ,oldu da . Biz havayı koklayıp ağaçların yosun tutmuş taraflarına bakarak (yıldızlar yoktu) yönümüzü tayin etmeye ve medeniyete ulaşmaya çalışırken bir dönemecin ardında beliriveren bir görüntü bizi gerçek dünyadan ve zamandan daha da uzaklaştırdı. Bir tepenin yamacında tek başına duran bir ağaç . Dalları rengarenk ,uçuş uçuş: Dilek ağacı.

Dilek ağacına daha önce de birkaç yerde rastlamıştım. Eski Türk inanışında ağacın önemli bir yeri varmış. Özellikle de “Hayat Ağacı” nın . Bu ağacın yeri ve göğü birleştirdiğine inanılırmış. Birçok destanda “kutsal ağaç” tan sözediliyor. Bugün Anadolu dışında yaşayan kimi Türk boylarında hala kayın ağacı kutsal sayılıyormuş. Dilek ağacının ise bu ağacın bir devamı olduğu söyleniyor. Herhangi bir ağaç olabiliyor. Ancak genellikle yalnız olanlar seçiliyor. Belki de dağ başında tek başına varlığını sürdürerek, kendi mucizesini yarattığı için insanlar onlardan bekliyorlar mucizelerini.

Sonuç olarak onun o gerçekle düş arasında görüntüsünün cazibesine kapılıp herşeyi unuttuk ve hemen yanına tırmandık. Gerçi geçtiğimiz Hıdırellez’de dilek kontenjanımızı doldurmuş olma ihtimalimiz de vardı ama , neyse.

Dallardan sarkan çaputlar , giysilerden sökülmüş iplikler, eşarplar, gelin telleri , kurdeleler … Zarif ama çılgın bir dans tutturmuş salınıyorlar. İnsanlar ona anlatmışlardı isteklerini . Dallar renk renk umutlar ile , özlemler ile , hayaller ile yüklüydü , biraz da hüzün vardı sanki. Kimbilir neler istediler ? Şu uçuşan mavi , birinin kalan son ümidi miydi yoksa ? Hangilerinin dileği gerçekleşti ? Kimbilir ne sırlar saklıyordu. Bir tek rüzgâra söylüyordu bu sırları.

Biz de dilek diledik.. Kimilerine göre “bâtıl” kimilerine göre ise bilimsel temellere oturmayan bir inanıştı , ama olsun. Binlerce yıllık bir ağaçtı o. Sahip olduğumuz değerlerin , kültürün ,birikimin geçmişten günümüze bir yansımasıydı. Dilek ağaci sadece bize özgü bir inanış da değil. Birçok kültürde var. Teknolojik harikalar yaratan Japonlar gelenek olarak özellikle dikilmiş bambu ağaçlarına, üzerinde dilekleri yazılı kağıtlar asıyor ve bu dileklerinin gerçekleşeceğine inanıyorlarmış. Aynı şekilde İskoçya ve İrlanda’ da var. Yine aynı eski inanışın devamı olduğu düşünülen Noel ağacı , içine para atılan Roma’ daki aşk çeşmesi… Hepsi de insanın umudunu yitirmeme çabasının birer simgesi olmalı.

Galiba en önemlisi de endişe etmek yerine , düşlemek. “İyiye , insanlığa , geleceğe , safiyete olan inancımı hala yitirmedim demek…

İlginç bir buluş umut
Emily Dickinson

İlginç bir buluş umut
Yüreğin bir patenti
Sürekli işleyen
Ancak hiç tükenmeyen
Bu esrarengiz dosta dair
Hiçbir şey bilinmiyor
Ancak eşsiz gücüyle
Ne varsa güzelleşiyor….

İşte bu yüzden ben ne zaman bir yıldız kaysa , uğur böceği konsa ya da bir dilek ağacına rastlasam dilek tutarım. En önemli dileğim ise şu:

Dileklerimden vazgeçmemek …

The following two tabs change content below.

Latest posts by Arşiv (see all)