PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

24 Kasım 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Bugün hava oldukça güzeldi. Ülkemizin dört bir tarafında hava sıcaklıkları büyük ölçüde düşmüş olmasına rağmen Ege henüz sonbahara hazır değil gibi. Bu güzel havanın tadını çıkarmak istedim. Uzun süredir denizi izlemeye gitmiyordum. Ailemle birlikte bir deniz havası almak fena olmazdı. Sizce de öyle değil mi?

Birer Türk kahvesi içtikten sonra yola çıktık. Yol boyundaki bazı ağaçlar renk değiştirmeye başlamıştı. Radyodan çeşitli şarkılar dinledik. Annemle şarkılar söyledik. O güzel parçalardan birini dinlemeniz için yukarıya bırakacağım. Nar ve mandalina bahçelerinin yanından geçtik ve sonunda denize ulaştık. Sonsuz maviliğe…

Kumlarda yürürken birkaç deniz kabuğu topladım. Oldum olası bu küçük kabukları çok sevmişimdir. Bana çocukluk günlerimi hatırlatırlar. Karadeniz’de daha büyüklerini bulup kulağımı dayar deniz kabuğunu dinlerdim. Denizin sesini duymak isterdim. Ama buralarda o kadar büyüğüne rastlamadım.

Küçükken çocukların hayali arkadaşları olabiliyor. Benim de vardı hatırlıyorum. Çocuk edebiyatı dersinde Åsa Lind’in yazmış olduğu “Kumkurdu” adlı bir kitabı okumuştuk. Zackarina adındaki kız kahramanımızın hayali bir arkadaşı vardı. Gerçi okurların büyük bir çoğunluğu bu Kumkurdu’nun gerçek olduğu kanısındalar ama yazar gerçekte böyle bir Kurt’un olmadığını söylüyor. Bu kitabı büyük bir keyifle okumuştum. Ardından hocamız bir seri olduğunu söylemişti. Durum böyle olunca ben de serinin diğer kitaplarını okumaya karar vermiştim. “Daha Fazla Kumkurdu” ve “Daha da Fazla Kumkurdu” bir solukta okuduğum diğer kitaplardı.

Ne anlatıyor bu kitaplar? Şöyle yanıt vereyim sizlere, bu kitaplarda Zackarina’nın maceralarına tanık oluyoruz. Toplumsal tabuları yıkan yanları var. Örneğin kahramanımızın annesi dışarıda çalışıyor, babası ise ev işlerini yapıyor. Zackarina erkeklerin giydiği gibi de giyinebiliyor kızların giyinebildiği gibi de. Kimse ona ne giymesi gerektiğini söylemiyor. İlk kitabımız Zackarina’nın babasına kızıp kumsala gitmesiyle başlıyor. Kumsalda Kumkurdu ile tanışıyor ve çok iyi arkadaş oluyorlar. İlerleyen sayfalarda Zackarina’nın büyükannesinin küçük bir kız çocuğuyken Kumkurdu ile arkadaş olduğunu öğreniyoruz. Belki de okurlar buna istinaden Kurt’un gerçek olabileceğini düşünüyordur. Düşünsenize ya gerçekten var olsaydı? Siz nasıl düşünüyorsunuz bilmiyorum ama bence güzel olabilirdi. Akıllı, öğretici ve iyi bir dost olan Kumkurdu’yla arkadaş olabilirdim. Denize her gittiğimde onunla sohbet ederdim. Tıpkı Zackarina’nın yaptığı gibi. Belki Kumkurdu benim sorularımı da yanıtlardı. O güzel yanıtlarını can kulağıyla dinleyebilirdim. Mesela evren üzerine konuşabilirdik ama Zackarina’yla bu konu hakkında konuşmuş zaten.

“Evren her şeydir,” dedi Kumkurdu. “Var olan her şey! Burada ve şimdi, o zaman ve orada. Aydınlık ve karanlık, galaksiler ve yıldızlar, gezegenler, kuyrukluyıldızlar, trampetler ve kartallar ve ayılar ve bazen, bir pantolonun cebinde duran tozlu, kırmızı şekerlemeler.”

“Benim biraz önce yuttuğumdan mı?” diye sordu Zackarina. “O da mı evrenin bir parçasıydı?”

“Elbette!” dedi Kumkurdu. “O da evrenin bir parçasıydı. Sen de Zackarina, sen de evrenin bir parçasısın.”

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)