4 Temmuz 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Siyahların Hayatları Önemlidir!

Bu yaşıma gelene kadar çeşitli düşünce sistemlerini, dünya görüşlerini desteklediğim oldu. Bazılarını doğru buldum, kendimce destekledim, bazılarına daha az hak verdim. Karşılaştığım ideolojilerle ilgili fikirlerimin zamanla değiştiği de oldu. 

Ama ırkçılık bu fikirlerden biri hiçbir zaman olmadı. Değer yüklemeden önce anlamaya ihtiyaç duyan biri olduğum için ırkçılığı da anlamaya çalıştım. Anlayamadığım için bir türlü benimseyemedim de. 

Doğarken kontrolümüzün olmadığı şeylerle övünmeyi ya da yerinmeyi açıklayamıyorum. Dünyaya gözlerinizi açtığınız toprağın ya da taşıdığınız genlerin üzerinde hiçbir etkiniz olmamışsa, olamamışsa nasıl oluyor da bunlar sizin için gurur vesilesi olabiliyor? Bir insanı seçimleri neticesinde olmayan sebeplerden ötürü, size benzemezliğinden dolayı hangi temele dayanarak sizden daha az insan olduğuna kendinizi ikna edebiliyorsunuz?

Ben ne kadar akıl erdiremesem de dünya tarihi bunun sistematik örnekleriyle dolu. Buradan bakınca Auschwitz’den Ebu Gureyb’e, Hrant’tan Almanya’da nargile kafelerde öldürülen Türkler’e ve en son George Floyd’a kadar uzanan upuzun kara bir liste gibi insanlık tarihi.

Eğer başka bir Derek Chauvin’in başka bir George Floyd’u öldürmesinin önüne geçmek istiyorsa insanlık, bu ve benzeri vakalara “münferit olay” ya da “çürük elma” gözüyle bakmaktan kurtulması gerek. 

Hiçbir ırkçı, mizojinist, zenofobik, homofobik eylemin faili sadece “zaten akıl hastası” değil. Bu şiddet eylemleri sizin pek de hoşlanmadığınız bir gruba yöneldiğinde şiddet davranışı gösteren bireyi aklını kaçırmışlıkla suçlayarak olan bitenin içinden çıkamazsınız. Hiçbir bahane, hiçbir kılıf aramadan ve bulmadan yaşananlarla olduğu gibi yüzleşmekten kaçamazsınız. Sistematik şiddet sadece hoşlandığınız bir gruba yöneldiğinde onu faşistlikle açıklamaktan vazgeçmeniz gerek artık. 

Beğenmediğimin var olma hakkının en az beğendiğim kadar olduğuna ikna olmadıkça, benim gibi olmayanın varlığının benim ve benim gibilerin varlığına tehdit olmadığını fark etmedikçe hiçbirimiz için bu sarmaldan kurtuluş olmayacak.

The following two tabs change content below.

Sufistike

Psikoloji lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi'nden aldıktan sonra Polonya'da gönüllü olarak çeşitli AB projelerinde çalıştı. University of Birmingham'de psikoloji alanındaki yüksek lisansını tamamladıktan sonra Türkiye'ye döndü ve hala aynı alanda doktora eğitimine devam etmekte. Şu sıralar akademik çalışmalarını Almanya'da sürdürüyor.

Latest posts by Sufistike (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….