PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

18 Eylül 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Ruhen aşırı yorgun olmanın iyi bir tarafı vardır… kendimizi dinlemeye başlarız.

Hiç bir şeyden korkmadan, cesurca iç görümüze kulak veririz ve kendimize objektif olarak bakarız. Artık kaybedecek hiç bir şeyi kalmayan insanlara ait bir cesarettir bu.

Tuzlu ve baharatlıdır…

Ve tadı inanılmaz keskindir… dilimizden uzun zaman gitmez.☺

 

Hepimiz zaman zaman bu ruh halini tadarız… Dayak yemiş gibi külçe halinde yığılıp kalmanın en güzel tarafı, sessizliğin sesi içinde nefesimizi dinlemektir… Nabzımız kulaklarımızın içimizde kendini hissettirmeye başladığında yeniden başlamanın ilk hamlesi gelmiş demektir… Gelen şey, başlamak için dinlenme zamanıdır.

Ne zaman böyle pestilim çıksa, kulaklarım kalbimin ritmini tutsa, derin bir uykuya dalarım…☺

Genellikle ilk gördüğüm şey toprak bir yol olur.

Her ne görürsem göreyim toprak yoldan giderken oluşur rüyam.🙂

Yorgunluk rüyalarım korkutucu değildir… hiç şiddet içermezler. Kan ter içinde uyandığım hiç vâki değildir…Şimdiye dek karabasan görmedim mesela…🙄

Toprak yol dik yokuşlara, yağmura, balçığa gebedir… Sağlı sollu hânelerde tanıdık yüzler, sesler, bazen akrabalar, bazen merhum olanlar olabilir… bahsi geçen akrabalar dingin bir su gibi huzurludur🙂… Ziyaretimden mutlu olurlar… Bazen de denize çıkar yolum, umman beni su üzerinde tutmaya yemin etmiş gibi güvenlidir. ❤

Bugün küçük oğlumu üniversite sınavının ikinci aşamasına soktum.

Zor ve tuzlu bir gündü☺

Ardından tüm bir çalışma yılının yorgunluğuyla evimize döndük. Evin içinde bir müddet aptal aptal dolandıktan sonra uzanmam gerektiğini anladım. Kulaklarım tempo tutmaya başlamıştı çünkü… ☺️… uzandım…

Toprak yolda yürümeye başladım…

Uyandığımda aklımdaki tek şey bından yaklaşık kırk yıl önce kolej sınavı sonuçlarını öğrendiğim ışıltılı gündü…

On bir yaşımdaydım. Buram buram iyot kokan bir ağustos sabahıydı… Suyun üzeri ışıl ışıldı… denizde yüzüyordum.

Kahvaltımı yeni bitirdiğim için annemden gizli girmiştim denize. 😁yoksa tok karnına ölse izin vermezdi!😄Üzerimde önü beyaz kalpli kırmızı mayom… kalbin üzerinde kendi gibi rüküş bir fiyonk! 😂kalbin üzerine sonradan dikildiği aşikar… Dalga bir üzerinden geçiyor, bir altından… fiyonk oluyor kelebek… uçtu uçacak!😂

Tam sırt üstü akıntıya bırakmıştım ki kendimi, denizin şeffaf tıkacıyla kapanan kulaklarımda boğuk sesler işittim… Gözümü açıp rıhtıma baktığımda annemi kıyıdaydı… elinde bir mektubu sallayıp duruyordu.☺

Koleji kazandığımı o mektupla öğrenmiştim… Hayatımın en mutlu günlerinden biriydi… Oğlum için böyle ışıltılı bir gün dilemiş olmalıyım☺️yoksa nereden aklıma gelsin bu anı?☺

Ama hayır o okula gitmedim!

Babam başka bir yön verdi hayatıma… başka bir lisenin sınavına soktu … bu sınavı da kazanıp, oraya gittim. Pişman mıyım?

Evet!

Bitirdiğim lise kötü mü, hayır… Harika bir liseden mezun oldum… Ama istediğim okul muydu? Hayır.☺

Bunu içimde saklayıp taa kırk sene sonra oğlumun üniversite sınavından sonra daldığım rüyada kendime itiraf etmem çok garip! Şimdi bilmek ne işime yarayacak değil mi?

Ama biraz daha düşündüm de belki de birinin işine yarayacak…

Oğlumun.☺

İstediği meslek seçiminin ona uygun olmadığını gördüğümde uyarıp, doğuştan gelen özelliklerini ona hatırlatmıştım bir gün… Başka mesleklerin araştırmacı ve hırslı yapısının önünde nasıl geniş ufuklar açacağını söylemiştim…

Bir sürü özelliğini bir bir sayıp bir analiz çıkarmıştım.

Bana hak vermek zorunda kalmıştı!

Tüm inatçı kişiliğine rağmen hak vermişti!

Evet haklıydım!

Tıpkı babam gibi yüzde yüz haklıydım!☺

O da bana şu gitarı elinden bırakma demişti!.. Grafik tam senin mesleğin demişti!!! Yaratıcılığı beslemeyen bir meslekte yapamazsın demişti!!!

Haklıydı!☺

Ama ben ne yapmıştım? Bu sefer onu dinlememiş ve bildiğimi okumuştum!

Gitarı bırakmıştım, mühendislik okumaya karar vermiştim!

😄

Sonunda ne oldu?.. uzun yıllar sonra gitarı gene aldım elime … ve bitirebildiğim ilk üniversitem Güzel Sanatlar Fakültesi oldu😂

Ekmek paramı çıkardığım mesleği veren de bu diploma oldu!

Ama ben o hatalarımı yapmasaydım o rüküş fiyonk bugün kalbimde hala çırpınır mıydı acaba!

Bir rüzgar üstünden bir rüzgar altından kanatlarını havalandırıp, kendini bağlayan dikişi koparıp, şu kurduğum cennet hayatımın, çiçekli bahçemin, bahçemi dekor yapan senaryolarımın üzerinde mutlu mutlu gezinir miydi?

Hiç sanmıyorum.☺

Hatalarımız bizim doğrularımızdır!

Onlar yapmamız gereken en doğru işlerdir!

İsteklerimizi kulak arkası edip mantıkla yol alırsak, başarılı olsak bile, biz biz olamayız… içimizde kalan hevesler, göz göz boşluklar bırakır… Bu boşluklar olgunlaşmamızı geciktirir… ☺

Dedim ki kendime, insan hep kendine uygun olanı seçseydi kendi olur muydu?

İnsan hücrelerindeki kromozomların bile biri uzun biri kısa😂Hiç bir şey kendine bire bir uyanı seçmiyor!

Bu iş tekamül denen kendini tamamlama işinin özü.

Sus Tuvana dedim kendime… ☺️… Olması gereken olsun ve tüm kelebekler bağlarından kurtulup ömür boyu hür uçsun!

Seviyorum gençleri!

Onları inşa eden ve tamamlayan tüm tercihleriyle!

Güzel çocuklar, Allah yardımcınız olsun!❤

Fotoğraflar Gökçeada’da gün batımı… Uğurlu sahilinin yuvarlak taşları ve ufuk… Gün batımını seyredemem ben… batan güneş ve biten gün hüzün veriyor… Hayatımda eksik kalan, tamamlayamadığım göz göz boşlukları hatırlatıyor… ama rahatça fotoğraflayabiliyorum…

The following two tabs change content below.
M.Ü. Güzel Sanatlar Sinema-Tv ve T.Ü Fermente Ürünler mezunu. 23 yıl TRT çalışanı, şimdi emekli. 2D- 3D animasyon , seramik, botanik, kaligrafi, geleneksel el sanatları meraklısı... Biraz tiyatro ve müziğe bulaşmışlığı da var... bir de yazmayı seviyor.

Latest posts by Renkli Kalem (see all)