PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

17 Eylül 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

ŞİİRLİ BAHÇE 58

Necatigil, şiir anlayışını uzun uzadıya anlatıyor ‘BİLE/YAZDI’da.
‘Şiircikler şiir uçları’, kestane balından (Acıdır) çay kaşığı kadar, tadalım diyorum:
‘Adres–bendekine postalıyorum/ Değişmiş olabilir/ Geçmez de eline bir yerde kalırsa/ Bir gün açar birisi belki kendisinedir.’

Asıl söylenecekler hep sonradan anımsanır.
‘Yolumdur giderim, ölüm dur, gidiyorum.’
‘Ardımdan dökülen su–ben gidince nem kalır,’

Duydunuz mu (?) ‘Hoop hop (!) korsan yayın yapıyorsunuz! Tüm yayın hakları saklıdır; YKY sorumlusunun sesi; tiz do diyezden re’ye yaklaşıyor (!) ben de diyorum ki:
‘siz nereden topladınız bunları?!’

Ocak 1982, Yazko Edebiyat Dergisi ‘ÇIKRIK’ adlı şiirden ikinci dörtlük, tadımlık:
‘Sarıldıkça ip/ Gıcırdar çıkrık/ Yedi zaman, inceldi/ Eski dayanıklılık.’

Dergilerim kelebek kanadı misali, dokundukça kanatlarına dağılıyorlar.

Ona göre şiir; gerilimdir, şairi zorlayan bireysel ya da toplumsal meseleleri kendince onaylayışı, ardından onun tedirginliğini yaşayışı…

Bakın “KEYİF” adlı şiirde (Mehmet Bey’e yanıt olsun!) ne diyor:
‘Meyhane sen güzelsin,/ Satıcıların olmasa,/ Ezilir siteminden ufalmış gözlerin/ Masalar bir masa.// İhtiyar adam gelir, açlıktan kalma, yanık/ Börek satar,taze./Aldınız yiyemediniz,/ Oturur midenize.// Siz kızarsınız başka, irin gibi yüzlü, /Çiçekçi kadın gelir./ Çoğaltır bardaktaki hüznü,/ Uzattığı karanfil.// -Karides, deniz gülü karides–/Tatmadınız ömrünüzde./ Duyarsınız al bir utanç gibi bikes,/ Pörsük antenleri gönlünüzde.// Parfümlerim var esans…/ Babacan bir adam./ Muhteremdir,/ Diretiyor madem.// Dolması, midye sıcak../ Kirli beyaz önlüğü./ Gizler bir pırıltı, içli, yaltak,/ Uykulu gözlerdeki yorgunluğu.// Sen küçük kız ver bir gazete,/ Hangisi olursa olsun./ Öperdim ellerini kötüye çekilmese/ Çocukluğunu satıyorsun.// Hiç düşündünüz mü, sarhoşsunuz,/ İğrençtir adeta/İstediğiniz kadar sarhoş olunuz/ Keyfediyorsunuz ya!’

Okudunuz ve gördünüz, Mimar Cleante Zanno’nun 1876’da hediye ettiği,10 Mayıs 1978’e dek direnmiş Çiçek Pasajı’nın çökmeden önceki görüntülerini, Kur’Ağaç’ın tanıtılan insanlarla dostluklarını bilmezsiniz, ahşap bira fıçıları üzerinde içilen rakının az meze ile tüketilmesini…
“Anlatmaaa (!) iznim yok, tepeme yıkılmadan birkaç saat önce oradaydım!”

“Ya, Kur’Ağaç, her şeye limon sıkıyorsun, sansürcü başı oldun tepemde!”

uzun oldu, şiirin tamamını buraya taşımak istemezdim; toplumcu olmayan şairin bireyciliğini (!) anımsatmak içindi, başka ne yapabilirdim ki?!

Yalnız unutmuş, mekânda dolaşan 1917 İstanbul doğumlu ‘Anahit Yulanda Voron’u, ardından sahne alan kemancı ve gözleri görmez udî’yi…

Böylesine edebiyata gönül vermiş birinin hastalığı nedeniyle buralara sık sık uğrama fırsatı bulamadığındandır, diyelim!

Şairimizin şiir uğraşındaki düşüncelerine devamla:
‘şiir; bir durum, bir sorunu anlatan şairin fotoğrafıdır.’
dedikten sonra;
‘okuyucusuna mola verdirmeli, onun düşüncelerini ortaya serdirmeli!’
koşulu da, müşterisinin donanımlı olmasını istemesi…

‘Şiir, anlamlar yüklü, az kelimelerle kurulmalı; estetik haz uyandırmalı…

Kafiyenin yerini iç sesler, ritim almalıdır…’

Sürecek
The following two tabs change content below.
Feridun BENDEN

Latest posts by Feridun BENDEN (see all)