PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

17 Eylül 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

ŞİİRLİ BAHÇE
56
Zaman geçiyor, Barbaros Meydanı’nda turlarken Necatigil, düşürüyor kaleminin ucuna:
‘Beşiktaş’da Barbaros Meydanı/ Sağı anıt, solu türbe/ Ortası kare şeklinde,/ Parkıdır yoksulların/ Bilhassa yaz ayları.’
dizeleri, onunda oralarda turladığının delilidir, otuz ikilerine gelmiş şairin yalnızlığını paylaşmak adına olmalı desem kim inanır?
Kader (!) karşısına hanım hanımcık stajyer öğretmen Huriye Hanımefendi’yi çıkartır (1948); ertesi yıl dünya evine girerler (1949). Ne demekse (?) öyle söyleniyor (!) aile bağlarıyla kafanızı şişirmeyeceğim! Günün birinde, denemeniz kısa olmuş; mümkün değil miydi acaba (?) uzatmak diyenlere; ‘dizilerin her saniyesi paradır’
yanıtını vereceğim!

Beşiktaş’da, köpek balığını anıştıran, Camgöz Sokağı vardı; bir zamanlar, maziye (!) Baktım:
’… Nekadar şendik,/ İkimizin mes’ud olmak emeli vardı.’
Osman Nihat Akın dizeleri, Şükrü Tunar’ın notalarına dökülmüş, Hüzzam Makamı, Curcuna Usulünde!

Bidonumdan Kur’Ağaç’ın (çook zaman geçmiş) hanım arkadaşı ‘F’nin gülümseyen, mutlu bakışları döküldü önüme yol boyu (!) VE Tarancı’nın ‘Abbas’ şiirinin son ikilisinde Kur’Ağaç’a şöyle seslenmiş:
‘Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’dan/ Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.’
soralım, istiyor mu bakalım?!

“Hadi ordan git işine, dolama adımı diline!”
“Tamam, niye kızıyorsun, şunun şurasında anıları ak kâğıt üzerine döksem fena mı olur?!”

Beşiktaş Belediyesi, “ESKİ SOKAK” şiirine ve şairine cemile olarak ‘Behçet Necatigil Sokağı’na dönüştürdü ‘Camgöz’ adını…

Bakın, yaşanmışlığın geçmişi nasıl söylenmiş 15 dörtlüğe; sıkılmayın diye, dördünü intihal ediyorum:
‘Küçük ahşap bir dizi evlerdi/ On yıl önce o sokak./ Sonra geniş caddelere çıktık/ Apartman–sizden uzak. // Çocuklar orda büyüdü/ Orda okula gitti,/ Komşunuzduk ama görüşemedik/ Hiç vakit yoktu. // Sizdendik, yalnız biraz okumuş,/ İki kadın, bir erkek, iki çocuk/ Uykulu, acele bir karıkoca/ Bizdik GEÇEN önünüzden başları eğik.

Hatırlıyor musunuz (?) güfte Yahya Kemal, beste Muzaffer İlkar, usul aksak, Makam Nihavend:
‘Dün kahkahalar yükseliyorken evinizden/ Bendim GEÇEN ey sevgili sandalla denizden.’
nağmelerini.

//Akşamları çanta, file–yorgun, ağır/ Dönerdik eve./ Bir hamal bile tutmaz cimriler!/ diye düşünürdünüz her halde.’
Uzun kaçtı, biliyorum; ama ellili yılları nasıl anlatabilirdim; siz söyleyin (!) yaşanmadıkça…

Yine de sözcükler KİFAYETSİZ gelir! Bakın bidonumun derinlerinden kim sesleniyor?

Orhan Veli, diyor ki:
‘Ağlasam sesimi duyar mısınız,/ Mısralarımda./ Dokunabilir misiniz,/ Gözyaşlarıma ellerinizle? // Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,/ Kelimelerinse KİFAYETSİZ olduğunu/ Bu derde düşmeden önce…’
Orhan Veli
Orhan Veli

Sürdürüyorken şairimiz adına yapılan güzellikleri; 1964-1979 arası oturduğu ‘Deniz Apartmanı’ girişine, yaşadığına dair plaket çakılmış, hafızalardan silinmesin diye!

Sürecek
The following two tabs change content below.
Feridun BENDEN

Latest posts by Feridun BENDEN (see all)