PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

17 Eylül 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

ŞİİRLİ BAHÇE
55
Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili Edebiyatı Bölümü tamamlandığında takvim, 1940’ı göstermektedir; ardından dil öğrenmek gelir ki, daha önce Fransızca, entelektüeller arasında geçer akçeymış! (Şinasi, Cenap Şahabettin, Yahya Kemal, Ahmet Haşim v.b…)
II. Yıkım Savaşı’nın ortasında Almanca önem kazanmış; Nazi Faşizm’inden kaçan hocalar, (Barış için yazılmış betiğe imza atanları düşünün (!) çoğu işlerinden oldu, bazıları içeri tıkıldı) İstanbul Üniversitesi’ni mesken edinmişler.
‘Yârim İstanbul’u mesken mi tuttun?/ Gördün güzelleri beni unuttun’
türküsü hesabı; altmışların başında Haydarpaşa’da trenden inilip Sirkeci Garı’ndan (Bir zamanlar içki menüsü keseye uygun restoranında kafayı çekmişliğim çok vardır, tuhaf işimden dolayı!) başlayan Türk İşçi Göçünün kayıp insanları; Stuttgart, Köln, Hamburg, Düsseldorf, Münihler’de, getto ve hayımların misafiri olmuş!..
Kur’Ağaç’ın da öyküsü vardır ya:
“Şimdi sırası değil, âdet çıkarma (!) başımıza”
fırçasıyla, susturdu, beni!
Türkiye’ye gelen öğretim görevlilerinin konularına göz atalım diyorum:
İktisatçı, tarihçi, bakteriyolog, botanikçi, kimyager, hukukçu, pediatrist, cerrah, ürolog, astrofizikçi, müzikolog, ressam, tiyatrocu, edebiyatçı, Hititolog; bunların adlarını da koyarsak yanlarına…
Hoca’nın sesini duyuyorum: “Yeterrr (!) kısa kes sobalık olsun!”
Ah unuttum!
Yukarda sıraladığım meslek sahiplerini, geri isteyen Hitler, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya posta koyar:
“Benim ortadan kaldırmak istediğim bu Yahudi Alayı’nı, Mustafa Kemal koruyamaz, buna müsaade etmem!”
tehdidi; bakın Kemâl Atatürk’den nasıl:
“BİR ONBAŞI, BENİ CİNAYETLERİNE ALET EDEMEZ!”
diye dönüyor, nerede şimdi böyle DEVLET adamları?!
“Sinoplu’ya sor!?”
“Bırak da anlatayım Kur’Ağaç!”
Çeşitli liselerde görevini sürdürdükten sonra; şimdi, PROJE (ne fiyakalı sözcük!) Okulları kapsamına giren; İstanbul Pertev Nihal ve Kabataş liseleri, uğrak yerlerinden olur.
Şair, yazmaktan başka ne isteyebilir ki?!
17 şiir kitabı; (Meraklıları daha fazlasını bulabilir, iddia etmeyeyim, oynadım İDDAA (!) maç lotosunu, herkes kazansın istedim, son rakı paramı da devlete ütüldüm!) içlerinden Yüksel Pazarkaya’ca ‘SOLGUN BİR GÜL DOKUNUNCA’ Almanca’ya çevrilmiş,(1988) ne dokunaklı sözcükler, bunlar böyle?
‘Çoklarından düşüyor da bunca/ Görmüyor gelip geçenler/ Eğilip alıyorum/ Solgun bir gül oluyor dokununca.’
dizelerinin çağrışımları; hayatın trenini kaçırmış ahmağın tiradında (!) ”YILDIZLARA BAKMAK İSTİYORUM” Radyo Oyunu’nun en çarpıcı çığlığına dönüşüyor; (Gel de anımsama ‘Çığlık’ tablosunun mizansenini kuran, Norveçli ressam, Edvard Munch’u) ve ortaya saçılıyor, şiir güzelliğinde!
Behçet Necatigil
Behçet NECATİGİL
Radyo Oyunları, 4; Düz Yazıları, 3; Antolojileri, 3; mektupları, 2; Sözlükleri 2; çevirileri, 36; toplam 67 kitap; (Dile kolay!) ödülleri, Yedi Tepe Şiir Armağanı, ‘Eski Toprak’; Türk Dil Kurumu, ‘Şiir Ödülü’; şimdi bu kurumun adına Fatihâ okunmuş, ne bilgelik ama (!) ressam (?) Evren Paşa’nın ki (!) duyuyor musunuz (?) ‘Our boys (…) fısıltısını, unutmak ne mümkün?!
Bu kitapların adlarını öğrenmek istersiniz ya; o zaman kütüphane kataloğuna döner, denememiz; yalnız meraklısı için tuğla kalınlığında Ahmet Güntan’ın ‘parçalı ham’ şiir kitabının içeriğini önereyim; at sepete doldur mantığıyla yapılmış ve emek verilmiş ilginç bir şey!
Sürecek
The following two tabs change content below.
Feridun BENDEN

Latest posts by Feridun BENDEN (see all)