PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

24 Ocak 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

ŞİİRLİ BAHÇE
39
Biraz tarih: asırlık çınar, Halil İnalcık, (Altmışlı yılların başlarında karşılaşmış mıydık?) Hocaların hocasını, yâd ederek:
Yıl,18 Haziran 1914, henüz Harb-i Umumî patlak vermemiş, dünya Neyzen’in yaşantısı misali!
Avusturya Veliahtı, Arşüdük Franz Ferdinand, Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip’ın mermilerine hedef olduğu an… (Daha anlatacak çok şey var amma yıllar önce hocalığa veda ettim!)
10 Ağustos 1914 öğle sonrası, İngiliz Komutan, Amiral Ernest Troubridge yönetimindeki İndomitable ve İndefatigable adlı kruvazörlerin önünden kaçan; her ikisi de Alman yapısı, Goeben (Yavuz), Moltke Sınıfı ağır kruvazör; Breslau (Midilli), Magdeburg Sınıfı hafif kruvazör; Koramiral Wilhem Souchon komutasında, Çanakkale Boğazı’nı apazlayarak art arda geçiş yapmakta…
Goeben’in Pruvasında Alman komutan; başı dik, sol elinde dürbün, muzaffer komutan edasıyla İngiliz Amiral Troubridge’den sıvışmaktadır; birincisi başarısızlığından dolayı Askerî Mahkemede yargılanır; öteki, Osmanlı Kapudan-u Deryalık’a -Osmanlı Donanma Komutanı- atanır; (hayat böyledir işte!) ileriye bakmakta, yanında yaveri, rüzgârdan sesini duyurmak için avuçlarının içine ağzını siper etmiş, anlaşılamayan diyaloglar…
Kıç tarafta seçkin yüksek rütbeli subaylar, güzelim boğaza kaç şehit gömüleceğini, kendilerinden ne kadarının toprağı bol olacağını bilmeden esas duruştalar; makine dairesinde ocağa kömür atan kapkara yüzlü Alman makinistler, 4 Ağustos 1914’de Sicilya’nın Messina Limanı’ndan kömür yüklemişler, kaptan köşkünde şapkasından anlaşılacağı üzere gemiyi sevk eden kişi: “Hızımız?”, “On üç knot kaptanım!” ikinci kaptanın yanıtı oluyor bu, “Çok yavaş, uyuyor mu bunlar(?), ocağı ateşlesinler (!)”, “Emredersiniz komutanım!”, ”Sekstant!”, “Her şey normal komutanım!”…
11 Ağustos 1914 İstanbul Boğazı’nda Dolmabahçe sularına şakırdayan zincir sesleriyle çıpayı derinlere, taa derinlere bırakan iki Alman kruvazörü, (b)alıklar şaşkın! İngiltere’ye sipariş edilen gemiler; Sultan Osman I ve Reşadiye, Churchill’in emriyle, kıyamete dek beklenecek (!) bizimkiler kızgın!!
16 Ağustos 1914, paraları ödenmesine rağmen verilmeyen gemilerin yerine Alman Goeben ve Breslau’ya Osmanlı Bayrağı çekilecek, satın alındığı söylenecek, taşeron firma hesabına, Karadeniz’e çıkacaklar, Sivastopol, Odesa, Novorossisk ve Fedosya’yı topa tutacaklar. (Ah ah (!) her şeyi anlatmak istiyorum ya, Neyzen güme gidecek!)
14 Kasım 1914, Osmanlı, Harb-i Umumî’ye duhûl olacak.
Oh be (!) niye uzattık peşrevi böyle?
Savaşa girilince, eli silah tutan yedisinden yetmişine her Osmanlı cepheye diyorum; ama 1839 Tanzimat Fermanı’na göre, parayı veren düdüğü çalar; gidenler şehit, kalanlar gazi olur ya; halk arasında özetlenmiş ‘ne şehittir ne gazi!’ gerisini tamamlamak ferasetinize kalmıştır artık…
Kahramanımız da göreve çağrılır, Muhtar Paşa’nın emriyle Mehteranın başı olur; hayatında bir gün dahi başkasınca yönetilememiş, yönlendirilememiş, kendisi de kimseye emir buyurmamış Neyzen, her zaman kaosun sarhoşluğunu seçmiş; onun için Muhtar Paşa, Yalova kaymakamı rütbesinden daha yukarı olmamış (!) görevini savsaklamıştır.
Ancak, İstanbul Merkez Komutanı Albay Cevat Bey’in emirsiz isteğini kıramamış mansıbının başına tekrar avdet etmiştir…
Şefik Kolaylı
Şefik Kolaylı

Kurtuluş savaşı biter, kuruluş günleri başlar, yıl 1926, Neyzen, soluğu Ankara’da yaşayan kardeşi, Şefik Kolaylı’nın yanında alır.

Sürecek
Not: uzunca oldu ya; yapacak bi’şey yok!!

The following two tabs change content below.
Feridun BENDEN

Latest posts by Feridun BENDEN (see all)