PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

23 Kasım 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

ŞİİRLİ BAHÇE
32

Mehmet Âkif’le tanışıklığı ve dostluğunun güzelliğiyle, Neyzen’in hayatına: Edirneli Kocabaş Arif, Tanburî Aziz, İzmirli Hâfız Ahmet, Hersekli Ârif Hikmet, Halide Edip…

Sayayım mı daha? Say say diyorsunuz ya, askerlik yapanlar bilir, yapmayanlar öğrenir: acemi eğitimde, moral için her tertibe rastlayan ve Pazar günü eğlencesine gelen dansöze; “aç aç!” diye tempo tutulurdu; hayali, ömre değer gençliğimde…

Ahmet Rasim (Şirli Bahçem’de mülk sahibi olmadığı için şiirlerinden bestelenmiş şarkılara ve onun olağanüstü yaşamına küçücük paragraf açamamanın hüznü var üzerimde şu an!) ’in ricasıyla Ma’lûmat Gazetesi’ne şiirleriyle katkısı olmuş; ancak adı, ’İbnü’l Fehmi Mehmet Tevfik’e tebdil edilmiştir.

Babanzâde Naim, İbnülemin Mahmut Kemal, Uşşakîzâde Halid Ziya, Ahmed Haşim, Tevfik Fikret, Tanburî Cemil, Kemençeci Vasil, Yunus Nadi, Udî Nevres, Hacı Ârif Bey ve daha niceleri dolu tanelerince düşecek kıvırcık beyaz saçlarına ve Dr. diploması verilecek (!!) ne güzel olurdu, Neyzen dostlarının kısa, ilginç yaşam öykülerinden söz etmek burada; başka bahara diyeyim, zaman yarışmaz ise benimle, belki yalnız Neyzen için uzun upuzun eğlenceli biyoğrafi üzerine çalışırım umuduyla…

Ziya Paşa yine utanacak; ne demeyedir tüm bunlar: Hayat Dar-ül Fünûn’u belgeleridir, yabancı ülkelerde alınmış, hatır gönül adına ya da parayla verilen Dr.ünvanları değildir ki, niceleri bilinir!

Sonrasında gelsin plak çalışmaları; ama rakı-şarap aşkı yok mu (?) ah ah (!) kehanet doğru çıkacak galiba, aceleciliğim Ziya’ya ve Nostradamus’a özür borçlu olduğumu söylüyor!

Giderek çalışmalar aksamağa başlar üç beş plak dökülür plakçı dükkânlarının kapısına…
Azâb-ı Mukaddes (1949) adlı kitabında beni yalanlarca, sayının yüze ulaştığını söyler, bencileyin şom ağızlıların da, çanına ot tıkar (!) hiç çalmasın diye!


Hayat biter yol bitmez hesabı; Neyzen ünlü olmuştur!

Köşklerin, konakların, yalıların, savaş zenginlerinin kâşanelerinde üfler üfler üfler…
Çok mu para kazanmıştır (?) İsmet Paşa söylemiyle: “Hadi canım sende!”
Nedim’in kasidelerindeki methiye bölümü, davet edildiği mekânlarda küfre dönüşür…
Ellilerde Yeşilçam dünyasına düşer…

Art arda “Onu Affetim” ve “Ağlayan Şarkı” adlı filmlerde-görmüşlüğümle ‘Selçuk Altunca’ övüneyim (!) -rol alır ya, düşündüğünüzce (?) değil; para, nanay!

Bu arada önemli kişilerin ısrarlarına boyun eğer; ölümünden bir yıl önce, 1952’de Şehir Komedi –gerçekten de gösteri komedidir- Tiyatrosu’nda jübilesi yapılır…

Sürecek

The following two tabs change content below.
Feridun BENDEN

Latest posts by Feridun BENDEN (see all)