PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

23 Kasım 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

ŞİİRLİ BAHÇE

28
Neyzen, çocukluğunda da yaratıcıdır; arkadaşı Avram Galanti: (4 Ocak 1873 doğumlu, öyle fasulyeden biri değil (!) Musevi asıllı eğitimci, siyaset adamı)

“Taze söğüt dallarını keser, biçer; kendi Ney’ini icat eder, onu çalarak çevresindeki arkadaşlarına parmak ısırtırdı.” der.

Babası pişman mıdır (?) bilemem!

Dinî farizâlarını yerine getirdikten sonra Tepecik Camii’nin yanındaki kahvehanede baba; soluklanma, dostlarıyla hoşbeş etme keyfini sürerken; oğlan, oradaki dervişlerin ney üflemelerine âşık olur.

Vakit erkendir deyû, babasının itirazları nedeniyle sevgilisine uzun süre kavuşamaz, çok sonra (!)12 yaşında, Mecnûn’un Leyla ile karşılaşmasındaki:

‘Sen benim Leylam değilsin!’

dizesine aldırış etmeden, Urla’da, Neyzen Berber Kâzım’dan el almayı güle oynaya kabul eder ya; babasının olmazlamasına epilepsi (sara) hastalığı yetişir; annesinin himmetiyle İstanbul’un yolu tutulur. Araya taraya ‘Pepo’ adlı doktorun yolu bulunur; hastalık için çare:

“Fazla üzerine düşmeyin, bırakın hoşlandığı şeyleri yapsın!”

sözleri, Tevfik için:

‘Bundan iyisi Şam’da kayısı!’ olur.

‘Ney’iyle gezer tozarken; baba, oğlanın avareliğine dur der; zira kendisi Rüştiye Mektebi hocasıdır; oğlunu aşka-meşke bırakacak değildir; hani kızı, kendi başına bırakırsan, ya davulcuya ( büyüklerimizden birinin kızı örnektir) ya da zurnacıya gider hesabı; adam olsun diye İzmir Yatılı İdadisi’ne postalar.

Ruhu yine kaçak yapar; pat pat yerlere serilmeğe başlar. İnsan kendi kendinin doktoru olmalı, söyleminin peşine düşerek, İzmir Mevlevîhanesi’nin yolunu tutar.

Bu kez, Ziya Paşa’nın:

‘Bî baht olanın bağına bir katresi düşmez,/ Bârân yerine dürr-ü Güher yağsa semâdan.’

(Bunun argodaki Türkçe karşılığını söyleyemiyorum (!) Neyzen değilim ki!) kehaneti tutmaz; bakın onun bağına düşenlere:

Tokadîzâde Şekip, Tevfik Nevzat, Ruhî Baba veee Şair Eşref! Gelsin yabancı diller; başta Türkçe (Nice büyük büyük yazarların çeviri Türkçe’sini hatırlayın!), Arapça (İsmi lazım değil liselerden mezun olanları düşünün (!) ezbere okuyabildikleri âyetlerin ve Türkçe terceme (!) –doğru yazılmıştır-lerini), Farsça (Paylaşılamayan Mevlâna Celâleddin-i Rûmiyi hatırlayın!) öğrenir, kuşku duyar!

Sürecek

The following two tabs change content below.
Feridun BENDEN

Latest posts by Feridun BENDEN (see all)