PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

9 Mayıs 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Odalarımızın penceresinden gelen buram buram çiçek kokusuyla yeni bir güne başladım. Biraz müzik dinledim. Arka balkondan doğayı inceledim. Karşı evin bahçesinde koşuşan tavuklara, ördeklere ve köpeğe baktım. Ve dört bir tarafı sesiyle büyüleyen küçük kuşları izledim.

Yine oldukça hızlı geçen haftalardan birisini geçirdim. Bir iyi bir kötü haberler alarak haftayı tamamlıyorum. Ben çok küçük bir çocuk iken hep bir zürafam ve filim olsun isterdim. Onları gönlümce beslemek ve onlarla oynamak isterdim. Hayvanları oldum olası çok sevmişimdir. Belki de bu nedenle pek çok hayvana bakmışlığım var. İki ya da üç yaşlarımdayken babama bir arkadaşı maymun hediye etmiş. Maymunu daha sonrasında babam eve getirmiş. Oldukça hareketli bir çocuk olan ben, maymun beni ısırınca korkmuşum ve dediklerine göre ilk defa o kadar uslu durmuşum. Babam hâl böyle olunca maymunu geri arkadaşına götürmüş. Daha sonra ne oldu ne bitti inanın bilmiyorum. Tek bildiğim şey bir dönem Düzce’de bir maymunla tanışmış olmam.

Bir ara sincap bakmak istiyordum. Babam beni kırmamış Osmaniye’deyken bir çift sincap getirmişti. Ne yazık ki bir tanesi kaçıp gitmişti. Diğerini ise elime bile alamadan götürmek zorunda kaldılar. Çünkü aşırı hareketliydi ve sürekli kaçıyordu. Yine de sincapları halen seviyorum. Tüm bu hayvanların dışında köpek, balık, ördek, kaz, kartal, tavşan ve kuş bakmışlığım var. Şimdi ise ailemizin beşinci üyesi Ares’imiz var. Ares’i barınaktan sahiplendiğimizde çok ürkek bir kediydi. Oldukça zor zamanlar geçirmişti. Önceki yazılarımda size bahsetmiştim. Hep bir kedimiz olsun isterdim, sonunda oldu. Pek çok insandan zarar görebilmemiz mümkün ancak hayvanlar kendilerine tehdit oluşturmadığımız müddetçe kimseye zarar vermezler.

Geçtiğimiz günlerde kısa bir animasyon paylaşıldı. Hayvanlar üzerinde yapılan testleri ekrana taşıdılar. Daha animasyonu izlerken içim paramparça oldu. İzlemek istersiniz diye aşağıya bırakacağım. İzleyecek olursanız lütfen yanınızda çocuk olmasın. Nasıl bir cani çağdayız biz? İnsanoğlunun birbirine yaptığı zulüm yetmezmiş gibi bir de sesini bile çıkaramayan canlılara el uzatılıyor. Hayvanların denek olarak kullanılmadığı testler de mevcut. Lütfen görmezden gelmeyelim. Onlar hepimize emanet. İnsan sağlığı uğruna hayvanların ölümüne sebep olan deneylerden vazgeçilsin. Neden farklı yollarda testler yapılabiliyorken hayvanlara el uzatılsın ki?

La Fontaine’ nin fabllarını biliyorsunuzdur. Ben çocukken onları okumayı çok severdim. Hep hayvanların konuşabilmesini isterdim. La Fontaine hayvanlar üzerinden insanlara o kadar doğru bilgiler vermiş ki… Şu gün okuduğunuzda belki de o öğütleri çok daha iyi anlayacaksınız.

Örneğin:

“Kurdun biri, ırmaktan su içen kuzuyu gözüne kestirmiş. Kuzuya bağırmış: “Sen benim içtiğim suyu niye bulandırıyorsun!” demiş.

Kuzu: “Ben sizin suyunuzu nasıl bulandırırım? Siz yukarıdasınız, ben aşağıdayım. Su yukarı doğru akmıyor ya!” demiş. Kurt sinirlenmiş: “Sen ne haddini bilmez bir kuzusun, seni ilk gördüğümde yemediğime pişman ettin” demiş.

Güçlü olanlar bahanelere sığınarak her zaman kendilerini haklı çıkarırlar.

Ne kadar da doğru söylemiş. Öyle değil mi? Hayvanların huzurla dolaşacağı günler diliyorum. Haftanız güneş ışığı kadar aydınlık geçsin. Mutlu haftalar.

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)