PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

23 Kasım 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Senden Mezun Olasım Yok!

İstanbul’da bu aralar hava çok eserekli. Bir yağmur, bir güneş. Sonra bir daha yağmur… Benim de ruh halim biraz öyle…

Güneşi yakalamışken hazır, iki ders arası da vaktim varken, sabah kahvaltısını daima uyandıktan en az üç saat sonra gören mideme bu sefer fazla eziyet etmeyeyim dedim. Bir elimde sandviçim diğerinde kahvem, önümde uzun zamandır okunmayı bekleyen kitabım    bizim okulun -şu meşhuuuuuur- çimlerine yayıldım.

Bundan dört sene önce kayıda geldiğim gün ve akabinde yaşanan yüzlerce gün, film şeridi hızında zihnimden geçti. O ilk günü, giydiklerim ve içimdeki hisler de dahil olmak üzere, bütün detaylarıyla hatırladım. Soundtrack olarak güne uygun bir Yann Tiersen kulağımda. “A Quai…”

Saat öğlen saatleri olduğundan mıdır, kediler yok ortalıkta. İnsanlar koşturuyorlar. Az ilerimde bir çift güneşleniyor. Uzakta da tek tük insanlar.

Dördüncü sınıf olduğum için okula artık başka bir gözle bakıyorum.

Bana burası hep “dünya” gibi gelmiştir.

İstiklal’de yürürken -kalabalıktan bunalmaktan ruhum fırsat bulursa- bazen buna benzer bir duyguya kapılırım. Ama Boğaziçi’nde öyle değildir işte.Her yerinde, her gün, Birleşmiş Milletler gibi, gökkuşağı gibi, her renk, her ses, her tarz..

“Üniversite” kelimesi “university”den geliyor malumunuz. “University” de “universitas”tan. Universitas da birlik falan demek. Üniversite kendi içinde bir âlem(universe)… Kampusun içindeyken dışarda savaş çıksa haberiniz olmaz (ki Kuzey Irak’a girildiğinde benim olmadı).

Burda bir arkadaşımın deyimiyle bir hafta parasız yaşayabilirsiniz. Gecenin üçünde elinizi kolunuzu sallaya sallaya herhangi bir tedirginlik hissetmeden dolaşabilirsiniz. Benim gibi bir ayrıksı için burası bir nevi kurtarılmış bölge.

(Heh geldi yemeğimin ortağı. Buranın kedileri de bir âlem. Densiz ve girişkenler).

İnsan evet, kaybetmek üzereyken daha bir anlıyor kıymetini.

İlk geldiğim gün de “evet, burada okumalıyım” demiştim, bugün de “iyi ki burdayım” diyorum.

İnsanların bıraktığı ilk intibalar ne kadar önemliyse, mekânların da bıraktıkları o “ilk”,  o kadar belirleyiciymiş.

Bahardan mıdır özgelgitlerimden midir bilinmez, bu yazı da böyle ne dediği çok da anlaşılmayan, çok şeyi aynı anda demeye çalışan bir yazı oldu sevgili okurcan. Ama sen sen ol, “işte buu!” demediğin bir yerde yaşama.

The following two tabs change content below.

Sufistike

Psikoloji lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi'nden aldıktan sonra Polonya'da gönüllü olarak çeşitli AB projelerinde çalıştı. University of Birmingham'de psikoloji alanındaki yüksek lisansını tamamladıktan sonra Türkiye'ye döndü ve hala aynı alanda doktora eğitimine devam etmekte. Şu sıralar akademik çalışmalarını Almanya'da sürdürüyor.

Latest posts by Sufistike (see all)