PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

18 Eylül 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Dün kitaplığımdaki kitaplarımın yerlerini değiştirdim. Birden elime Şeker Portakalı’nı aldım. Bu kitabı okuduğumda ne kadar da heyecanlanmıştım. Hatta kitap biter bitmez “Acaba devamı var mı?” diye çok merak etmiştim ve araştırmıştım. Evet bu güzel kitap meğerse bir seriymiş. Hemen serinin diğer kitaplarını da sipariş etmiştim. Kitaplar gelir gelmez devamını okumuştum.

Muhakkak aranızda bu kitabı okuyanlar vardır. Umarım benim etkilendiğim gibi sizler de etkilenmişsinizdir. Bana göre bu güzel hikâyeyi sadece çocuklar değil herkes okumalı. Öyle çocuk kitapları var ki size her yaşta farklı duygular ve düşünceler katıyor. İşte Şeker Portakalı’ da bunun en güzel örneklerinden biri.

Bu büyülü kitaptan sizlere biraz olsun bahsetmek istiyorum. Kitabı okumaya başladıktan hemen sonra kendinizi Zezé’nin mücadelelerle dolu dünyasında buluyorsunuz.

Bu kitap Brezilya edebiyatının başyapıtlarından biri olarak kabul ediliyor. Hatta yazıldıktan çok kısa bir süre sonra dünyada büyük yankılara sebep olmuş. Okumaya başladığınız andan itibaren Zezé ve onun sevgili arkadaşı Portuga’nın hayatı kendi kendilerine öğrenme serüveninin içinde kayboluyorsunuz. Zezé yetişkinlerin dünyasına adeta meydan okuyor. Yoksulluk ve acıyla mücadele eden beş yaşındaki bir çocuğun umut dolu hikâyesine şahit oluyorsunuz.

Biliyor musunuz? Şeker Portakalı, kitabın yazarının çocukluğundan izler taşımakta…

Dün bu kitabı tekrar okumaya karar verdim. Sonra Şeker Portakalı ‘mı yanıma aldım ve doğa yürüyüşüne çıktım. Dışarısı çok güzeldi ama hava çok sıcaktı. Bahçelerin arasında dolaştım. Rengarenk çiçeklerin arasından geçtim ve saman balyalarının üstüne oturup kendimi Zezé’nin büyülü dünyasına bıraktım. İşte tekrar o küçük çocuk oluverdim.

Sonra kuşların cıvıltısını dinledim. Portakal ağaçlarına baktım. Tıpkı Zezé’nin arkadaşı Portuga’ya baktığı gibi… Hani o da aslında küçük bir portakal ağacı fidanıydı ya işte ben de öyle baktım. Daha sonra kafamı masmavi gökyüzüne doğru kaldırdım ve kitaptaki şu diyaloğu tekrarladım:

“- Neyi bekleyeceğiz Zezé?

-Gökyüzünden güzel bir bulutun geçmesini.”

Ve işte o anda önümden gerçekten de çok güzel bir bulut geçti. Diğer iki kitabı da Şeker Portakalı’nı beğendiğim kadar çok beğenmiştim. Serinin ikinci kitabı Güneşi Uyandıralım’da Zezé artık on bir yaşında. Maalesef arkadaşı Portuga yok ama yeni arkadaşlar edinmiş. Yeni arkadaşları kim mi?  Yüreğinde taşıdığı bir kurbağa ve hayali bir film yıldızı. Son kitabımız Delifişek’te ise karşımızda artık yetişkin bir Zezé var. İlk iki kitaptaki arkadaşları yok ama Sylvia adında sevdiği bir kız var.

Kitabımı kapattım, Brezilyalı müzisyenlerden birinin bestesini açtım. Sizlere de dinlemeniz için yukarıya o besteyi bırakıyorum. Umarım dinlerken keyif alırsınız.

 

Brezilya henüz gitme fırsatı bulamadığım ama gidip gezmek istediğim ülkelerden birisi. Oldum olası Brezilyalıların renkli, eğlenceli ve neşeli insanlar olduğunu düşünmüşümdür. Eğer bir gün gidersem deneyimlerimi sizlerle paylaşacağımdan emin olabilirsiniz.

 

 

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)