PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

6 Aralık 2022

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Çok düşündüm…

Bizim neden şöyle adam gibi orjinal bir masalımız yok diye…

Oku oku, sonunda bir yerden alıntı olduğu belli bir hikayeye dönüşüyor! Ucu ya Iran’a ya Arabistan’a dayanıyor.

Şahmaran genel olarak İran-Türk mitolojilerinde anlatılarında yer bulmuş bir yılan kadın efsanesi.

Yaşadığı yer Tarsus  kabul ediliyor. Bir çok mitle bağlantı kurularak anlatılan versiyonları var. Lokman Hekim, Hızır Aleyhisselam dahil!

Efsanede bilgeliğin affediciliği ve yapıcılığı öğretiliyor…. ve Tanrıdan gelen bilginin Tanrı tarafından seçilene aktarılacağı altı çizilerek vurgulanıyor.

Konusu da tıpkı Yusuf peygamberin başına geldiği gibi bir gibi kuyuya bırakılma hikayesiyle başlıyor.

Bu sefer kuyu balla dolu!

Kuyuda kalan Camsap gizli bir yolla yılanların şahı Şahmaran’ın ülkesini buluyor .

Yanında kaldığı zaman zarfında Şahmaran, Camsap’a gitmemesi için tıpkı 1001 gece masallarındaki Şehrazat gibi hikayeler anlatıyor… Ama Camsap israrla geri dönmek istiyor… Şahmaran da yerini kimseye söylememesi şartıyla, geri dönmesine izin veriyor.

Camsap, tekrar yurduna döndüğünde yeminine ihanet edip onu yakalatıyor…  Şahmaran ölürken bile Camsap’a iyilik edip bilgeliği ona aktarıyor.

Kısaca konu bu.

Filmde bayağı bir değişikliğe uğramış… Olabilir tabi, senaryo başarılı olsaydı daha izlenebilir olabilirdi!

Film, Zülfü Livaneli’nin 1993 gösterimli “Şahmaran” filmi…

Düşündüm… filmi izleyince yine düşündüm…

Neden senaryolarımız derine inmekte bu kadar zorlanıyor ve filmlerimiz belli bir seviyenin altında kalıyor diye…

Siz de Türk filmlerini dakikalarca izleyip izleyip benim gibi tatmin edilemiyorsanız, okuduklarınızı raflara bıkkınlıkla kaldırıyorsanız, benim “Hoşnutsuzlar Klübü”me hoş geldiniz !

Hastalık bir bedene yerleştiyse her yere sirayet etmiştir.

Yüksek lisans yapmadım ama eminim bu kopyacılık ve yüzeysellik akademik tezlerde bile vardır.

Kim bilir hangi ecnebi araştırmacının çalışmalarından, kimlerin doktora tezlerinden tırtıklamalarla hazırlanıyorlardır tezler.

Aramızda bana katılacak akademisyenler olduğundan hiç şüphem yok!

Bu mesele de aslında tam olarak akademik bir araştırma gerektiriyor bence…

Neden böyle olduğumuz!

Neden araştırılmıyor?

Dış ülkelerden kopya çekilemeyeceği için zor bir tez konusu herhalde!!!

 

Bu aralar efsanelere mitolojiye sardırdım.

Mitlere, Yunan mitolojisine eskiden beri meraklıydım da, Mezopotamya mitolojisine yeni sardırdım. Resmen bir yayınevinin külliyatını toptan satın aldım. Kargocu çocuğun beli çok ağrımıyordur inşallah.

Bendeki bu zinciri boşalmış halin nedeni  Şahmaran’dı. Oyuncular Türkan Şoray, Faruk Peker…

Daha evvel nasıl olmuş da izlememişim!

Keşke önceden izlemiş ve bu yaşadığım hayal kırıklığını daha önceden yaşamış olsaydım !..

 

Siz izlemiş miydiniz bu filmi?

İzlemediyseniz, bence zaman harcayıp izlemeyin! Boşu boşuna gözleriniz yorulmasın!

Hayır efendim, başarısızlığının nedeni eski teknoloji olması değil… olay çok derinlerde.

 

Eski teknoloji ile çekilmiş nice şaheserler var.

Öz cümesi zayıf! Yönetimi zayıf! Filmin kendisi ZAYIF!

 

Merak ediyorum, bizim insanımız hayallerini bile  başka bir yerden mi çalıp kendine yapıştırıyor?

Severken sevişirken önceden bir yerlerde gördüğü şeyleri mi taklit ediyor?

Mesela öpüşürken, kıytırık bir filmin kıytırık bir aşk sahnesinde gördüğü gibi mi öpüşüyor?

Kendini keşfetmeden… sevdiğini keşfetmeden… kendi keşfine sevinmeden !

 

Ne zavallı bir yaşamdır bu!

Ne kadar gereksiz bir yaşam!

Suyunun suyu!

 

Kızdım!

Kızdığım için başa sardım!

Her şeyi baştan elden geçirmeye başladım!

Hepsiyle halvet olmaya karar verdim! Tüm insanlığın, hayal gücü, korkusu ve ihtirası ile!

Sadece Mezopotamya ile değil, Orhon Yazıtları’yla, Türkmen Efsaneleri’yle, Dede Korkut’la, Mısır hiyeroglifleri, Çin mühürleri , Şaman metinleri , Rus-İskandinav-Kelt mitolojileriyle, Tepegöz’le… daha bir sürü gereksiz görünen bilgiyle!

Bunu niye yapıyorum?

Aklıma düzen, raflarıma düzen, beğenime düzen getirmek için!

Kalite için!

Daha derine inebilmek için nefes egzersizleri bunlar…

 

Şimdi diyeceksiniz ki, e okuyunca orjinal bir yaratım yapılmaz ki, etkisinde kalıp benzer şeyler üreteceksin…

Hazım denen bir şey var.

Siz peynir yiyince, peynir gibi şeyler mi üretirsiniz?

Onu sindirir , kemiklerinize kaslarınıza yararlı hale getirir, bambaşka şeyler üretirsiniz.

 

Emin olduğum şey,

Koskoca güçlü bir efsaneye, zayıf bir ana fikir oluşturmayacağım,

Türkan Şoray gibi yakın planda iyi resim veren oyuncuları bu kadar genel planda çekmeyeceğim,

İhtiras gibi şiddetli bir duygunun içini iğrençlikle boşaltmayacağım,

Adı Yusuf olan bir güzelliği, asla gaga burun ve bitişik gözlerle betimlemeyeceğim,

Dahasını saymaktan imtina ettiğim sayısız kofluktaki bir senaryoyu, durmadan zoom in zoom out ile çekmeyeceğim!

Kesinlikle emin olduğum şey;

ASLA BÖYLE BİR FİLM ÇEKMEK İSTEMEDİĞİM !

 

Evet çok hoşnutsuzum!

Evet oturdum, okuyorum!

 

Bu durumda galiba halinden hoşnut olan bir tek internetteki kitap satış sitesi !

Adamları zengin ettim !

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazar Hakkında

The following two tabs change content below.
M.Ü. Güzel Sanatlar Sinema-Tv ve T.Ü Fermente Ürünler mezunu. 23 yıl TRT çalışanı, şimdi emekli. 2D- 3D animasyon , seramik, botanik, kaligrafi, geleneksel el sanatları meraklısı... Biraz tiyatro ve müziğe bulaşmışlığı da var... bir de yazmayı seviyor.

Latest posts by Renkli Kalem (see all)