4 Temmuz 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Sahibinden Satılık: Bebek patikleri, hiç giyilmemiş.

 

 

Sahibinden Satılık: Bebek patikleri, hiç giyilmemiş.

Öyküyü beğendiniz mi? Sizde bıraktığı his, mıknatıs gibi içinizden çektiği duygu neydi?

Cevabı düşünmeden önce tekrar okumak isterseniz lütfen buyrun.

Sahibinden Satılık: Bebek patikleri, hiç giyilmemiş.

Yıllardır tekrar tekrar okuyup her seferinde bende yeni ifadeler bulan bu kısa öykünün kendisinden biraz daha uzun bir hikayesi var.

Dünya Savaşları dönemini deneyimleyen Expatriate* yazarladan Amerikalı Earnest Hemingway, entelijansiya toplantılarından birinde, başka bir yazarın meydan okumasıyla karşı karşıya kalır. Kendisinden ne kadar yetenekli olduğunu ispatlaması beklenir. On kelimeyi geçmeyen bir hikaye ile oradaki herkesi etkilemeyi başarırsa, Hemingway’e meydan okuyan kişi onun önünde saygı ile eğilecektir.

Hayatının önceki yıllarında ölmeden ölümü tecrübe ettiğini ifade eden Hemingway** on kelimeye bile ihtiyaç duymadan altı kelimelik o hikayeyi yazar: Sahibinden Satılık: Bebek patikleri, hiç giyilmemiş.

Giriş, gelişme, sonuç yapısını ihlal etmeden altı kelimede yüzlerce sayfalık bir romanı oracıkta kaleme alır Hemingway. Bu avangard eseri ise edebiyatta ‘flash fiction’ türünün en kayda değer örneklerinden biri olmakla kalmayıp, yıllardır başka meydan okulamaların kaynağı olmuştur.

Ben de ne yapar eder her dönem müfredata eklerim bu öyküyü ve arka planını. Sonra öğrencilerimden altı kelimeyi geçmeyecek şekilde kendi hayat hikayelerini anlatmalarını isterim.

Başta mızmızlanmadan edemeseler de şimdiye kadar öğrencilerimin yazdığı flash fiction türünde pek çok ilginç hikayeyi okuma fırsatım oldu böylece. Orjinalleri İngiliz dilinde yazıldığı için çeviride anlam kaybetse de birkaçını paylaşmak isterim.

Wanted be barrister ended up barista. (Avukat olacaktı, bir cafede kahveci oldu.)

Ours was a blind match maker. (Bizimki, ağma bir çöp çatanmış meğer.)

She breast-fed her husband’s killer. (Kadın, kocasının katilini kendi eliyle emzirdi.)

Son paylaştığım hikayenin başını ya da nedenini hiç sormadım. Hikayelerin metaforik anlamlarının yüceldiğini ve ekseriya ağır batığını bilirim çünkü. Hemen hepsi derin sızıların çatlağından çıkan hikayelerdi. Dahasını sormak gerekmedi hiç.

Şimdi sizi oturduğunuz yerden kaldırmadan anılarınızda kısa bir yolculuğa çıkmaya ve hissettiklerinizi altı kelimelik bir hikayede anlatarak bu yazının yorum bölümünde paylaşmaya davet etsem…

“Hadi canım ordan başka işim yoktu.” diyenler olacaktır. O halde size meydan okuyorum.

“Geçmişte, gelecekte ve anda. Varolmak sancıyo.”

Bu benim hayatımın en kısa ve en derin öyküsü. Ya sizinki?

* Memleketten göçmüş ya da memeleket dışına sürülmüş nihayetinde vatanından başka bir memlekette yaşayan kimse.

** “Bazen savaşta ön saflarda büyük bir gürültü duyarsın, ben de aynı gürültüyü duydum; ardından ruhumun sanki bir mendilin cepten çekilişi gibi benden çekildiğini hissettim. Son olarak ise ruhumun bir bütün halinde tekrar bedenime döndüğünü fark ettim ve de o andan itibaren benim için ölüm yoktu.”

 

The following two tabs change content below.

Beyza'nın Mutfağı

Köşe Yazarı at Beyza
beyza@sitemder.org

Latest posts by Beyza'nın Mutfağı (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….