PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

24 Ocak 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Ütülü gömlek, topuklu ayakkabılar ve mini bir evrak çantasıyla hafta sonu sabahında karantina sokaklarında yürüyen kadın ve koluna girdiği adam…

Biziz onlar.

Resmi bir randevumuz vardı da. II. Elizabeth’le. Hani şu kraliçe olan.

***

2020’ye daha çok vardı. Lisans eğitimimi tamamladığım üniversitede okumalara doyamamıştım. Hayalim, gün gelip çattığında aynı üniversitede akademisyen olmaktı. Hedefe doğru emin adımlar attığımı düşünerek, yüksek lisansa devam etmek için mezun olduğum bölüme başvuracaktım. Tavsiyelerini almak üzere bölüm başkanımızla görüşmeye gittim.

“Şu manzaraya tekrar dönüp bakmak istiyorsan, burada öğrenci olarak kalamazsın. Önce yurt dışına gidip başka kültürlerle çarpışman, ondan sonra gelip edinimlerini aktarman lazım.” demesin mi bana?

Güvenli alanımdan uzaklaşmamı salık veriyordu açık açık. Dönmek için önce gitmek lazımmış. Madem sormuştum, artık bilmiyormuş gibi de yapamazdım. Yutturamazdım da zaten. Kendi başıma ördüğüm çorapla kalakalmıştım.

Defne Hocam ve Sufistike Esra’ya az mızmızlanmamıştım o zamanlar. Hiçbir zaman hakkını ödeyemeyeceğim destekleriyle yollar arandı, fonlar bulundu, türlü ayarlamalar yapıldı ve nihayet yeni üniversitemden kabulü, konsolosluktan vizeyi ve THY’den tek yön bileti aldık ve çıktım yola.

Sonrasını ara ara dillendiriyorum zaten.

Aynı anda tam zamanlı öğrenci, yarı zamanlı dadı, ofis asistanı ve vokallik yaptığım zamanlar; eşimle tanışmamız, öğrencilikten öğretmenliğe geçişim, kaldığım kalabalık evler, henüz başlanmamış doktora mevzusu…                  Dahası da var elbet. İlginize layık olduklarına ikna olduğum sürece paylaşmak isterim.

Velhasıl; bir bavul, sırt çantası ve bir kutu kestane şekeri ile Birleşik Krallık’a yaptığım ilk yolculuğun üzerinden epey zaman geçti. 1 Sterlin 3 tl ettiği için, etiket fiyatlarını üçle çarpınca gözlerimizin yuvalarından fırladığı zamanlardı. Siz hesaplayın ne kadar zaman geçmiş.

Bir sonbahar günü ilk defa havasını soluduğum Birleşik Krallık, bir ilkbahar günü “İsterseniz gelin artık size vatandaşlık verelim” dedi. “Türk Pasaportu’nuzun yanıcığında bulunsun, ara sıra da bizimkiyle vizesiz giriş çıkış yaparsınız Avrupalara, Amerikalara falan.” Kim bilir kaç çeşit vize kuyruğunda kaç kere beklemiş olan bizlere cazip geldi bu teklif. Başvurduk gitti.

Çok mühim olmasa da belki de hayatta bir kere tecrübe edebileceğimiz bir tören olur da kaçırır mıyız hiç.

***

Kraliçe ile resmi randevu demişken, hakikaten Kraliçe’nin resminden bahsediyorum. Efendim, dürüst ve kurallara riayet eden iyi birer vatandaş olmak için söz verip, vatandaşlık sertifikalarımızı teslim aldık ve usul gereği “Resim”le resmimizi çektirip töreni tamamladık.

Yurt dışında başka kültürlerle çarpışıp gelmek meselesinin biraz alengirlisinden oldu benimkisi. Ama bir gün doktorayı da tamamlayıp döndüğümde aktarmaya çalışacağım bir hayli deneyim olacak umarım. Yurt odası ile kütüphane arasında, hayattan soyutlanmış olarak geçen bir deneyimden çoook daha fazlası.

The following two tabs change content below.

Beyza'nın Mutfağı

Köşe Yazarı at Beyza
Fim teorisi, tonal armoni, resim, felsefe ve Latince gibi bir çok sanat ve temel bilim dersleriyle desteklediği lisan eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümün’de tamamladı. Royal Holloway, Londra Üniversitesi’nde Yüksek lisans eğitimi aldı. Doktoraya devam edebilmek için uzun dönemli yerleşme kararı aldığı İngiltere’de, aile kurmak ve Cambridge Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde çalıştığı ikinci bir Yüksek Lisans da dahil olmak üzere, doktora dışında pek çok şey yaptı . Şimdi Brunel Üniversitesi’nde Akademik İngilizce dersleri veriyor. Kendisini anlayan bir doktora danışmanı bulacağı güne çok yaklaştığını hissediyor.

Latest posts by Beyza'nın Mutfağı (see all)