PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

1 Aralık 2022

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

“RENK TERAPİSİ”

2017 baharında 23 senemi verdiğim kurumumdan emekli olmakla istifa etmek arasında gide gele yorulmuştum.

Kalas mı kalas bir yöneticinin altında iki sene çalışmak yeterince zor gelmişti zaten… şimdi bir de babam rahatsızlanmıştı… evde bana ihtiyaç vardi.

Tek çocuk olmanın yükümlülükleri omzuma külçe gibi yığılmıştı…

Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de dilimden anlamayan bir sanat çevresinin içine düşmüştüm. Orada bırakın deşarj olmayı,  nefret depolamaya başlamıştım… sanki negatif yüküm azmış gibi!

Kendilerine sanatçı diyorlardı… Kabul etmeliyim bir kaç sanat ruhu kırıntısı kalmıştı içlerinde… ama hepsi o kadar işte… Açgözlü çakal sürüsüydüler!

Neyse ki sadece kendileri zeki zannedecek kadar salaktılar… kurtulmak kolay olmuştu.

Kısacası kafam bozuktu… moralim de sıfırdı.

İyiden iyiye fıttırmamak için kendime bir tatil ısmarlamaya karar verdim.

Şimdiye dek hiç gitmediğim bir otelde, hiç görmediğim bir yerde, hiç yüzmediğim bir denizde dokuz gün geçirmek için rezervasyon yaptırdım. 23 senenin onuruna bir suit tuttum kendime… sadece kendime…

Ruhumu özgür bıraktığım zamanlarda yaptığım saç örgülerimi yaptım ilk gece. Yaklaşık elli tane ince örgü… altı-yedi saat sürüyor bitirmek… ama bitirince on – on beş gün dayanıyor örgüler.

Renkli iplikler ve küçük boncuklarla örüyorum saçlarımı…

Su damlası şeffaf boncuklar, çiçekler, sedefler… muhteşem güzellikteler!

Bunca mutluluk için altı saat verilmez mi?

Ayrıca kuaför fobim var benim!!! Car car konuşup soru soran erkeklerin başımı sağa sola ittirmesinden nefret ediyorum.

Bu kadar ittire kaktıra bir muameleden sonra, kadınlar dışarı çıkınca nasıl da bir kraliçe endamıyla salınıyorlar… hayret!

Hiç akıllarına gelmiyor mu yabancı ellerin iki dakika önce saçlarıyla kafalarını nasıl çekiştirip oynadıkları?

Balık hafızalı olmak bazen bir meziyet! Benim hafızam maalesef gereğinden çok ayrıntıyı uzun yıllar saklıyor.

Bakın işte örgülerimi topuz yapınca bu kadar hoş duruyor!

Gündüzleri en üstteki kumdan kaleyi yapan çocuğun ailesinin yanında bir şezlong bulup oraya atıyordum plaj havlumu.

Anne Hollandalı çok güzel bir genç kadındı… baba Türk… çirkin mi çirkin genç bir adam… ama çok özverili harika bir baba.

Çocukları da güler yüzlü, yaratıcı ve kendiyle barışıktı. Her Allahın günü bıkmadan usanmadan yeni bir şeyler yaptılar kumdan. Hatta bir sabah yağmurlu kapalı bir havada kocaman bir kaplumbağa yaptılar… etrafına buldukları çakıl taşlarını dizdiler… tepesine de renkli bir şemsiye koyup gittiler.

Bilmeden beni iyileştiriyorlardı… çocuklar ve onlarla ilgilenen çirkin adam.

Bir kaç gün sonra otele konser vermek için Emel Sayın geldi.

Emel Sayın’ı çok severim. Onun şerefine o gece kırmızı uzun bir elbise giymiştim. Neyse şimdi yüklemeyeyim buraya 🙂

O geçti elime geçen gün… kilolar gitmeye başladıkça gardrobun kapakları teker teker açılıyor. Anılar da elbiselerle beraber üzerime oturmaya başladı bir bir. 20 li yaşlarda giydiğim elbiseler bile sıkı mıkı yine de artık üzerime oturuyor.

Yüz hatlarım inceldi. Çenem yeniden sivrilmeye başladı… yanaklarımın ardından kulaklarıma kadar uzanan şişkinlik gidince yüzümün formu yeniden ortaya çıktı.

Unutmuşum… 🙂

Bu yüze makyaj yapmayı unutmuşum.

Pembe far sürerdim… mavi rimel ve eye liner kullanırdım. Çok farklı dururdu yüz ifadem.

İnsan yüzünü unutur mu demeyin!

Aklınız aynaya baktığınızda kendinizi göremeyecek kadar doluysa unutursunuz!

Benim bu kafa doluluğum biraz uzun sürmüş anlaşılan…

Çok önceden adada geçirdiğimiz yaz günlerinde, sırtımı güneşe verdiğimde, kumların içindeki küçük renkli kum tanelerini toplardım.

Küçük parfüm şişelerime su ile beraber doldurur orada saklardım. Islakken daha da canlı görünürlerdi.

Yıllar geçse de insanların değişmemesi ne garip!

2017 baharında saçlarımda rengarenk boncuklarla gene kumların üzerindeydim. Renkli şifam, tatilimin dokuzuncu gününe kalmadan gelmişti.

Şimdi de elimde renk renk boya kalemlerim… çiziyorum…

Sıkıntıyla gelen kilolara veda ederken renklerle oynuyorum. Bir de kumlarla oynuyorum.

Hayır tatilde değilim… Bu pandemide o kalabalığın içine girip tatile matile gidemem ben.

Saksılara kum dolduruyorum. Çelik yapılmış dallar ya da iri tohumlar kumda daha rahat kökleniyor. Yaprak çıkarınca dayanamayıp bazılarının resmini yapıyorum. Çizerken, yazarken zaman akıp gidiyor.

Bu kilolar da böyle gidebildi zaten… aklıma yemek yemek gelmiyor 🙂

2017 baharında, iyileşme metodunu keşfetmemden bu yana tam dört sene geçmiş…

Çok güvendiğim hafızam beni yarı yolda bırakmış!

Ve ben keşfettiğim “şifalı renk metodu”nu unutmuşum 🙂

Yoksa bu kadar sıkıntıyı yükler miydim hiç bedenime?

Hem de boşu boşuna !

Neyse ki hatırlamak da keşfetmek kadar zevkli!

Hatırlayışımın 15. haftasındayım.

Mutluyum 🙂

Yazar Hakkında

The following two tabs change content below.
M.Ü. Güzel Sanatlar Sinema-Tv ve T.Ü Fermente Ürünler mezunu. 23 yıl TRT çalışanı, şimdi emekli. 2D- 3D animasyon , seramik, botanik, kaligrafi, geleneksel el sanatları meraklısı... Biraz tiyatro ve müziğe bulaşmışlığı da var... bir de yazmayı seviyor.

Latest posts by Renkli Kalem (see all)