PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

24 Kasım 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Bugün ılık bir bahar havası hakimdi. Ağaçların düşen yaprakları yer yer sarı yer yer kırmızıydı. Ama halen ağaçların başında duran yaprakları yeşiller. Ah Ege belki de bu yüzden seviyorum bu bölgeyi. Yeşilini hiç kaybetmiyor.

Ailemle hafta sonu yürüyüşü yaptık. Temiz hava iyi geldi. İnsanlardan uzak sadece doğa, ailem, edebî dergim, yanıma aldığım güzel bir çocuk kitabı ve şarkılar…

Biliyorsunuz ki her ay çeşitli dergiler alıp değerlendirmeye çalışıyorum. Ne kadar farklı görüşten yazı, şiir, hikâye ve diğer pek çok edebî tür okursanız ufkunuz o kadar genişliyor. Mesela ben zaman zaman birbirlerine ters düşen kozmologların kitaplarını okurum. Ya da farklı türde şiirler yazan şairlerin şiirlerini okurum. Böylece tek bir görüşe bağlı kalmadan hayatı daha iyi anlıyor insan. Yani kısaca benden size naçizane bir tavsiye yazar okumayın yazı okuyun; şair okumayın şiir okuyun.

Bu hafta Ot Dergisi’nin Salvador Dali kapaklı yeni sayısını aldım. Ressamın şu sözü dergiyi incelemem için beni daha da meraklandırdı. “Bakmayı bilmek ayrıcalıktır.”

Ne kadar da doğru. Bir şeye nasıl bakarsak ona göre şekilleniyor insanın yaşamı. Bir ağacın altına oturdum ve kuş cıvıltıları eşliğinde bu dergiyi okudum. Neler öğrendim neler. Dali’yi genellikle dünyaya kazandırdığı resimleriyle tanıyorum. Hiç bilmediğim bir yanını keşfettim. İspanya İç Savaşı’nda Franco faşizmini desteklemiş. Hitler’e dair büyük bir hayranlığı olan bu ressam bir röportajında büyük ve önemli figürlerin bıyığı olduğundan bahsetmiş. Böylece kendi bıyıklarına da dikkat çekmiş. Salvador Dali hakkında oldukça şaşırtıcı bilgiler mevcut bu sayıda. Eğer merak ederseniz incelemenizi öneririm.

Madem resim sanatıyla başladık. O zaman diğer bir ressamla devam edelim. Size anlatacağım bu kıymetli ressamı ise bir çocuk kitabının renkli sayfalarında inceledim. Direnişçi yönünü, hayatla mücadelesini ve kadınların binbir çeşit renklerini sanki tuvallerinde yansıtıyor gibi. Evet daha fazla sizleri meraklandırmayayım. Meksikalı ressamlardan Frida Kahlo. Bir çoğunuz tahmin etmişsinizdir diye düşünüyorum. Hani sizlere daha önceki yazılarımda “Küçük İnsanlar& Büyük Hayaller” serisinden bahsetmiştim. Evet bu güzel kitap o seriden. Bu kitapları oldukça fazla beğendim. Çünkü bir çocuk mucizeleri gerçekleştirebileceğine ne kadar inanırsa yol ne kadar zorlu olursa olsun o hayalini bir şekilde gerçekleştirmeyi biliyor. Mesela Stephen Hawking, tüm o rahatsızlıklarına rağmen beynin sınırlarında tamamen özgür ve hayallerinin peşinden koşan bir insandı. Frida da öyle. Geçirdiği tüm o talihsizlikler onu daha mücadeleci kıldı. Asla pes etmedi. Yatağından kalkamadı ama yine de resim sanatını devam ettirdi. Hayallerinin peşinden gitti, sesini yükseltti, acılarına gülümsedi ve yoluna devam etti. Ve sonunda tüm dünyada sesi yankılandı. Filmlere, kitaplara konu oldu. Hatta biliyorsunuz ki Türkiye’de yakın zamanda bir marka onun adına özel bir seri bile çıkardı. Artık o markanın her mağazasında onun suretinin, renklerinin, çizgilerinin olduğu tabaklar, bardaklar ve daha birçok obje var. Artık Frida’nın renkleriyle her yerde karşılaşabiliyoruz. Tıpkı Salvador Dali’nin portrelerinin basıldığı objelerle karşılaştığımız gibi. Ama birisi İspanya’nın halen tartışmalara sebep olan ressamı diğeri ise Meksika’nın direnişi haline gelen biri.

Boyaların hâkim olduğu, doğayla iç içe olduğumuz bugüne Meksika’nın sıcak esintilerinden bir şarkı bıraktım. Umarım beğenirsiniz. O zaman ressamın dediği gibi:

“Yaşasın hayat! Tüm kötülüklere ve acılara elveda!

– Frida Kahlo”

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)