PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

23 Kasım 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Nohut’u geçen haftaki yazıdan hatırlarsınız. Onunla ilgilenmediğim için koltuğun kenarından bana kızgın kızgın bakan, tripli kedi(m). Yalnız kedim derken bile rahatsızlık duyduğumu bilin isterim. Çünkü sahiplik duyduğum bir “şey” olarak görmüyorum zat-ı şahanelerini. Hem günün sonunda “insanların kedileri olmaz, kedilerin insanları olurmuş”, değil mi?

Bizimkinin birçok kediden farklı bir özelliği daha var yalnız. Kendisi yakın zamanda çıkan bir kitabın bir nevi ortaya çıkma sebebi oldu.

Bir edebiyatçıyla birlikte yaşamanın en güzel taraflarından biri de kendinizi sıklıkla edebiyat sohbetlerinin ortasında bulmanız. Bizim psikoloji camiasındakiler ne kadar dudaklarını büzüp kendi sırça fanuslarında yaşamaktan memnunlarsa, edebiyatçılar da o kadar bir arada olmayı, konuşmayı, paylaşmayı seviyorlar. En azından benim şimdiye kadar tanıdıklarım öyleler.

Yine bir akşam bizim evin salonunda, bir sempozyum sebebiyle bir araya gelmiş bir oda dolusu edebiyatçı arasındaydım. Hani Allah korusun o odada kötü bir şey olsa, Türkiye’de Yeni Edebiyat çalışmaları uzun zaman sekteye uğrardı, öyle söyleyeyim. 

Ortam öyle hoştu ki… Saatler süren kopkoyu, tatlı bir sohbet. O Ahmet Haşim senin bu Tevfik Fikret benim… Ben de pür dikkat sohbeti takip etmeye çalışıyordum. Aralarda da mutfağa gidip hızlı hızlı çayları tazeleyip salona koşarak gelip sohbeti bıraktığım yerden yakalamaya çalışıyordum. 

Yine koşturarak mutfaktan gelmiş, çayları servis ederken kitabın editörü de olacak Şerife Çağın Hoca; “Kedi kitabı çıkartıyoruz, sen de bir şey yazmak ister misin?” diye sordu. Nasıl istemezdim, kitapta kimler yoktu ki. Beşir Ayvazoğlu’ndan İnci Engünün’e… Bir iki ekk mekkk ettikten sonra benim de kedi korkusu üzerine yazmama karar verdik.

Kitap çok yakın zamanda Dergah Yayınları tarafından basıldı, adı da Kedi Edebiyatı oldu. Nohutçuğumuz da kitap önsözünde teşekkür edilmiş bir kedi olarak raflardaki yerini aldı:

“…ve konuyu aklıma getiren bu evin kedisi Nohut’a teşekkür ederim.”

The following two tabs change content below.

Sufistike

Psikoloji lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi'nden aldıktan sonra Polonya'da gönüllü olarak çeşitli AB projelerinde çalıştı. University of Birmingham'de psikoloji alanındaki yüksek lisansını tamamladıktan sonra Türkiye'ye döndü ve hala aynı alanda doktora eğitimine devam etmekte. Şu sıralar akademik çalışmalarını Almanya'da sürdürüyor.

Latest posts by Sufistike (see all)