PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

17 Eylül 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

O AĞAÇ

“Arslan, arkasında dev gibi duran çınar ağacını gösteriyor: “Bu ağaç 300 yıllık. Öyle günlere tanıklık etti ki… Rıfat Ilgaz Hoca’nın ilk ders verdiği yer burasıdır. Bu ağacın altındadır. Benim babam rahmetli onun öğrencisiydi. Biz Abhazlar olarak problemimiz falan olduğunda bu ağacın altında konuşuruz. Mesela 2006 yılında Abhaza köylerinde silah atılmama kararını bu ağacın altında almıştık ve o karar uygulanıyor. Çınarın altında herkes gelir çay içerdi, kamelyalarımız vardı, onlar da gitti.””

Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan haberin bir bölümü.

 

Röportajı veren kişinin söyledikleri doğru olabilir. Çünkü babam bu bölgede öğretmenlik yaptı. Gerede, Akçakoca, Gümüşova’da çalıştı.

 

Uygun olduğumuz bir gün atladık gittik Esmahanım Köyü’ne. Akçakoca’ya 25 km uzaklıktaydı. Bahsi geçen ağacı bulduk. Fotoğrafını çektik. Ağacın yakınındaki köy kahvesinde bir çay içelim dedik.

Hoş geldiniz dedi, orta boylu, Kafkas bıyıklı, küçük ama gülen gözleri olan kasketli adam. “Ne içersiniz” diye sordu hemen, çok alternatifler sundu, biz çayda ısrar ettik.

 

Orasının bir Abhaz köyü olduğunu anlattı bize. 250 300 yıl önce liderlerinin bir kadın olduğundan övünerek bahsetti.

“O yıllarda kadınlar dünyaya peçenin arkasından bakıyordu, kendisine ‘boş ol’ dendiğinde hiçbir hayat garantisi olmaksızın kendini sokakta buluyordu. Oysa o yıllarda da bizde kadını boşayana aforoz uygulanıyordu. Boşanma ayıptı.”

 

Düzce’deki Abhaz arkadaşlarımdan toplumun özelliklerini öğrenmiştim. Kadın erkek ilişkilerinin en üst medeni seviyede seyrettiği bir toplumdu. O yüzden adının Ruhi olduğunu öğrendiğimiz bu Kafkas bıyıklı beyefendinin söyledikleri bana tanıdık geldi.

 

Ruhi Bey bizi kişisel müzesine götürdü. Abhazların evleri çok güzel, çok şık. Köylü ya da köy kavramları onlarla kalite kazanıyor.

 

Böyle güzel bir evi tamamen anılara ayırmış.

Müzeye girmeden önce kardeşine seslenmişti, misafirimiz var diye. Çıkınca bizi güzel bir sofra bekliyordu. Masanın üstüne tarhana serilmişti. Üstünde tül örtülmüştü. Oradan bir torba tarhana doldurdular.

 

Kap Ailesi güleryüzleri, incelikleri ile hiç tanımadıkları, ilk defa gördükleri bizleri can ı gönülden bir neşeyle ağırladılar. “Böyle yapmazsak, babalarımızın, dedelerimizin kemikleri sızlar” diyerek.

 

Kızımın adı Esma. Ona Kırımlı ninemin (annemin babaannesi) adını koymuştum. Köyün adının Esmahanım olması bana çok sempatik geldi tabi.

 

Bizi arabamıza kadar geçirdiler. Bir Çerkes tanıdığımızın, bu toplumlardan ev sahibinin kapıya kadar geçirmemesi halinde oraya bir daha gitmemizin iyi olmayacağını öğretmesini hatırladım.

 

Cumhuriyetin haberine göre babam bu ağacın altında ders yapmıştı. Ben de bu ağacın altında Abhazlarla tanıştım, en güzel şekilde ağırlandım.

The following two tabs change content below.

Defne ILGAZ

Sanatçı-Akademisyen at Defne Ilgaz
Lisansını ve yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi/Enstitüsü Sinema TV bölümünde yaptı. İki yazarın kızıdır. Aynı zamanda müzisyendir. Albümleri, cover'ları, bir de kitabı var. İki çocuk annesi. Doğduğu ve büyüdüğü İstanbul'dan taşınarak yaşantısını sonuncu il Düzce'nin Akçakoca ilçesinde sürdürmekte, bağımsız sanat adına çalışmalarına orada devam etmektedir. Daha fazla bilgi için www.defneilgaz.com.tr kişisel web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Latest posts by Defne ILGAZ (see all)