15 Ağustos 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Bu çiçeğin adı mor kadife. Çok hızlı büyüyen, arsız ama bir o kadar da ilginç bir bitki. Koyu yeşil etli yapraklarının üzeri gerçekten de kadife gibi sık ve mor tüylerle kaplı.

Görüntüsü hoş olmasına hoş ama iki hafta önce burnumun direğini kıran kokular gelmeye başladı çiçekten!

Biraz dikkat edince gördüm ki sarı sarı çiçekler vermiş… koku oradan geliyor. 🤨

Siz deyin ıslak köpek kokusu, ben diyeyim peynir tenekesi, işte aklınıza gelebilecek en berbat ekşi kokuların bileşimi, felâket bir koku!

😖

Dedim ki, “Bu ne böyle! Kimse tahammül edemez bu kokuya! Keser gider bu çiçekleri!”

E öyle tabi, ne zorum var buna katlanmaya?.. Böyle olursa kimseyi eve de çağıramam… Sonra konu komşu ne der! Salona girenler tekrar gerisin geri çıkar gider vallahi!

Öyle olmasına öyle… ama efendim, siz benim tohum kolleksiyonumdan bîhabersiniz henüz☺️…

 

Bendeniz son beş yıldır, çeşit çeşit bitkilerden birer  adet alıp büyütüp tohum elde etmekle kafayı yemiş durumdayım. Bu delilik boyutuna varan merakım yüzünden o kokuya tam on gün katlandım efendim! ☺

Bu bir haftadan uzunca müddet boyunca sabah kalkar kalkmaz ilk işim salonun tüm camlarını açmak , içeriyi havalandırmak ve elimde çeşit çeşit şişelerle, içeriye oda spreyi sıkmak oldu.😄

 

Sabah sabah buram buram leylak kokuları, yasemin kokuları, olmadı hacıyağı kokuları ne varsa sıktım efendim… Ev tüm gün assolist kulisleri gibiydi… 😂

Hâlim acıların kadını rahmetli Bergen’den farksızdı. Yüzümde tiksintinin verdiği arabesk bir ifade, elinde parfüm şişeleri, sabahın saat yedisi, fıs fıs da fıs fıs!😂

Hani bir çift topuklu tüylü gelin terliği de giydirseniz, saç baş darmaduman, ”Kartallar Yüksek Uçar”da bile oynayabilirdim, o derece…

 

Ama bugün, sabah salona girdiğimde burnumun direğini kıran kokulardan eser yoktu!

Şok oldum 😳

 

Sakin kalmaya çalışarak, dikilen saçlarımı ellerimle düzelttim önce… Ne olmuş olabilirdi… On gün boyunca bu çileyi boşuna mı çekmiştim!

 

Aman dedim kendi kendime, ne oldu böyle birden!!! 😲

 

Çiçekler mi düştü? Rüzgar çiçeklerin olduğu dalı mı kırdı? Pencere çarptı da saksısını mı devirdi? Böcekler girip saplarını mı kemirdi? Yoksa çiçek parfüm kokusundan bezip, toptan mı kurudu? 😳

 

Neyse ki hiç biri olmamış! Ama ne olmuş biliyor musunuz?

Çiçekler mutasyona uğramış!

 

Aman siz deyin “kulağa kaçan” ben diyeyim “karahindiba”…

Vallahi işte böyle poful poful şeylere dönüşmüşler! 😀

Uçlarında minik minik mor kabuklarıyla aman ne kadar ilginç tohumlar olmuşlar! Koku moku da kalmamış… ❤

️Ay ne güzel!

Vallahi dedim ki bu dünyada hiç bir şey hakkında erken karar vermemek gerek… İyi ki çiçeklerini kesip atmamışım… Bu güzel çiçeğin bana eziyeti de topu topu on günmüş.☺

Şimdi sorarım size… hiç mi kötü huyu olan sevdiğiniz biri yok? Eşiniz hiç mi horlamaz? En yakın arkadaşınız size hiç küçük yalanlar atmaz mı, bunları görmezden geldiğiniz hiç olmadı mı?

Efendim hatasız kul olmaz!

Diyen demiş vaktiyle değil mi? 😌

Ne diyor şarkılarımız?

“Bana yardan vazgeç derler, ben geçerim, gönül geçmez”!😄

Böylelikle müzik zevkimin Bergen olmadığını da belirtmiş oldum.😄

Oh rahatladım.😄

 

Mor tefekkürün rengidir aynı zamanda, şereflidir. Bunu da ikinci küçük not kabul edin.

 

Hepinize çok güzel bir hafta dilerim…

Bol hoşgörülü ve bol sabırlı olmanıza yetecek kadar sevgi dolu olsun içiniz.

Bu çiçek kadar ilginç ve olgun bir mora bürünün… Mor zeminde tüm renkler parlar…

“Alım yeşilim sarım” şarkısını da bir ara benim için dinlemeyi unutmayın.

Sağlıcakla ve sevgiyle kalın.❤

The following two tabs change content below.
M.Ü. Güzel Sanatlar Sinema-Tv ve T.Ü Fermente Ürünler mezunu. 23 yıl TRT çalışanı, şimdi emekli. 2D- 3D animasyon , seramik, botanik, kaligrafi, geleneksel el sanatları meraklısı... Biraz tiyatro ve müziğe bulaşmışlığı da var... bir de yazmayı seviyor.

Latest posts by Renkli Kalem (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….