4 Temmuz 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Son zamanlarda denizi görmeyi  arzular oldum. Meğer ne güzel şeymiş doya doya nefes alabilmek. Kumsalda ayaklarını denize sokmak, kuşların cıvıltılarını dinlemek. Gökyüzünün ve denizin mavisi içinde kaybolmak…

Babam deniz hasretimi gidermem için beni İztuzu’na götürdü. Doyasıya maviyi ve yeşili izledim. Şiirler okudum denizin kıyısında. Bu şiirler Cemal Süreya’nın Sen Varsın Gecede adlı Çeviri Şiirleri idi. Genel hatlarıyla bu kitabı çok beğendim. II. Yenicilerden tanıdığımız Cemal Süreya, çeviri şiirlerde de başarılı bir örnek vermiş. Bu şiirler Fransa’yı anlatıyor. Aslında Cemal Süreya’nın Fransızcadan çevirmiş olduğu bir çocuk kitabını daha önce okumuştum. Bu çeviriyi kıymetli öykücülerimizden Tomris Uyar ile birlikte yapmıştı. Çevirisini yaptıkları kitap benim en sevdiğim kitaplar arasında, adı Küçük Prens.

Çocuk kitaplarının her yaşta okunması gerektiği kanısındayım. Size daha önce söylemiştim, değerli bir yazarımızın çocuk romanlarını akademik olarak inceliyorum. Hakkında çalışma yaptığım bu kıymetli yazarı yakın zamanda size açıklayacağımdan emin olabilirsiniz.

Denizi uzun uzun izledikten sonra babam bizi Dalyan’a götürdü. Çay bahçesindeki masalardan birine oturduk. Karşımda duran manzara muazzamdı. Usulca akan bir nehir, karşıdan gözüken Kaunos Kral Mezarlıkları. Romalı tarihçi Ovidus’un anlattığına göre, Karya Kralı Miletos’un kızı Byblis, karşılıksız kalan sevgisi yüzünden hayatına son vermek ister. Yüksek bir kayanın üzerine çıkar ve kendisini atar. Nympheler (su perileri) Byblis’e çok acırlar ve onu bir pınara dönüştürürler. Byblis ’in atlamadan önce döktüğü gözyaşları bir nehir olur. İşte Dalyan’da karşımda duran nehir Byblis ‘in gözyaşları ve kendisidir. Bu nehir aslında hüzünlü bir aşk hikayesini içinde barındırmaktadır.

Nehre doğru bakarken aklıma Fransız şair Robert Denos’un yazdığı bir aşk şiirinden dizeler geldi. Şöyle diyordu şair:

“…Yıldızlar var, karanlık devinimi denizin, ırmaklar, ormanlar,

kentler, otlar, milyonca milyonca kişinin akciğeri

gecede

Yedi harikası dünyanın gecede

Sen varsın gecede

Yalnız gecede mi, gündüzde de.”

Belki de bu şiiri yıldızlı bir Paris gecesinde gördüğü bir kadına yazmıştır. Ya da güneşli bir sabahta Sen Nehri’nin kenarından geçerken hayalinde canlandırdığı bir kadına yazmıştır, kim bilir? İnanın bu şiir kime yazıldı ben de bilmiyorum.

Sonra masadan kalktık, nehrin kenarında yürümeye başladık. Kardeşimle birlikte bir Fransızca şarkı açtık. Bu şarkı benim en çok beğendiğim şarkılar arasında. Size de dinlemeniz için yukarıya bırakacağım, bakalım siz de benim beğendiğim kadar beğenecek misiniz?

 

The following two tabs change content below.
Rûh î Edebiyat Kübra Asena ÖZHAN asena@sitemder.org

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….