PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

19 Ekim 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Küçükken babam bana bir köpek yavrusu getirmişti. Bembeyaz yün gibi tüyleriyle küçücüktü. Nasıl sevinmiştim nasıl da mutlu olmuştum. Adını pamuk gibi tüylü olduğu için Beyaz koymuştum. Ailesi yanında olmadığı için çok üzülmüştüm. “Ya anne köpek ve baba köpek yavrularını kaybettilerse?” diye düşünmüştüm.

Geçen günlerde Oscar Ödüllü yazar Shaun Tan’ın “Kayıp Şey” adını verdiği bir kitabını okuyordum. Kitabın arka kapağında bu mektup var. Yazar kendi adıyla Pete adında bir arkadaşına mektup gönderiyor. Buraya kadar her şey normal ilerliyor. Kitabın ön yüzünde alt tarafa doğru şöyle bir cümle yazılı “İlgilenecek daha önemli şeyleri olanlar için bir öykü.”

Gerek tasarım olarak gerekse öykü olarak oldukça dikkatimi çekti. Shaun Tan’ı yaklaşık iki sene önce çocuk edebiyatı dersimizde keşfettim. O zaman başka bir kitabını okumuştum ve çok etkilenmiştim. Tan’ı araştırmaya başlamıştım. Yazarlığın yanında oldukça başarılı bir sanatçı ve film yapımcısı olduğunu öğrendim. Zaman zaman sosyal medyada paylaştığı yeni çizimlerini incelemeye devam ediyorum.

Kahramanımız yolda giderken “Kayıp Şey” adını verdiği bir şey buluyor. Kimse onu aramaya gelmiyor. Sonra onun nereye ait olduğunu bulmak için çaba gösteriyor. Hiç kimse onlara yardımcı olmuyor. Hatta kahramanımızın annesi ve babası bile!

Daha sonra bir şekilde Shaun, Kayıp Şey’i başka şeylerin olduğu bir yere götürüyor ve orada ayrılıyor. Kahramanımızın aklına zaman zaman Kayıp Şey geliyor. Bazen de kayıp, farklı ve tuhaf birtakım şeyler görüyor ancak son zamanlarda bu şeyleri görmemeye başlıyor.

Kitabın iç teması her insana farklı bir dünya sunacak biçimde. Her okur kendi içinde farklı yorumlarda bulunarak eseri yorumlayabilir. Hani sizlere demiştim ya bazı kitapları tekrar tekrar okuyabiliyorum. Evet! İşte bu o eserlerden.

İlkokul ikinci sınıftayken kaybolmuştum. Aslında bizim evi bir şekilde bulmuştum ama arka bahçe tellerle çevriliydi bu yüzden bir türlü evimizin kapısının önüne gidememiştim. Okulun ilk günüydü ve daha çok küçük bir kız çocuğu olduğum için çok ağlamıştım. Daha sonra sokakta yürümüştüm ve yaşlı bir amca beni bir dükkâna götürmüştü. Dükkâna girdiğimde diğer amcaya kaybolduğumu söylemiştim. Babamın telefon numarasını ezbere bildiğim için aramışlardı ve babam beni gelip almıştı. Babamın boynuna sıkıca sarılmıştım. Ne kadar da korkmuştum. Eve geldiğimizde annem de çok endişelenmişti. Babam daha sonra bir kaybolma durumunda asla korkmamamı, kendisini ya da annemi aramamı söylemişti. Daha sonra da bazen kaybolarak bir yerin daha iyi öğrenileceğini eklemişti. Evet haklıydı.

Bazen insan kendi içinde de kaybolabiliyor. Bu durumlarda korkmamak lazım. Belki de bu kayıp kendi benliğimizi bulmamız için bir yoldur. Yolun başı ne kadar karanlık olursa olsun sonunun aydınlık olmayacağını nasıl iddia edebiliriz ki?

Kuş cıvıltılarıyla dolu olan bugüne özel bir parçayı sizler için yukarıya bırakacağım. Karanlıklarınız daima aydınlığa çıksın. Gökyüzünüz masmavi, güneşiniz sapsarı olsun. Umarım hepimiz bir gün Kayıp Şey ‘lerimizi bulabiliriz.

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)