PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

13 Haziran 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Uzun bir aradan sonra merhaba. Sizlerle daha erken buluşmayı ben de çok isterdim lakin zor ve yorucu bir haftayı geride bıraktım. Geçen haftayı kimi zaman hüzün kimi zaman mutlulukla geçirdik. Yakınlarımızdan aldığımız hastalık ve ölüm haberi bizleri sarstı. Yine de dik durmaya çaba sarf ettik. Umarım çevrenizde bu tür olaylar yaşanmıyordur. Hayatın güzellikleriyle etrafınız aydınlanıyordur. Tüm bunların yanında Aksaray’da kuzenlerimi ve Nevşehir’de dostlarımı görmem ruhumu hafifletti. Ve anın tadını çıkarmaya çalıştım. Uzun uzun yollardan Ege’ye döndük. Bugün sizleri yağmurun ele geçirdiği ardından pasparlak güneşin bulutları dağıttığı bir günden selamlıyorum.

Begonvilleri, zambakları, yeşili ve sonsuzluğu anımsatan maviliği gerçekten çok özlemişim. Doğasıyla beni her defasında daha çok etkileyen Muğla ülkemizin en kıymetli incilerinden bir tanesi. Havaların gittikçe ısındığı bir döneme girdik. Artık Ege’de ne sıcak bir çay içilir, ne de sıcak bir kahve… Oysa Aksaray’da iken hava çok serindi; bu nedenle üstümüze bir ceket almadan bahçede oturamıyorduk. Ne güzel bir ülkemiz var. Her memleketin kendine has özellikleri, kültürü ve gelenekleri var. Hatırlarsanız geçen hafta sizlere harika bir gün batımının fotoğraf karelerinden sunmuştum. Ne kadar güzel bir manzaraydı, sizce de öyle değil mi?

Bu sıralar daha çok çocuk kitabı incelemeye başladım. Hatta çokça sevdiğim bir yazarın Türkiye’de düzenlenen online etkinliğine katıldım. Hemen sizlere anlatmayacağım çünkü notlarımı düzene koymam ve tekrar gözden geçirmem gerekiyor. Yalnız size şu kadarını söyleyeyim yazarın anlatışından gerçekten çok ama çok etkiledim. Bu hafta sizlerle başka bir kitap hakkında konuşmak istiyorum. Hatırlarsanız geçen haftalarda bir sempozyumdan bahsetmiştim. Orada sunulan bildirilerden birisinde Tanpınar’a yer verilmişti. Sempozyumun ilerleyen dakikalarında bizleri heyecanlandıran bir durum meydana geldi. Programa katılan kıymetli hocalarımızdan birisinin aile dostu meğerse Ahmet Hamdi Tanpınar imiş. Sempozyumun ilerleyen dakikalarında bize anılarından bahseden kıymetli hocamız Huzur romanını hiç bitiremediğini söyledi. Biraz bu romandan sizlere bahsetmek istiyorum. Romanda Tanpınar ile ortak özelliklere sahip Mümtaz adında bir kahraman var. Bana göre bu kurgunun en önemli üç kahramanı Mümtaz, Nuran ve Suat’tan oluşmakta. İlerleyen satırlarda aslında Huzur’dan çok “Huzursuzluk” kavramını hissediyorsunuz. Öyle ki Mümtaz’ın yaşadığı iç sanrılar sizin bile kan akışınızı hızlandırıyor. Ben romanı okurken içime bir kasvet çökmüştü. Kötü anlamda değil, kahramanları tek tek kurtarma arzusu içime doğmuştu. Özellikle de Mümtaz’ı o kaostan çıkarmak istemiştim. Siz ne düşünürsünüz bilemiyorum ama okuduktan sonra etkisinin uzun süre devam edeceğini sizlere söyleyebilirim. Tanpınar ne yazık ki pek çok edebiyatçımızla aynı kaderi yaşamış, hayattayken değil de öldükten sonra kıymeti bilinmiş bir yazarımız. Bugün yalnızca Türkiye’de değil dünyada pek çok araştırmacının eserlerini incelediği sağlam kalemlerimizden birisi.

Mayıs ayını geride bırakırken, haziran ayının hepimize huzur, mutluluk, sağlık ve neşe getirmesini diliyorum. Mutlu haftalar.

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)