4 Temmuz 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Karadayım…

Karaya çıkmayalı epey olmuş. İnsanları görmeyeli, telaş etmeyi unutmuşum. Öyle bir unutuş ki başladığım yere dönemiyorum, istemiyorum da.

İnsan uzun süre karaya ayak basmayınca sallanmadan yürüyemiyor ilk zamanlar. Sallanan ben miyim onlar mı, bunu dahi ayırt edemiyorum. Aklımda bir daha yolculuğa ne zaman çıkılacağı. Hiçbir çay, deniz kokusunun karıştığı o çayın tadını vermiyor, karada yürümek teknedekine benzemiyor. Karada ayakta durmak ne kadar da zormuş meğer.

İnsanın en iyi, en berbat, değişmez niteliği herhalde alışmak. İyiye alışmak, kötüye alışmak, suya alışmak. Bu sefer karaya alışamayacak gibiyim.

İyileşmeyecek yara yok derdi kaptan. Bu yara mı değildi, yoksa iyileşmesine daha çok mu vardı. Bilmiyorum.

Kara sıcak demek, sıcak olması kara. Oldum olası sevmem ben sıcakları.

Geriye rüyalar kalıyor, söylenenlere, görülenlere sığınmak bir tek iyi hissettirebilen. Ne renkler, ne ışıklar. Göz alışmış bir kez alabildiğine deniz rengine, gün ışığına.

Sırf bu yüzden uyumaktan başka istek yok içimde. Günlerce, aylarca uyumak. Bütün depresyon belirtisi olduğunu söyleyenlere inat sadece beklemek için uyumak. Gün gelip de tekrar kara yavaş yavaş arkamda kalana kadar.

The following two tabs change content below.

Sufistike

Psikoloji lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi'nden aldıktan sonra Polonya'da gönüllü olarak çeşitli AB projelerinde çalıştı. University of Birmingham'de psikoloji alanındaki yüksek lisansını tamamladıktan sonra Türkiye'ye döndü ve hala aynı alanda doktora eğitimine devam etmekte. Şu sıralar akademik çalışmalarını Almanya'da sürdürüyor.

Latest posts by Sufistike (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….