15 Ağustos 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

İŞTE BENİM MANİFESTOM!

“Sanat yoktur sanatçı vardır.” Bu sözü sanat tarihi dersinde öğrenmiştim. Gombrich’in Sanatın Öyküsü kitabını takip ediyorduk, onun sözüydü.

Bir sanatçının ortaya koyduğu her şey sanatkârâne oluyor o kesin. Bazen de sanat oluyor! Yaşantısını bir “auteur” gibi yaşarsa, bu sanatına yansıyacaktır. Kendinden yola çıkar gerçek sanatçı. Post modern yazarlar gibi yaşamadıklarını bilmediklerini anlatmaya çalışmaz. “Yazarlığın onda biri yetenekse geri kalanı çalışmaktır” iddiasında bulunmaz. Yaşarken bir sanatçı gibi yaşamalıdır. Seçimleri ile hataları ile yolda gidişi ile ayrılmalıdır sanatçı olmayanlardan. Aramalıdır, arayış halinde olmalıdır. Eylemleri düzenin ezberlettiği sınıflar arası yolculuklar, sıradan geçişler değil, düşünce tabakaları arasındaki cesurca sıçrayışlar olmalıdır. Eline kalem alıp yazmasa, kendini ifşa etmek için bilindik yolları denemese bile toplum onu bir bilge olarak seçer ve bilgelik tahtına oturtacaktır zaten.

Sanatçı sanatını terketmezse iyi olur. Sanatçılar; üretmek, yaratmak, yazmak için gerekli koşulları oluşturdukları hayatları yaşamalıdırlar. Yazmak eylemini vurgulayıp durduğumun farkındayım. Yazmak dışında sanatsal bir dışavurum yokmuş gibi…

Yazmak sözümle artık sanatsal bir tabir olmuş olan “auteur” kavramına gönderme yapıyorum. Auteur, bir filmin baş yaratıcısına denir. Yazmıştır ve yönetmektedir. Biz sanatçılar da hayatımızı işte bu “auteur” yönetmenler gibi ele almalıyız. (Aslında bu kelime “yazar” manasına geliyor.)

Biz yazmalı biz bozmalıyız. Sanat, menajerlerin eline bırakılınca bozulan, değer kaybına uğrayan bir şeydir. Hayatımızı yaratıcı süreçlerle bezemeliyiz. Düşünme, tartma, seçme ve atılımda bulunma devinimlerimiz başkalarının istediği gibi değil bizim sanat anlayışımıza göre olmalı. Yaratımları ile yaşamaları örtüşmeyen sanatçılar yüreklere de tarihe de nakşedemiyor yaptıklarını. Büyük kararlarımızı ve büyük seçimlerimizi, variyetimizi, malik olduklarımızı kullanma biçimlerimizi, bu dünyanın cennetine erişmek için değil, kendi ütopyamızı arayıp bulmak üzerine geliştirmeliyiz.

İşte bunlar benim manifestom. Bana çizilen yolda gitmedim. Batı Karadeniz’de bir sahil kasabasında yaşıyorum. 49 bitiyor, hala daha kendi ütopyamı arıyorum.

Doğama uygun yaşamak, uç duygulardan kaçınmak, normal duygulanımlar ve yaşam seyri içinde de sanat yapılabileceğini deneyimlemek. İşte bu da benim ütopyam.

Kulağa imkansız geldiğinin farkındayım. Ama yolumdan dönemem.

The following two tabs change content below.

Defne ILGAZ

Sanatçı-Akademisyen at Defne Ilgaz
Lisansını ve yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi/Enstitüsü Sinema TV bölümünde yaptı. İki yazarın kızıdır. Aynı zamanda müzisyendir. Albümleri ve coverlerı var. İki çocuk annesi. Doğduğu ve büyüdüğü İstanbul'dan taşınarak yaşantısını sonuncu il Düzce'de sürdürmekte, bağımsız sanat adına çalışmalarına orada devam etmektedir. Daha fazla bilgi için www.defneilgaz.com.tr kişisel web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Latest posts by Defne ILGAZ (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….