5 Temmuz 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Hayati bir karar vermem gerekiyor. Zaman ise gittikçe daralıyor. Biraz daha beklersem çok geç olabilir.

Bahçeye tohum atmak ya da atmamak…

Bu karar tohumlar için hayati çünkü yine “küresel ısınmış” bir yaz varsa önümüzde yaşama şansları az. İki senedir su sarfetmemek adına ne bir bitki diktiğim ne de tohum ektiğim , sadece doğal “flora” sını yaşatmaya çalıştığım bahçem neredeyse bir çöle dönüşmüştü. Öyle ki geçen yaz kaktüsler bile müteessir olmuşlardı.

Bu sene bol yağan yağmur ile ümitlenirken , biryandan da hayal ettiğim yeşillik yine yaz ortasında bir serap gibi kaybolup giderse diye de korkuyorum.

Bu telaşımın sebebi özellikle günebakan tohumları için. Onlarsız bir yaz olmaz gibi geliyor bana.

Bir günebakan tarlası gördüğünde gülümsemeyen yoktur sanırım. Devr-i amber , şems-i amber (şems : güneşmiş bu arada) , sunflower, tournesol …Hep güneşi anımsatan isimler verilmiş ona. Çünkü o yüzünü hep güneşe döner.

Nedeni ise basit : Güneşe aşıktır.

Bu aşkın hikayesi ise şöyle: O aslında bir su perisiymiş. Adı Clytie imiş ve güneş tanrısı Apollon a aşıkmış. Aşkı o kadar büyükmüş ki bütün gün boyunca oturur gözünü kırpmadan Apollon’un arabasıyla doğudan batıya gidişini izlermiş.Oysa Apollon onu hiçbir zaman farketmemiş. Diğer tanrılar genç kıza acımışlar ve onu bir günebakana çevirmişler. İşte buyüzden bu umutsuz aşık güneşin doğuşundan batımına kadar sürekli güneşe bakar ve tutkuyla onu izlermiş.

Güneş gidip de yerini ay aldığında hüzün ile başını önüne eğermiş. Belki de bu hali daha çok dokunduğu için biz ayçiçeği de demişiz ona…

Günebakanlar güneşe olan tutkulu aşkları ile olduğu kadar zekalarıyla da büyüler insanı.
(1 + √5)/2 = 1,618

Bu formül neyin nesidir derseniz bu “altın oran” ın formülü ve günebakanın içinde gizli.

Bu oran Fibonacci adında İtalyan bir matematikçinin bulduğu bir dizi sayıdan yola çıkılarak keşfedilmiş. Bu sayıların özelliği, dizideki sayılardan her birinin, kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşması.
Fibonacci Sayıları: 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, …

Sonuç olarak anlamı: ”Dizideki bir sayıyı kendinden önceki sayıya böldüğünüzde elde ettiğiniz sayı hep 1,6 dır ve işte bu sayı ‘altın oran’ dır.

İşte ayçiçeğinin de merkezinden dışarıya doğru her iki tarafa spiral yönde giden çekirdekleri tek tek sayılacak olursa, bulunan sayıların, altın orana dayalı fibonacci sayıları olduğu görülüyor.

Üstelik bu özellik sadece ayçiçeğine özgü değil .Doğada canlı ve cansız bir çok yapıda kendiliğinden var ve bu da doğadaki uyumun ve dengenin temelini oluşturuyor.

Altın oran güzelliğin matematiksel tanımı olarak kabul ediliyor . Bu yüzden ona “mükemmel oran” ya da “kutsal oran” da deniyor.

İnsan beyninin ise bilinçsizce güzelliği bu orana uygunluğu ölçüsünde algılayıp değerlendirdiği düşünülüyor.

İşte bu yüzden, tarih boyunca bu orana bağlı kalarak yaratılan sanat eserleri, hep estetik mükemmelliği temsil etmiş. Yani bugün bildiğimiz birçok şaheserin altında bu oran yatıyor.

Leonardo da Vinci ünlü Mona Lisa’ sında bu oranı uygulamış. Raphael, Rubens, Boticelli ve Picasso da resimlerinde bu orana uyan ressamlar.

Altın oran aynı şekilde mimaride de kullanılmış. Mısır’daki piramitler, Paris’in ünlü Notre Dame Katedrali ,Yunanistan’daki Parthenon hep bu estetik kurala göre yapılmış.

Bizde de Mimar Sinan’ın Süleymaniye ve Selimiye Camileri’nin minareleri gibi bir çok eserinde altın oran görülmekteymiş.

Doğada en kolay deniz kabuklarında, ağaç dallarında , çam kozalaklarında görülebiliyor. Ayrıca insan vücudunda , yaşamın programını taşıyan DNA molekülünde hatta en basit ve en küçük canlılar olarak görülen virüslerin yapısının temelinde de altın oran varmış.

Günebakanlar ise bunun en güzel örneklerinden biri. Eşsiz tasarımı ile doğada varolan herşeyin belli bir matematik formülüne göre şekillendiğini , bu muhteşem düzenin bir tesadüf eseri değil bir planlama ve akıllı bir tasarım eseri olduğunu hatırlatıyor sürekli insana.

Bilim adamları bu formülü keşfedebilmek için yıllarca kafa yormuşlar. Sanatçılar doğayı taklit ederek mükemmele , mutlak güzelliğe ulaşmaya çalışmışlar. Oysa onlar herşeyi zaten doğuştan biliyormuş.

İşte bu yüzden “İlahi günebakan!” demek geliyor insanın içinden.

Mevlana’ nın “Âşık olmak demek, nur gelen tarafa pencere açmaktır.” sözünü hatırlatırcasına hep aşkla yüzünü “şems” e dönüp bize yaşam ve evreni anlama konusunda ışık tuttuğu için de…

The following two tabs change content below.

Latest posts by Arşiv (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….