PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

24 Ocak 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Bugün doğanın sesini duymak istedim. Sonbaharın son demlerini yaşıyorken tabiat ben yanında durdum ve güneşin tebessümünü bir ağacın yapraklarından izledim. Ağacın dalına doğru elimi uzattım, tatlı bir o kadar da sert esen rüzgâr iliklerime kadar işlerken ben doğayla adeta bütünleşmiştim. Büyülenmiş gibiydim.

Bugünü şiirler okuyarak geçirdim. Bir derginin özel sayısından okudum şairlerin duygu yüklü dizelerini. Ah bu şairler insanın ruhunu ele geçirirler. Sonbahar mevsiminin güzelliğine uygun şiirlerin ve şarkıların olduğu bir dergi okumak insana büyük bir haz veriyor. Merak etmeyin derginin içerisinde yer alan şarkılardan birini sizler için yukarıya bıraktım.

Bu sıra kafamda türlü türlü düşünceler ve okumak istediğim yüzlerce kitap var. Canım kitaplar en güzel dostlar onlar. Nerede olursak olalım hep yanımızdalar. Kimi zaman kalabalıklarda elimizden tutarlar kimi zaman yalnızlıklarımızda sarıp sarmalarlar. Okuduğumuz kitaplar işte böyle güzel arkadaşlardır.

Bir sanatçıyı en iyi yazdığı kitaplardan ya da hakkında yazılmış bir biyografi türünde bir yapıttan tanıyabiliriz. Mesela tahayyülünüzde bir edebiyatçı canlandırın. Ben de sizlerle canlandırıyorum. Benim canlandırdığım sanatçı öyle zorlu mücadeleler verdi ki…

Bir deprem girdi hayatına, göç etti hiç bilmediği bir şehre. Çok zorlandı bu topraklarda. Burası da vatan toprağıydı ama doğduğu yerden çok farklıydı. Tam adapte oluyorken hayatındaki en önemli insan ellerinin arasından uçup gitti. Gül kokuluydu, bembeyaz tenliydi ve onu kaybettiğinde henüz çok küçük yaştaydı. Yerine kimseleri koyamayacaktı çünkü o kalbinde çırpınıp duran küçücük bir kuştu kendisi ise onun minicik yavrusuydu. Annesini kaybettiğinde şu sözleri söyleyecekti: “Küçük kalbimdeki kuş ölmüştü.”

Ah ne duygusal şiirler yazacaktı. Herkes tarafından anlaşılma gayesi taşımayan bir şair olacaktı. Yaşanmışlıkları onu edebiyata itmişti belki de. Üvey anne zulmü görmüştü bir kere. O kötü ruhlu kadın yüzünden az kalsın ölüyordu. Ailesinden uzaklaşması yine bu kalbinden zehir akan kadın yüzünden olmuştu. Oysa o kalbinden yaralı bir çocuktu.

Yaşamı boyunca hayatına giren her kadında annesini aradı. Onun şefkatini, kokusunu ve merhametini… Çektiği acılar şairin kendisinden büyüktü. O ki hayatını mücadelelerle geçirdi. Daima dürüstlükten yanaydı. Arkadaşları onun için oldukça önemliydi. Cebinde parası yoktu ama kocaman bir yüreği vardı. Kazandığı parayı sanata harcardı. Mesela Papirüs adında bir dergi çıkarmıştı.

Tahayyülümde canlandırdığım bu sanatçının tam olmayan bir güvercini vardı. Adı da Üvercinka. Tüm şiirleri sevgiden birer parçaydı onlar birer Sevda Sözleri’ydi. Henüz elli dokuz yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Arkasından akıllara kazınan dizeleri kaldı. Benim ise şairin ölümü denildiği zaman aklıma gelen dizeleri şunlar olarak kaldı:

“Ölüyorum tanrım

Bu da oldu işte.

 

Her ölüm erken ölümdür

Biliyorum tanrım.

 

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat

Fena değildir…

 

Üstü kalsın…

 

-Cemalettin Seber / Cemal Süreya”

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.