4 Temmuz 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Hayal kurmayı severim.  Hayallerimin peşinden var gücümle koşmayı, hedeflerime ulaştığım zaman içimde oluşan mutluluk bana büyük bir haz verir.

Değerli hocalarımdan birisine doktor, fazla hayal dünyasında yaşadığını söylemiş. Sizce insan hayal kurmadan yaşayabilir mi? Nasıl katlanabilir ki bu adaletsiz dünyaya? İçinde karanlık bir girdap oluşmaz mı? Sonu ise mutsuzluk, hüzün ve umutsuzlukla bitmez mi? Oysa bana göre hayal kurmak dünyayı yaşanabilir hale getiren en büyük lütuflardan birisi.

Nice sanatçılar hayalleri doğrultusunda eserlerini ortaya koydular. Mesela ünlü Alman piyanist ve besteci Ludwig van Beethoven yedi yaşında işitme engelli olmuştur. Hiçbir sesi duyamaz ancak hayallerinde notaları canlandırmıştır. Büyük emekler harcayarak oluşturduğu besteleri sayesinde bugün en çok tanınan bestecilerden birisidir. Yaptığı besteleri dinlemekten oldukça keyif alırım. Onun hayal gücü ve emeğine her zaman hayran kalmışımdır. Size de beğendiğim bestelerinden birini dinlemeniz için yukarıya bırakacağım.

Mesela şairlerimizden bazıları gerçek bir sevgilinin yanı sıra muhayyelinde (hayalinde) canlandırdığı bir sevgiliyi sunmuştur bizlere. Rıfat Ilgaz bunlardan birisidir. Mezarlıkta arkadaşlarıyla birlikte dolaşırken “Neden bu mezarlıkta yatanlardan biri benim sevgilim olmasın?” demiştir ve “Sevgilimin Mezarında” adını verdiği ilk şiirini burada yazmıştır. Ya da Attilâ İlhan “Ne kadınlar sevdim zaten yoktular” der. Yazdığı şiirleri gerçek kadınlar olduğu kadar hayalinde canlandırdığı kadınlar da süslemiştir.

Dün doğayla iç içe bir gün geçirmek için ailemle dışarıya çıktım. Yanıma bir şiir kitabı aldım.

Özdemir Asaf’ın şahane aşk şiirlerinin olduğu bir eser. Aslında daha önce okuduğum bir şiir kitabıydı. Ama bana göre bazı kitaplar tekrar tekrar okunmalı. Neden diye sorarsanız, her yaşta sizde farklı duygular oluşturabilecek değerli kitaplar var.

Özdemir Asaf’ı edebiyatçı kimliğinin yanı sıra oldukça mütevazi ve hoşgörülü bulurum. Mesela bir gün matbaadan çıkar, Karaköy’e gitmek için taksiye biner. Taksi şoförü Asaf’a:

“Neğeye biğadeğ?” diye sorar. Özdemir Asaf ise “Eminönü.” der. Daha sonra da Karaköy’e kadar yürür. Utanmıştır, çünkü kendisi de peltektir ve taksi şoförünü mahcup etmek istememiştir. Düşünsenize böyle bir şair sizce nasıl şiirler yazmıştır? Onun yazdığı şiirler sizce de yüreğe dokunmaz mı? Bence elbette dokunur. Aşk adını verdiği bir şiirinde adeta aşkın kelime manasını yüreklerimizde hissettirir.

“Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,

Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.

Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;

Sen hem hastalık hem de sağlık gibisin.”

İyi ki hayal gücümüz var ve iyi ki onun sayesinde Özdemir Asaf gibi nice şairimizin oluşturduğu şiirler var. Hayallerinizden vazgeçmeyin, unutmayın ki kurduğunuz her hayali gerçekleştirebilecek güçtesiniz. Olur da gerçekleştiremezseniz kendinize şu cümleyi tekrarlayın, “En azından denedim, bu diğer hayallerimi gerçekleştiremeyeceğim anlamına gelmez.”

Hayatınızda “keşke” kelimesinden çok “Denedim” kelimesi olsun. Umarım kurduğunuz ve peşinden gittiğiniz hayalleriniz hayırla sonuçlanır. Daima kurduğunuz hayallerin peşinden koşmaya devam edin.

The following two tabs change content below.
Rûh î Edebiyat Kübra Asena ÖZHAN asena@sitemder.org

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….