PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

7 Şubat 2023

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

HAVADA BULUT SEN BU EVİ UNUT!!!

Şu anda karşımda online satış yapan bir devlet bankasının web sayfası duruyor. Neler var neler maydanozlu köfteler!

Küçüklü büyüklü tarlalar, bağlar bahçeler… kimisinin ekinleri kurumuş kalmış… sahibinin ümitsizliği üzüm bağlarını, meyva fidanları da vurmuş. Kimisinin muntazam çekilmiş çitleri bakımlı seraları … hâlâ umut içinde… hani belki bir şey olur da kurtuluruz belki diye. Belli mi olur… belki biri filan ölür de miras kalır, piyango çıkar… milyarderin biri sahibimize âşık olur da evlenir filan… belli mi olur ha, belli mi olur?

Karşımda genci-yaşlısı, köylüsü-şehirlisi binbir çeşit evler… çatıları dik, çatıları çökük ya da duvarı bile yok… hayvan damları…

Dizi dizi daireler! Pek çoğu bir iki senelik gıcır gıcır inşaatlar… Bembeyaz porselen dişleriyle sırıtan eski moda şarkıcılar gibiler… köksüz ve kaybolmuş.

Pek çoğu sahiplerini bir gece bile misafir edemeden bankaya devrolmuşlar, etiketleri konulmamış üst üste yığılı kutular gibiler.

Gözlerim fal taşı gibi açık bakakaldım… “Yahu !” dedim “Bu kadar mülk nasıl oluyor da böyle bankalara geçiyor!!!”

Sonra gözüm bir iki sayfada ortak olan bir şeye takıldı. Kütahya, Çorum, Aydın’da farklı farklı binaların birinci katlarında boydan boya kırmızı bir tabela şeridi vardı… üzerinde de bankanın adı!

Şimdi ismi lâzım değil, yazmıyorum.

Bankanın yerleştiği binaların üzerlerindeki tüm daireler satışta!

Yani bence evinin alt katını yüklüce bir meblağ ile bankaya kiraya veren bina sahiplerini şeytan dürtmüş olmalı! Adamların biti kanlanmış, kontrollerini kaybemişler!

Kendilerini bu parayı ticaretten kazanmış insanlarla bir görüp, birdenbire hiç bilgileri olmayan işlere girişmek istemişler… yeterli kapitali bulmak için de kendi oturdukları normal dairelere ipotek koydurup para çekmişler… sanki öyle gibi!

Tosladıkları apaçık! Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmuşlar!!!

Şimdi bence buradan çıkarılacak çok önemli bir ders var.

O da bilmediğin işe para yatırmamaktır !

Başında durmayacağın faaliyetlere bulaşmamaktır !

Oldukça elit, kalburüstü bir çevrede büyüdüm ben. Etrafımızdaki ailelerin pek çoğu aileden kalanlarla mevkilerini muhafaza eden insanlardı. Maddî açıdan hafif bir düşüş gösteriyorlardı ama asla yere çakılmıyorlardı. Devir artık onların devri değildi belki ama bu devirde de dimdik ayakta kalabiliyorlardı.

Birazı da birinci kuşaktan başarılı iş insanlarıydılar. Bu başarılı aile üyeleri yaşadığı müddetçe, aileleri yüksek standartlarını koruyordu…

Ama ne zaman ki bu kumandan hayata gözlerini yumuyor, parçalanma süreci başlıyordu!

Önce eldeki mallar bir bir elden çıkarılarak paylaşılıyor, sonra da kalan son mallarla beceriksizce ortaklaşa işlere girilip o kapital de batırılıyordu.

Bu hazin sonun en önemli nedeni, hayattayken başkumandan olan liderin, çocuklarını eğitime göndermekle eğitildiklerine inanmasıydı. Kendinden sonra işi devralacak olanların yanında işi öğrenmeleri ve aynı hırs ve kararlılıkla devam ettirmeleri gerekirken, böyle olmuyordu, başarısız ve mutsuz miras yedilere dönüşüyorlardı.

Bu büyük düşüşte elbette “Ben okumadım, evlatlarım okusun ya da ben alamadım, evlatlarım alsın” hasletinin payı büyüktü. Çocuklar hırssız yetişiyorlardı.

Bir de “Ben babamdan daha başarılı olmak zorundayım” kompleksi vardı tabi. Yeterince palazlanmadan anî sıçramalarla anî başarı beklentileri…

Pat diye gelen, pat diye gidiyordu.

Ne demiştik yazının başında, nesiller boyu gelenlerle idare edenlerde de bir düşüş eğilimi var ama asla gümleme yoktu.

Bu talihsizliğe uğrayan binaların hiç biri eski eser değildi mesela. Hiç birinde korunacak bir ecdat yadigarı ruh yoktu.

Eskiye olan bağlarına sıkıca sarılan milletlerde, bu savımı kanıtlayan pek çok örneği görebiliriz bence. “Eski”ye değer vermek, “Yeni”ye harcanmalarını engelleyen en önemli faktördür.

Bu milletlerde, “Yeni” için mevcut “Eski” tüketilmeden ya da yok edilmeden, “Yeni” bir alan yaratılıyor önce. Bu alan için kapital bulunamıyorsa borca girilmiyor ve bekleniliyor. Kapital kazanılmaya çalışılıyor. İşte fark burada! Bekleniliyor! Çalışılıyor! İş öğreniliyor!

Sınıf atlama uğruna her şey bir anda feda edilmiyor… bekleniliyor…biriktiriliyor… uygun ortam oluştuğunda harekete geçiliyor ve her adımında başında duruluyor.

E ne oldu şimdi , bir daha bakalım bu kırmızı şeritli bankanın üzerindeki satılık dairelere… Hepsi yeni yapım. Bembeyaz ve boşlar.

Havada bulut bulut uçuyorlar.

Dünyanın kapitali sende olsa idare etmeyi öğrenemediysen neye yarar!

Bilmeden, pişmeden, ustalaşmadan eldekini riske atarsan sadece kaybedersin.

Ne demiş büyüklerimiz, “At binenin, kılıç kuşananın”.

Var olanın üzerine yeni bir şeyler eklemek güzeldir ama, devir güzel değil ki!

Elinizdekini kaybetmemeye bakın.

Yazar Hakkında

The following two tabs change content below.
M.Ü. Güzel Sanatlar Sinema-Tv ve T.Ü Fermente Ürünler mezunu. 23 yıl TRT çalışanı, şimdi emekli. 2D- 3D animasyon , seramik, botanik, kaligrafi, geleneksel el sanatları meraklısı... Biraz tiyatro ve müziğe bulaşmışlığı da var... bir de yazmayı seviyor.

Latest posts by Renkli Kalem (see all)