7 Haziran 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

GERÇEĞİ YOĞURMAK

2018 yapımı Kefernahum (İncil’de geçen, cehennem anlamı taşıyan bir sözcük) beni çok etkiledi. Tam istediğim gibi bir filmdi. İkisi bir arada olmaz denilen, gerçeklik ve ifadeselliğin (expressive) aynı anda  başrolde olmasından ötürü olsa gerek.

Filmin şöhreti ve ünvanı  ise şöyle, Oscar’ın yabancılarında ilk defa bir kadın Arap Yönetmenin aday gösterilmesi.

Nadine Labaki

Filmden söz edilirken kadın yönetmen, Lübnanlı yönetmen, Arap kadın yönetmen gibi nitelikler birçok yerde en önde belirtiliyor.

Beni ise istediğim sinemayı bana seyrettirmesi ilgilendiriyor.

Sitemder’e ara verdiğimiz süreçte ben bir sinema master’ı yaptım. Marmara Güzel Sanatlar’da. Tez filminde deneysel çalışmaya prensip olarak izin verilmezken bana özel bir yaklaşımla bir şeycikler denmemiş. “Denmemiş” diyorum, çünkü bu durumu bana juride söylediler.

Daha sonra da hocalarım tezimi sınıflarında deneysel sinemayı anlatmak için kullandılar. Benim tezime başvurmalarının sebebi şuydu; öğrenciler aldıkları eğitimin gerektirdiği gibi değil akıllarına estiği gibi ödevler getiriyorlardı. Oysa denemenin de bir teorisi, akademide hatta evrende kuralları vardı, olmalıydı. Söz dinlemez, ukala sanat öğrencilerine karşı ikna edicilikte aciz kalan hocalarım benim tezime, hatta tezim sırasında onların yaptığı düzeltmeler hakkında yazışmalarımıza müracaat ettiler.

Deneysel ve bağımsız sinema yapıp soluksuz seyredilen filmlere imza atabilmenin güçlüğünü tahmin edebiliyorum. Tez filmim 17 kez düzeltme almıştı. Ama okul gösterimlerimizde de internet ortamındaki gösterimlerde de tek bir “dislike” almadı. Bu da bir denemeydi, bana sinemada ne aradığımı söyleyen.

Oyuncularının seçiminde de, çekim sürecinde de gerçekliğe yaklaşmayı olabildiğince denemiş Nadine Labaki. Mülteci çocuğu mülteci bir çocuk oynamış, çok çocuk doğurmuş kadını çok çocuk doğurmuş bir kadın…

Altı ayda çektiği (uzun kabul ediliyor bugünkü çalışma şartlarında) filmini, iki senede ve evinde kendisi montajlamış. Tam bir bağımsız yaklaşım. Filmi üretirken olabildiğince özgür koşullarda olmanın yolu düşük bütçe çalışmak. Düşük bütçeyle de büyük filmler olabildiğini zaten artık biliyoruz.

Dosteyevski, hiçbir şey gerçek kadar inanılmaz değildir diyor. Van Gogh ise gerçeğin sadece çıkış noktası olduğunu söylüyor.

Gerçeği heykeltıraşın güçlü elleriyle yoğurmuş bu hükmedici yönetmenin başarısı, bence filminin de önüne geçiyor. Kurgulanmış platolarda değil hayatın zorlayıcı gerçek sahalarında çalışmış olan bu yönetmeni, kadın ya da Arap olduğu için değil, çok iyi bir yönetmen olduğu için alkışlıyorum!

İlgilenenler için tez filmimin linki https://www.youtube.com/watch?v=KxkymC7FNj8

The following two tabs change content below.

Defne ILGAZ

Sanatçı-Akademisyen at Defne Ilgaz
Bir ayçiçeği güneşte tek başına

Latest posts by Defne ILGAZ (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….