PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

24 Kasım 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Nasıl geçiyor günler. Daha dün gibi çocukluğum. Göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor ömür. Peki ya bu dünyada kalıcılığı nasıl yakalarız? Her zaman bu soruya yanıt aramışımdır. “Acaba ne yapsam da insanlığa bir iz bırakabilsem?” Sonunda tercih ettiğim edebiyat oldu işte. İnsanların ruhuna dokunan o güzel alan.

Genellikle bedenlerimize iyi bakmaya çalışıyoruz. Peki ya hiç kendinize soruyor musunuz, yüreğim nasıl? Ruhunuza gereken değeri veriyor musunuz? Sabah kalktığınızda yeni bir güne uyanabildiğiniz için şükrediyor musunuz?

Geçtiğimiz günlerde ne yazık ki büyük bir şiddetle İzmir’de yıkımlar meydana geldi. Muğla’da bile etkisi hissedildi. Ah canım İzmir, bir bilseniz nasıl umutla bekliyoruz o yıkıntılar arasından insanların sağ olarak çıkmasını… 1999 depreminde Düzce’de minicik bir bebekmişim. Bu yüzden depremin şiddetini hatırlamıyorum. Fakat annemle babam halen o şiddeti anlatırlar. Babam en fazla ölüyü o zaman görmüş öyle anlatıyor. Herkes o kadar perişan haldeymiş ki günlerce kamyon kasalarında uyumak zorunda kalmışlar.

Taşındığımız pek çok yerde bende depremi yaşadım. Allah kimseye yaşatmasın. Her şeyden önce önlem gerekiyor. Sağlam yapı gerekiyor. Boşuna mı diyor deprem bilimciler: “Deprem öldürmez, sağlam olmayan bina öldürür.” diye.

Ülkece geçirdiğimiz şu zor günlerde havalar iyice soğumaya başladı. Haberleri izlemek dahi istemez oldum. Ne zaman haber izlesem içim parçalanıyor. Bu nedenle son günlerde televizyondan biraz uzak kalmaya çalışıyorum. Elimden geldiği kadarıyla sosyal medyadan da. Çünkü tüm ülkeyi hatta dünyayı bir kaos sarmış durumda. Hastalıklar, depremler, felaketler… Umarım tüm bunlardan ders çıkarır, birlik beraberlik içerisinde barışın hâkim olacağı bir dünyada yaşarız.

Bugün Masa Dergisi’nin 45. Sayısını aldım ve okudum. İçerisinde oldukça güzel yazılar vardı. Bu ay Cahit Zarifoğlu ile alakalı yazılar çoğunluktaydı. Hani edebiyatımızın Yedi Güzel Adam’ından biri olan güzel ruhlu edebiyatçımız. Bir de çizim yapmışlar dergide şairin masası var ki sanki hayatındaki önemli unsurlarından bazılarını oraya çizmişler gibiydi.

Yedi Güzel Adam demişken TRT’de yayımlanan diziyi izlemiş miydiniz? Buram buram edebiyat kokan o diziyi. Eğer merak ederseniz izlemenizi öneririm. Yalnız diziye internet üzerinden ulaşabileceğinizi sizlere söylemek isterim. Ruha dokunan şiirlerle ve dinlendirici müziklerle keyifli vakit geçirebilirsiniz. O müziklerden birini dinlemeniz için yukarıya bıraktım. Unutmadan Yedi Güzel Adam’ı tanımayanlarınız için önce bu güzel insanlarla alakalı olan kitapları okumanızı tavsiye ediyorum. O zaman diziyi izlerken daha fazla çıkarımda bulunabilirsiniz.

Madem bugün Cahit Zarifoğlu’ndan bahsettik o zaman günü kıymetli edebiyatçımızın bir şiiriyle daha anlamlı kılalım. Ne diyor şair:

“Yedi adam biri bir gün

bir bela gördü

gereğini belledi

Yalvarsa evleri harap kadınlar

ve ağlayan birkaç çocuk

Kamalar salınsa karnına

ayrılmaz belalı yanından

 

Haberlerime kulak asmayıp-Duymadık

Demeyesiniz kardeşlerim

 

Ülkem bugün

Yâriyle buluşmuş gizlilerde

Tepeden tırnağa yeni yıkanmış

Ve örtüler içinde

Göz kapakları kale kapıları

Gibi örtülü

Yassı gözlü kabarık alınlı

Kalbine ve beline zengin

Düzgün bedenli bol saçlı erkekler gibi

 

Ülkem

Tepeden eteğe yıkanmak için

Aşıdan sonra paklanan

Ovalara yayılmış kadınlar

Evi uçsuz bir yol gibi bekleyen

Yavruya yerinde bekleten

O kadınlar gibi ülkem

 

-Yürürüm bayırlarda

Gücüm ne merkezde tartmak için

Kulak verir

Dinlerim ağacı

 

Geçerken beton döşeli apartman kaykılı toprakta

Sesim nasıl etkili yoklamak için

Durdurur sorarım kentliyi

Ne haber böyle:

Nereye:

 

Bela üreten elim

Nasıl davranır belalar içinde

Sınamak için

Uzanır okşarım saçlarını ey yârim

Bakarım hoyrat ve âşık ellerime

 

Bir gün sapsarı kesildim

Öyle bir tabiat vardı ki gövdemde

İnsanları görmezdim bile yanımdan

Bir hava bulutu gibi geçerlerdi

İçimden

Gidip dağlara

Kafa tutmak gelirdi

 

Bir gün ben

İri ve kaslı gövdem

Sapsarı kesildim

Hali harap bir dev çıktı önüme

Gözlerini öyle açtı ki yüzüme ve ağlamış

Sonra söyleştik

 

Bu bir nöbet devriydi kardeşlerim

 

Bizimle aşkta olanların

Eline su döksünler

Çadırlarının önüne o küçücük

Kilimleri sersinler.

 

-Cahit Zarifoğlu, Yedi Güzel Adam, IV”

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)