PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

18 Eylül 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

 

Profesyonel hayat, vize pasaport işleri, yıllık izinler, aile bütçe hesaplamaları derken onlarca parametrenin denkleştirilmesi ile planlanan tatil projelerini iyi değerlendirmek şart oluyor. “Ne tatil yaptık! Bu bizi bütün kış götürür şimdi” diyebilmek, çoğu yetişkinin tatillerden ortak beklentisi belki de. Merak etmeden edemiyorum. “Ne tatil ama!” tanımlamalarımız ne kadar benzerdir peki?

Biz aksiyon sporlarıyla kendimizi sınamadan eve dönünce rahat edemeyenlerdeniz mesela. 

Ayların yorgunluğunu dindirmek adına öğlene kadar döne döne uyumak varken, daha gözümü açamadan 1800 metre yükseklikte paraşüte bağlanmış bedenimi boşluğa bırakmak üzere koşarken uyanıp, Baba Dağ’dan Akdeniz’e süzülürken “işte tatil bu!” diye seslenesim geliyor yerdekilere.

Efendi efendi güneşlenip denize girmek, duş alıp bir şeyler atıştırabilmek için sahiller boyu plajlar yapılmış yapılmasına da, orda biraz oyalandık mı rahat batıyor sanki. Açık denizdeki dalgalara aldırmadan, karadan erişim olmayan kıyılara dümen kırıp, kimseciklerin olmadığı berrak koylarda balıklarla yüzmek daha bir hoşuma gidiyor nedense.

Zorumuz ne ise, aksiyon olsun diye kilometrelerce trekking yaparak dere tepe aştıktan sonra mavi ile kavuşmanın keyfi bir başka oluyor sanki. Her seferinde bir yandan mızmızlanıp bir yandan yola devam ederken buluyorum kendimi.

Dalış şüphesiz en sevdiğim. Yürekten inanırsam solungaçlarım çıkar ve bir gün hava tüpünün esaretinden de kurtulabilirim diye hayal ediyorum istikrarla. Asırlardır uzakta kaldığım evime varmış gibi tarifsiz bir huzurla derine, daha derine inmek istiyorum çünkü. Denizin tabanında biriken sırlara vakıf olmak gibi arsız arzularım olsa da dalış grubunun nizamına saygısızlık etmeden suyun derinliklerinde geçen her anın, her görselin güzelliğini yaşamaya çabalıyorum.

Dinamikleri hızla değişen, kendinden aksiyonlu 2020 yılında yazın tatile gidebilmek maceranın ta kendisi olacak gibi görünüyor. Bu büyük meydan okumanın en büyük motivasyonu ise kimsenin hayatını tehlikeye atmadan bir tebdil-i mekan yapıp sakin sakin, yekpare eve dönebilmek. Hadi bakalım fingers crossed.

*fingers crossed: işaret parmağını orta parmak üstüne getirerek yapılan şans dileme hareketi

 

 

 

The following two tabs change content below.

Beyza'nın Mutfağı

Köşe Yazarı at Beyza
Fim teorisi, tonal armoni, resim, felsefe ve Latince gibi bir çok sanat ve temel bilim dersleriyle desteklediği lisan eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümün’de tamamladı. Royal Holloway, Londra Üniversitesi’nde Yüksek lisans eğitimi aldı. Doktoraya devam edebilmek için uzun dönemli yerleşme kararı aldığı İngiltere’de, aile kurmak ve Cambridge Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde çalıştığı ikinci bir Yüksek Lisans da dahil olmak üzere, doktora dışında pek çok şey yaptı . Şimdi Brunel Üniversitesi’nde Akademik İngilizce dersleri veriyor. Kendisini anlayan bir doktora danışmanı bulacağı güne çok yaklaştığını hissediyor.

Latest posts by Beyza'nın Mutfağı (see all)