6 Haziran 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Evde “Minyatür Leopar” Keyfi

 

 

Kendimi bildiğimden beri aşıktım kedilere. Kaderin cilvesi işte. Alerjik bünyem kedi ile aynı kapalı ortamda yaşayabilecek kadar sağlıklı değildi. Küçükken hiç kedim olmadı ama hasretle büyüyen sevgim hiç azalmadı. Apartmanımızın obez kedisi Nazlı’yı eve alır doyasıya severdim kimsecikler ortada yokken.

Kazan kaldırma yaşlarına geldiğimde ilk emri vaki Mestan kedim geldi evimize. Gözlerim aktığında, hapşırmak istediğimde ya da nefesim daraldığında annemlerden gizlemeye çalışırdım, fatura bizim ufaklığa kesilmesin diye. Biri mavi diğeri yeşil gözlü sakız beyaz tüylü asil Van kedim bir sonbahar günü çalınana kadar ne mutluydum kırmızı, şişmiş burnuma rağmen.

Öyle içten çağırınca gelirmiş işte. Defne Hocam Tarçın’la döndü Elazığ’dan İstanbul’a. Müzik ve Sitemder dernek faaliyetlerimizi yürüttüğümüz evimizde ismiyle müsemma tarçın renginde, yemyeşil gözlü çok kuduruk ama dünyalar tatlısı bir kedimiz vardı. Ne anılar, ne anlar… ta ki Tarçın da bir gün kaçırılana kadar.

Asıl Korsan’ın hikayesini anlatmalıyım. Aslen Boşnaktır. Sareyevo’da buz gibi bir kış gecesi tek gözünü kaybetmiş Korsan hanım Defne Hocam ile rastlaşıyor. Korsan kızın talihi o gece dönüyor. Temizleniyor, tedavi ediliyor, sıcacık bir yuvası oluyor. Baharda Atatürk Havalimanı’nda karşılamıştık Esra ile. Korsan kız bir müddet bizim evde yaşadı, büyüdü, serpildi ama doğadan uzak kalmasına içimiz el vermedi bir türlü. Cam kenarında saatlerce oturup ağaçları izlemesinden belliydi özlemi.

İstanbul’da bizi ve kedileri en mutlu eden yere, yeni yuvasına götürdük biz de. Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’ten bahsediyorum elbette. Korsan nerdeyse on yıldır Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nün kadrolu kedisi olarak görevinin hakkını veriyor. Ziyaretine gittiğimde karşılaşıyoruz, bölümde devam eden arkadaşlardan haberleri de geliyor.

Teyzemin Behlül kedisini de anlatmadan geçemeyeceğim. Korsan’ın ilk ev arkadaşı tekir oğlan. Ben İstanbul’dan ayrılırken zampara bir delikanlı idi. Şimdi evden dışarı patisini bile atmayan, zil çaldığınca Mühsin Veteriner aşı yapmaya geldi zannederek nereye saklanacağını bilemeyen tonton bir dede.

Sufistike Esra’nın İskoç kedisini merak ederseniz bir de benden dinleyin derim. Uyuzun tekidir. Yüz vermez, astar istemez ve Beyza’yı ısırmaktan hiç çekinmez. Kaç defa söyledim bunu atıp yenisini alın ya da onu atın direk beni alın diye.

Nohut’la asıl hesabım başkaydı tabi. Arkadaşımı benden daha çok görüyordu, hıh.

Esra’dan umudu kesip harekete geçmem uzun zaman alsa da, hazırdım artık.

Size minyatür leopar kedim Zulu’yu takdim edeyim. Bengal cinsi Afrikalı minik kızım. Uzun yıllar beklediğimize değmiş üstelik. Mevzu kediler olunca, hiç çekinmeden göz ardı ettiğim alerji meselesi bile çözümlenmiş bu arada. Hipoalerjenik kedi yapmışlar.

Henüz bebek olsa da, atalarının dominant genlerini taşıdığını her hareketiyle vurgulayan Zulu için tavanlara halatlar örmeye başladık bile. Israrla kılavyede gezinen parmak uçlarımla oynamak istediği için yazımı dakikalardır sabote etmekten yoruldu nihayet. Hazır kucağımda uyuyorken yayımlamanın tam vakti.

The following two tabs change content below.

Beyza'nın Mutfağı

Köşe Yazarı at Beyza
beyza@sitemder.org

Latest posts by Beyza'nın Mutfağı (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….