15 Ağustos 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

ELMA AĞACININ TURUNCU BANDAJLARI

Kolu iki yerden sarılı bu ağaç bir elma fidanı. Turuncu plastik sargısını, hava alabilmesi için delikli seçtim… evde bir sürü kullanılmayan bantların ve kurdelelerin durduğu eski bir poşetin içinden.

Bu poşetin yanında ne poşetler var daha… dar ya da bol geldiği için sökülüp kaldırılan etekler, elbiseler, bluzler.☺

Dikiş bilmek de fena bir şey hani, istifçi olup çıkıveriyorsunuz.

Bu poşetlerin içinde en üzülerek baktığım, oğullarıma dikerken yarım kalan pazen pijamaların poşeti. Mini mini kollar, cepler, paçalar… kağıt kalıplara iğnelenmiş kumaşlar… ikişer kat duruyorlar öyle… iğneleri bile hala üzerinde.

Büyük oğlumun geçirdiği bir dizi ameliyatın ilkine denk gelmişti bu pijamalar… Sonrasında uzun süre pantalon bile giyemeyeceği için öyle yarım bırakıp kaldırmıştım dolaba…  hızla boy attığından küçük kalmıştı kalıpları.

Ben de bir daha görmek istemedim onları…

Sonra bu poşetin yanında başka bir önemli poşet var. Yıl 1992 ilk defilem… Bu defile için çizdiğim gelinliğin bedeni ve duvağı duruyor burada. Aslında tuvaletin etek ucunda bulutları temsilen, içi miflon dolu kat kat halkalar vardı… çok yer kapladığından, onları etek ucundan sökmüştüm.☺️… nefis bir gelinlikti bence. Tuğba Özay sunmuştu. O uzun boyuyla ne de güzel salınmıştı Marmara Oteli’nin podyumunda. Müthiş fiyakalıydım yanında yürürken… hem de bu bücür boyuma rağmen.😂

Sonra bu kurdele poşetinin bir kaç poşet üzerinde muhteşem kaliteli kumaşlarla dikilmiş bir dizi eteğin tıka basa sıkıştırıldığı koca bir hurç var. Bu da Hisar’dan Feyza Abla’mın huzur evine gitmeden önce bana özene bözene çıkarıp verdiği giyisileri. “Sen dikiş biliyorsun, bunları kendine uydurursun” demişti. Feyza abla Sorbonne felsefe bölümü mezunu, akıllı, kültürlü ve çok mutsuz bir kadıncağızdı. Bir sürü korkuları vardı… Mesela yalnızlıktan çok korkardı. Bir ara evin kepenklerini kurşun geçirmez yapacağım diye tutturmuştu😲.

Tüm psikolojik problemleri, kendini güvende hissettiği anda bir anda biterdi. Yumuşacık bir kalbi vardı… kıramamıştım onu… 38 beden olmama rağmen 44 beden etekleri torba torba yüklenip eve kadar taşımıştım… İşte şimdi bu geniş etekler, hurcun içinden kumaş ellerini çıkarıp bana el sallıyorlar.❤

Neyse işte her biri ayrı hikayeyle dolu onlarca poşet ve hurcun arasından kurdele poşetini elimi koymuş gibi buluverdim…☺️… Her bir kurdele, ayrı ayrı rulo yapılmış, kendine uygun renk ve tonlarda diğer kurdele rulolarıyla beraber deste halinde bağlanmıştı. Kim bu kadar deli olabilirdi? Tabi ki Tuvana! 😂

Turuncu kurdele az bulunur bir renk olduğundan, yalnız başına geniş bir lastikle sarılıydı. Katman katman pek çok parçayı vaktiyle ayrı ayrı sarmış olduğuma çok sevindim. Kendimi tebrik ettim. “Aferin Tuvana” dedim kendime, “Tutumlu ve düzenli kadınsın… Her ne kadar dünyanın bitkisini avuç içi kadar bahçeye sığdıracağım diye uğraşacak kadar üşütük olsan da, aklın işe yarıyor bazen “. ☺

Özenle bir ruloyu açıp bahçeye indim. Elimde aynı zamanda uzunca bir tel, tuvalet kağıdı rulosu, içi böcek ilacı dolu bir şırınga ve uzunca bir vida ile çakı vardı. Çakı bir süredir kullanılmadığından açarken tırnağımı çok acıtmıştı… elma ağacına yaklaşırken bu işlemin tırnağımı daha da fazla acıtmaması için dua ediyordum.

Fidanda koca koca üç delik vardı. En büyük iki delik arasındaki tünel o kadar geniş oyulmuştu ki, hafif bir darbeyle ağacın dış kabuğu içeri göçtü.😕

Tuvana’nın ağaçları kıtır kıtır kemiren tahta kurtları hakkında hiç bir bilgisi yoktu. Bir akşam evvel internette bir adam,  bisiklet fren telini ağaçtaki deliklere sokarak kurdu öldürmeye çalışmıştı. Tuvana adamı taklit etti… Elindeki kalın inşaat telini deliğe soktu… bisiklet fren telini nereden bulacaktı! Bisikletlerden anlamazdı çünkü bisiklete binmezdi. ☺️. Çünkü bisiklete adam gibi binemezdi.☺️. İç kulağındaki salyangoza benzer organı, uzun araba yolculuklarında, tekne seyahatlerinde, herkes gülüp eğlenirken onun midesini bulandırır, fitil fitil burnundan getirirdi! Bisiklette de dengesini zor buldurur, düşmeye ramak kala inmesine sebep olurdu!

Salyangozun bir işe yaradığı nerede görülmüş zaten!

Bisiklet fren telini pas geçti… Oğlunun bisikletini bozmaya hiç niyeti yoktu. İnşaat teli tırtılı şişlemeye yeterdi! 😁

Teli hınçla delikten içeri soktu. Tel neredeyse yirmi santim ağacın içinde yol aldı.

Uzunca bir müddet telle, telin  ağaca dayandığı yeri deşti. Tırtıl şimdi ölmediyse ne zaman ölecekti!😈Deliklere hem alt hem de üst yönden tek tek aynı işkenceyi uyguladıktan sonra, şırında ile ilacı içeri fışkırttı… kendi bile bu kadar sadist olduğunu bilmiyordu .😂

Sonra özenle tuvalet kağıdı parçalarını ilaçla ıslatıp deliklerden boşluklara vida ile tıkıştırmaya başladı.

Tüm işkence bittikten sonra kalın bir kağıt bantla çepeçevre sardığı ameliyat bölgesini turuncu kurdele ile sıkı sıkı sarıp işlemi bitirdi.😊

Bundan sonra bir kaç gün boyunca kurdun yeni delik açıp açmadığını kontrol edecekti. Kim yapacaktı bunları? Tuvana…

Çalışkan kızdır, severim kendisini.😊

The following two tabs change content below.
M.Ü. Güzel Sanatlar Sinema-Tv ve T.Ü Fermente Ürünler mezunu. 23 yıl TRT çalışanı, şimdi emekli. 2D- 3D animasyon , seramik, botanik, kaligrafi, geleneksel el sanatları meraklısı... Biraz tiyatro ve müziğe bulaşmışlığı da var... bir de yazmayı seviyor.

Latest posts by Renkli Kalem (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….