3 Haziran 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Dur levhası neden sekiz köşeli biliyor musunuz? Ben de yeni öğrendim. Uzaktan yaklaşıyor olsak veya yazıyı okuyamasak dahi şekli diğer levhalardan farklı olduğu için kolay fark edebilip duralım diyeymiş. Çünkü durma işaretini ıskalamanın hayati sonuçları varmış.

Bilim insanları bas bas bağırıyor: bu salgın insanın doğayı işgalinin bir sonucu. Instagram akışlarımız insanın doğadan elini biraz olsun çekmesiyle “kendine gelmenin” görselleriyle dolup taşıyor.

Venedik’ten Ortaköy’e temizlenmiş sularda ortaya çıkan caanım balıklar, havanın berraklaşmasıyla Fizan’dan görünen Uludağ şakaları… İnsanın dayanılmaz varlığının azıcık hafiflemesiyle diğer canlılara nefes alabilecekleri “alancıklar” açılıyor.

Peki bütün bunlar olurken biz neler yapıyoruz?

Mesela size kendi habitatımdan, akademideki insan manzaralarından örnekler verebilirim. Dünyada milyonlarca insan hayatta kalma mücadelesi verirken ve binlercesi ölürken akademi durumu şöyle deneyimliyor: Kim bu süreci diğerinden daha fazla üreterek dolayısıyla yayına çevirerek geçirdi, kim kaç tane yeni projeye başladı? Kısacası hala kim kimden “daha iyi” aç gözlülüğü içerisinde. Akademideki çoğunluk her zaman sahip olduğu hırsları sadece mevcut şartlarına uyarladı. “Neyi yanlış yapıyordum, şu anda ne oluyor ve nasıl birlikte daha iyi olabiliriz” diye sorgulamak şimdiye kadar pek akıllarına gelmedi.

Sonra mesela sosyal medya var. Orada da durum epey benzer, herkes bir üretkenlik yarışında. Influencerlar ev dekorasyonuyla, kaydırmalı linklerle “daha da çok satın alın” diyor. Kendilerini “olayı çözmüş” görenler durum analizlerini paylaşıyor: “Salgın sonrası siyasi ve ekonomik yapıların…”

Güncel siyasetten çok uzun zamandır durabildiğim kadar uzak durmaya çalışıyorum ama ne kadar çabalasam da tamamen habersiz kalamıyorum. Siyasettekiler de  yine bütün saldırganlıklarıyla ne idilerse o olmaya devam ediyorlar. Bir sonraki seçimde bugünlerin nasıl oya dönüştürülebileceği hesabıyla herkes birbirini suçluyor. Başkan Trump çamaşır suyu enjekte etmekten bahsediyor. Öyle bir delirmişlik.

Gerçekten bu işin bir “sonrası” olacaksa ve bir değişim bekliyorsak bunun bir parçası olmaktan başka çaremiz yok. Hiçbirimizin yok.

Bugün olduğumuz şekilde aynı aç gözlülükle devam edersek aynı şeyleri tekrar yaşamamamız sadece bir mucize olur. Sinir sistemleri bizimkinden çok daha basit canlılar dahi yaptıkları eylemler ile bu eylemlerin sonuçları arasındaki bağlantıyı kurabiliyor ve bir miktar tekrar neticesinde öğrenebiliyorken, kendini primatların en zekisi sayan insan hala aynı eylemlerden farklı sonuçlar mı bekliyor?

Bütün bu olanlar bence hepimize sadece “bir durun” diyor. Bir durun. Sadece biraz durun ve ne yaptığınıza bir bakın!

The following two tabs change content below.

Sufistike

esra@sitemder.org

Latest posts by Sufistike (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….