PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

24 Kasım 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Bugün bir yaz havasından farksızdı. Ege’de sıcacık bir pazar günü. Uzun zamandır masamda beni bekleyen edebî dergilerime göz gezdirdim. Daha sonra oldukça etkileyici bir çocuk kitabı okudum. Çocuk kitabı dediğime bakmayın bence daha çok yetişkinliklerin çıkarımlarda bulunabileceği bir öyküydü. Bu etkileyici öykünün yazarı Portekizli. Portekiz, merak ettiğim ülkelerden biri. Aslında Bosna-Hersek’e değil Portekiz’e tercih yapsam belki de Erasmus kapsamında oraya gönderilecektim. Ama zamanı gelmemişti yani aslında o zaman çok önceden Bosna için ayrılmıştı. Yıllar önce kurulan bir hayalin yansımasıydı. Belki bir yerlerde Portekiz’e gideceğim bir tarih vardır kim bilir? Bakalım zaman ne gösterecek.

Çağdaş edebiyatın önemli sanatçılarından olan bu yazarı şu dönemde daha ön planda olan Körlük, Görmek, İsa’ya Göre İncil gibi daha sayamadığım pek çok romanından tanıyor olabilirsiniz. Şahsen ben ilk Körlük romanını okumuştum. Yaşadığımız bu sürecin farklı bir boyutu gibiydi. Okumadıysanız tavsiye edebilirim. Daha sonra çocuk kitabı yazmış olduğunu görünce dayanamadım ve hemen incelemek istedim. Yazar çocuk öyküleri konusunda kitabının başında şöyle diyor:

“Çocuk öyküleri basit sözcüklerle yazılmalıdır, çünkü çocuklar yaşça küçük olduklarından az sayıda sözcük bilirler ve karmaşık sözcüklerden pek hoşlanmazlar. Ben de böyle öyküler yazabilmeyi çok isterdim ama ne yazık ki bunu bir türlü öğrenemedim.”

Ama tüm bunlara rağmen öyküsü oldukça ilgi çekiciydi. Özellikle kitabın adı bana göre bir çocuğun dikkatini çekebilecek yönde. Dünyanın En Büyük Çiçeği

Kitaptaki resimler de öyküyle bütünleşmiş gibiydi. Kahramanımız tek başına bir maceraya atılıyor. Doğayı incelerken Dünyanın En Büyük Çiçeği’ni keşfediyor. Çiçek çocuk kahramanımıza karşı merhamet duyuyor. Şahsen ben kitabı okurken oldukça keyif aldım. Sanki José Saramago’nun kendisinden bu güzel öyküyü dinliyormuş gibi hissettim. Garip gelebilir ama bazı yazarlarla gönülden bir bağ kurabiliyorum hem de onları hiç tanımadan. Artık ne kadar derinden bir bağ kurduysam sevdiğim yazar ve şairlerden birkaçını rüyamda görme şerefine bile ulaştım. Oldukça heyecan verici, keyifli ve bir o kadar da umut vaat ediciydi.

Bugün günüme biraz Portekiz’den esintilerle devam ettim. Oldukça hoş bir şarkı açtım mesela. Bugün dinlediklerim arasından beğendiklerimden birisini yukarıya ekleyeceğim. Biraz ülkeyi araştırdım. Ah şu hastalıklar bitse, savaşlar dursa, beşer merhamet duygusuyla yaşamayı bilse ve herkes istediği ülkeyi keşfetse…

Zaman zaman insanlıktan umudumu kesmiyor değilim. Koca bir dünya yok oluyor hem de ne uğruna ölümlü bir gezegen uğruna. Silahsız insanlar ölüyorlar. Vatanını korumak isteyen yüce yürekli insanlar şehit oluyorlar. Neden çığlıklarını duymazdan geliyor bu dünya? Kendi topraklarını korumaya çalışan Azerbaycan’ı neden görmezden geliyor bazı milletler? Neden kardeş ülkemizi savunuyoruz diye tepki alıyoruz? Belki de tüm bunlar adaletsizliğe sessiz kalmadığımız için oluyordur. Elbette adaletin sağlanacağı yüce divana inanıyorum işte o zaman tüm insanlık saf ve temiz duygularına dönecek.

Hadi! Tüm insanların mutlu olduğu, canlıların zarar görmediği, doğanın her zamankinden daha canlı olduğu bir dünya hayal edelim. Her şey ne kadar yerinde ve güzel öyle değil mi? Umarım yarınlarımız daha umut verici olur. Doğa bizimle barışır ve tıpkı José Saramago’nun öyküsünde olduğu gibi gökkuşağının bütün renkleriyle bezeli, hoş kokulu koca bir yaprak bizi kucaklar. Ve huzur içinde yaşarız.

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)