5 Temmuz 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Bir gün başıma geleceğini biliyordum da böyle erken beklemiyordum bu hastalığa yakalanmayı. “ Zamana bırakayım kendiliğinden geçer.” demekle olacak iş değildi, en iyisi gidip bir görünmekti.

Doktor yani içimdeki “bilge ben” le aramızda geçen konuşmayı size de aktarayım:

– Eveeet. Şikayetiniz nedir genç hanım?

– Yazı yazamıyorum. Üretkenliğimi kaybettim sanırım.
– Hımm… İlk olarak ne zaman fark ettiniz?
– Birkaç haftadır anlamlı cümleler kuramaz olduğumu hissediyordum. Sonra eskisi gibi düşünemediğimi ve fikir üretemediğimi fark ettim. Artık kurgulayamıyormuşum gibi de geliyor.
– Bir bakalım. Ne kadar zamandır sağlıklı olarak yazı yazıyordunuz?
– Kesin cevap verebilmem çok zor ama iki yıldır güzel güzel okunuyorum.
– Son zamanlarda duygu dünyanızda büyük değişiklikler yaşadınız mı? Kafanızı fazlaca meşgul eden bir şey mi var işlerinize yoğunlaşmanızı engelleyebilecek?
– Imm… şeey … var bir şey ama onunla bir ilgisi olduğunu zannetmiyorum. Hem ondan yazı konusu bile çıkarabiliyorum. İşime odaklanmamı engellemiyor.
– Pekâlâ. Yazı yazarken beslendiğiniz kaynaklar neler?
– Zaten her gün içinde bulunduğum edebiyat ve dil bilim. Müzik, tiyatro, sinema, resim gibi diğer sanatlar da var. Ve bunun dışında hem tarihten hem gündemden yararlanıyorum. Bilim, teknoloji, felsefe, politika ve ekonomi gibi alanları da es geçmemeye çalışırım.
– Yazılarınızın taslağı üzerinde yeteri kadar çalışabiliyor musunuz? Ön araştırma aşamasında mesela?
– Önce planlıyorum sonra üzerinde çalışıyorum ama artık yaptıklarımı beğenmiyorum, hep eksik kaldıklarını düşünüyorum.
– Güzel. Bu konularda kendinize iyi baktığınızı söyleyebiliriz. O zaman sorun nerede olabilir?
– Benim şüphelendiğim bir şey var aslında. Eskisi kadar çok kitap okuyamıyorum. Düşünmeye ve öğrendiklerim hakkında kendi fikirlerimi oluşturmaya eskisi kadar vakit ayıramıyorum.
– Okuduklarınızı analiz etmek ve sonra onları diğer öğrendiklerinizle sentezlemek konusunda problem yaşıyorsunuz demektir.
– Eyvah! Korktuğum şey başıma gelmiş yani!

 

– Tahlil sonuçlarınız gelmiş bu arada. Bir bakalım.
Eveeet. Aşırı endişe, “mükemmel olma” ve “kendinizi tekrarlamama” kaygısı yaratıcılığınızı sınırlamaya başlamış.
Neden kendinizi rahat bırakmıyorsunuz? Bırakın da düşünceleriniz parmak uçlarınızdan akıp gitsin. Okuduğunuz yazarlardan ve onların yazılarından esinlenmek konusunda da çekinik davranmayın. Özgünlüğünüzü tek bir noktada sağlamanız yeter. Daha yolun çok başındasınız, bunu unutmayın.

– İyileşecek miyim? Tekrar yazabilecek miyim acaba?
– İlk belirtileri fark edip hemen gelmekle iyi etmişsiniz. Erken teşhis etmiş olduk böylece. Geç kalınsaydı belki bir daha yazamayabilirdiniz ama şu anda korkulacak bir şey yok. Reçetede yazan ilaçları (kitap ve kritik isimleri; konser, sergi, festival tavsiyeleri; bilimsel makaleler)düzenli olarak alın. Bunun dışında gözlem yapmayı ve gördüklerinizin yüzeyinde kalmayıp onların derinde yatan anlamlarını keşfetmeyi, etrafınızda olup bitenlere kulak vermeyi ve sık sık düşünmeyi ihmal etmeyin. Yazarken korkmayın ve cesaretinizin önüne geçmeye çalışmayın. Elinizi korkak alıştırmayın yani! Düzeleceksiniz.
Haftaya yeni yazacağınız yazıyla birlikte kontrole gelin. Tetkiklere onun üzerinden devam edeceğiz.

– Peki. Haftaya görüşmek üzere…

YORUMLAR
yanılıosun canım

defne ılgaz
27/04/2009 19:58
bence doktor yanılıyor Beyza’cım. “Zamana bırak” doğru yanıttı. Bazen işler kesat gider böyle…

The following two tabs change content below.

Beyza'nın Mutfağı

Köşe Yazarı at Beyza
beyza@sitemder.org

Latest posts by Beyza'nın Mutfağı (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….