4 Ağustos 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Çocuklarda Sorumluluk Duygusu ve Okul Başarısı

Okul başarısı, çok küçük yaşlarda başlar ve bir süreçtir. Sabah kalktığımızda bir anda elde edebileceğimiz bir durum değildir. Önemli olan bu süreci doğru yönetmektir. Süreci yönetecek kişi ise çocuğun kendisidir. ‘Çocuk’ kavramını kullanıyorum. Çünkü gerek okul öncesi dönem (2-7 yaş) gerekse okul dönemi (7-18 yaş) fiziksel gelişim sürecinde çocukluk dönemi olarak ifade edilir. Okul başarısının en etkin olduğu dönemler de çocukluk dönemidir. Evet, sürecin yöneticisi çocuğun kendisi, rehberlik eden ise ebeveynler olmalıdır.

Ebeveynler olarak çocuklarımızın okul başarısına hepimizin önem verdiğini düşünüyorum. Ama anne babaların süreçteki rollerini tam olarak kavrayabildiklerini düşünmüyorum. Daha önce de belirttiğim gibi anne babaların bir rehber olarak görev almaları, çocuğun başarısına ciddi katkılar sunacaktır.

Çocuklarda, oyun döneminde (2-7 yaş) başlayan bağımlılık duygusu zamanla artar. Her çocuk oyun oynarken anne babalarının sürekli yanlarında olmalarını ister. Bu gayet doğal bir istektir. Ama anne babalar bu durumda nasıl bir yol izlemelidir?

“Ne var ki bunda? Elbette, çocuğu ile oyun oynayacak” diyenleri duyar gibiyim.

Bakalım ki neler olabilir? Bu kadar basit bir olay bizi ve çocuğu nerelere sürükler acaba?

Çocukla birlikte sürekli olarak oyun oynamamız hem onların yaratıcılık duygusunu engeller hem de hayatta hep bir destek aramalarına neden olur.

Çocuğun sürekli sizinle birlikte oyun oynadığını düşünelim. Oyun esnasında sizin koyduğunuz kurallar olacaktır ve çocuklar bu kurallar dışına çıkamayacak, kendileri için belirlenmiş sınırlar içerisine hapsolacaklardır. Peki ya çocuklar yaratıcılıklarını neden sizin koymuş olduğunuz kurallar içinde göstermeye çalışsın ki? Halbuki kendi kendine oyun kuran çocukları uzaktan izlediğinizde enteresan manzaralarla karşılaşabilirsiniz. Ta ki oyuna siz müdahale edene kadar. Siz müdahale ettiğiniz an bütün büyü bozulur. Oyun oynarken sizin rehber konumunda olmanız gerekir. Oynanacak oyunla ya da oyun içindeki nesnelerle ilgili bilgilendirme sonrası izleyici tribününe geçip çocuğun yaratıcılığını izlemeniz gerekir.

Özellikle çalışan anne babalar çocukları ile vakit geçiremediklerinden yakınır. Ya da akşama kadar çocuğu ile birlikte oyun oynayan ebeveynler de çocukları ile istedikleri gibi vakit geçiremediklerini söylerler. Önemli olan çocukla çok vakit geçirmek değil, etkili vakit geçirmektir. Aslında yakınan anne babalar da farkındadırlar ki çocukları ile etkili vakit geçirememişlerdir. Etkili vakit geçirmek, çocuğa öğretici bilgiler ve bu bilgileri kullanabileceği görevler vermektir. Ancak görevler çocuğun başarabileceği görevler olmalıdır. Aksi takdirde çocukta başarısızlık hissi oluşur. Kaş yapalım derken göz çıkarmalım. Verdiğimiz görevlerde dikkat etmemiz gereken en önemli husus bu görevleri çocuğun kendi başına üstesinden gelmesini sağlamaktır. Çocuk kolay yolu seçer ve her aşamada sizin yanınızda olmasını ister. Siz bu isteğe olumlu yanıt verirseniz çocuğu size bağımlı hale getirirsiniz. Süreçte verdiğiniz her taviz ileride ciddi sorunlara gebedir. Çocuğa koltuk değneği olmayı bir kenara bırakıp doğru yolda tek başına ilerlemesini sağlamalısınız.

Çocuklar zekidir, sürekli sizin vicdanınıza seslenir. Sürekli bir duygu sömürüsü yapar. ‘Ben dayanamıyorum, çocuğumun yanında olmalıyım’ dediğiniz anda çocuğa zarar vermiş olursunuz. Çocuk tek başına başarı elde edemeyeceğini bildiği için yanında hep birilerinin olmasını ister. Yalnız kaldığında ise depresif durumlarla karşı karşıya kalır. Çünkü bağımlıdır. Birisine bağımlıdır.

Oyun döneminde kendinize bağımlı hale getirdiğiniz çocuklara, okul döneminde ‘Hadi odana git de ödevlerini tamamla’ demek kadar saçma bir cümle yoktur. Okul döneminde, çocukların ders çalışma ya da ödev yapma süreçlerinde vereceğimiz destek te aynı oyun dönemindeki destek gibi olmalıdır. Süreç bütündür ve istikrar zaruridir.

‘Ama benim çocuğum tek başına ödev yapamaz ki.’ Bırakmamışsın ki yapsın. Ya da yapamasın ve sonucuna katlansın. Sorumluluk alsın. Çocuğunuzu yalnız bırakın. ‘Boşverin’ demiyorum. Yalnız kalmasını, görevlerini tek başına yapmasını, sorumluluk almasını sağlayın. Kontrollü yalnızlıktan bahsediyorum. Takip edin ama baskı yapmayın! Yalnız bırakın ama takipte de kalın!

Çocuğun tek başına üstesinden geldiği işlerin sayısı arttıkça bir güven duygusu oluşur. Bu güven duygusunu oluşturacak olan ebeveynlerdir. Sabretmek gerekir. Kriz dönemleri elbette olacaktır. Ama sürece sabırla yaklaşmak gerekir. Çocukta oluşan güven duygusu aslında aldığı sorumluluğun bir sonucudur. Sorumluluk duygusu gelişen çocuğun başarıya ulaşmaması için bir neden yoktur.   Başarıya ulaşmanın yollarını çocuk keşfetsin. Siz ise bu keşfe destek olun!

Bir sonraki yazımda çocukta sorumluluk duygusunu geliştirmek için başarının desteklenmesinin öneminden bahsetmeye çalışacağım.

Sağlıkla kalın.

Saygılarımla…

The following two tabs change content below.

Doç. Dr. Haydar GÖKSU

Doç. Dr. Haydar GÖKSU Düzce Üniversitesi

Latest posts by Doç. Dr. Haydar GÖKSU (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….