PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

19 Ekim 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Ben bir renk ve koku   hırsızıydım. Mesela parfüm şişelerine  bayılırdım. Minik, özenle biçim verilmiş, içi renkli sıvı dolu cam şişeler gözümü döndürürdü!

Çiçek formlu, yayvan ya da yunan sütunları gibi dimdik olabilirlerdi… önemi yoktu. Hepsinin içinde harika kokular ve pastel renkli sıvılar gizliydi…

Sadece parfüm şişeleri değil, renk ve koku saklayan tüm kozmetik ürünler ilgi alanıma girerdi… rujlar, ojeler…

Utangaç ve sabırlı  bir hırsızdım ben…☺️ama kararlıydım.

Halamın hanımeli çiçeği formlu ağır parfümünü almadan önce bir iki gün düşünmüştüm… dibinde az kalmıştı sıvısı… Bari bitirsin diye beklemiştim.  Rengi de koyu ve ölü bir sarıydı… bitmedi bir türlü… Bekle bekle nereye kadar!..😈

Annem “Bu ağır  koku da ne!” diye yakalamıştı…

En alt kattaki Meşkürânım Teyze’nin kızlarının rujlarını aşırmadan önce de, bir iki hafta düşünmüştüm… Hem pembe hem de kırmızı ruju birden kaybetmeleri  insafsızlık olacaktı. Pembe mi kırmızı mı diye düşündüğüm hafta bir üst katta oturan Zahir dedem yağlı boya portremi yapmaya başlamıştı. Zahir Güvemli benim fahrî dedemdi, dedelerimin hiçbirini tanıma fırsatım olmamıştı. Dedem bilidiğim tek insandı.

Karşısındaki tabureye oturttuğu zaman “Kımıldama” derdi bana  ama kımıldamamak çok zordu… tahta tabure çok sertti ve acıtıyordu. Tablodaki yüzüm mutsuzdur… yüzümdeki bu mutsuz ifadenin bir nedeni de işte buydu. Ama nedenler bir değil iki taneydi.

Zahir dedeme “Pamuk Dede” derdim…☺️çünkü kıvırcık ve bembeyaz saçları vardı. Yaptığı resimlerde beyazın hiç saf biçimde olmaması çok garipti! Köpükler açık maviydi… Yelkenliler bile beyaz olması gereken bezlerini sarıya pembeye bulayıp şişiriyorlardı. 😳

 

Bir yetişkin aklı ve bir çocuk aklı karşı karşıyaydık…

 

Aklımda kırmızı mı pembe mi diye deli sorular dolanırken, çaktırmadan portreme baktığım anlarda, yüzümde gördüğüm yeşil renk, fena halde itici geliyordu bana. Somurtmamın asıl nedeni buydu.

Tüm bu karmaşada,  portremde yüzüm patates gibi sarı boyalıyken, kenarlarının yeşille ve lacivertle kontür dönülmesi dedeme göre şaşırtıcı değildi tabi. 🤨

Ama çirkindi işte! Renkleri karıştırma fikri berbat bir fikirdi bence! O günkü bana göre…☺

Sanki yeşil sivilceler her an patates filizleri gibi patlak verecek gibiydi tabloda! 😂Oysa yüzümde hiç sivilce çıkmazdı benim. Zaten ergenliğime daha çok vardı… 4-5 yaşlarımdaydım. ☺

 

 

Taburenin sertliği nedeniyle tıngır mıngır sallanan popom yüzünden, Zahir dedem üç aydır resmimi bitiremiyordu. Bu zahirî nedendi tabi… 😁.

Bir bahaneyle kaçıp kurtulmam gerekiyordu gene… Tam o sırada en aşağı katta oturan diğer komşumuz Meşküranım teyzenin sesini duydum.

-Akıtmalar hazır! Çık da yukarı, çağır Türel’le kızını. ❤️Sıcak sıcak yiyelim.

Meşkürânım teyze, bunu Sevgi ablaya söylüyor olmalıydı… küçük kızına… yani pembe rujun sahibine.😁

Akıtma dediği şey, bir tür gözlemeydi… Meşküranım teyze kıymalısını harika yapardı. İki tanesini yer üçüncüsüne bakardım! 😂

Sevgi ablanın ahşap merdivenlerden yukarı çıkmaya başlaması biraz gecikmeli olmuştu. Nedenini tahmin ediyordum aslında… saçlarıyla oynamayı severdi. İşi yoksa büyük ihtimalle arka odadaki tuvalet aynasının önünde uzun düz kahverengi saçlarını tarıyordu.😊

Yani rujların durduğu aynanın önünde!!!😈

Derken merdivenin tok sesli tahtaları hafifçe gıcırdamaya başladı. Genç kızlar ne kadar sessiz basıyorlardı basamaklara… hiç de babam gibi değillerdi!

Sevgi ablanın basmayan adımlarının gıcırtıları bulunduğumuz kata yaklaştı… sonra giderek uzaklaştı… Yukarıya çıkıyordu annemi ve beni çağırmaya. ❤

“Zahir Dede acıktım!” dedim.

“Meşküranım teyze akıtma yapmış.”

İşte bir kaçış günü daha!😂

Böyle böyle uzadı da uzadı portremin bitiş zamanı. Tabi ki o gün pembe rujun yerinde yeller esti ve yine tabi ki  o gün bitmeden annem aşağı kata inip ruju sahibine geri verdi. ☺

Kalbimi çalan rujun tamamı aynı pembelikteydi… üzerine ne sarı ne de yeşil başka bir renk değmemişti. Tıpkı masal kitaplarında tüm prenseslerin elbiselerinin tek renk olması gibi. Tıpkı güneşin sadece sarı, ağaçların sadece yeşil, denizin sadece mavi olması gibi…

 

Tüm kapalı şekillerin içini aynı renk boyayarak başlamıyor muyuz resim hayatımıza?

Onlar da işe böyle pürüzsüz ve kusursuzca aynı rengi taşıyorlardı.

 

Oysa ben dingildeyen ve canımı yakan sert bir tabure üzerinde, sarı üzerine yeşil ve mavi gölgeli  bir portre yaptırıyordum. Resmimi sevmem mümkün değildi! 😄

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusuydu!

Resmin bitmesi mümkün müydü?

HAYIR!😈

 

İşte size renk sevgisiyle  dolu bir yetişkin beyninin ve bir çocuk beyninin sabır dolu iletişimsizlik hikayesi!

Ama Allah biliyor, bu bilgi sonradan bana çok yardımcı olacaktı.

Çocuk programlarında her karakter tasarımım sırasında kulağıma küpe ettiğim bir bilgiydi bu.❤

Rahmetli Zahir Güvemli dedem, yıllar yılı Akbank’ın Kültür Sanat Danışmanlığını yapmış bir hocaydı. Galatasaray Lisesi’nde hocaydı. Ve senelerdir orta kattaki dairemizi yazlık olarak tutuyorlardı…  Çıkardığı “Portreler” kitabında kendi portresiyle alt alta koymuş benim resmimi❤️Benim için torunum gibi diye yazmış… aynı sayfadayız. ❤

Gerçekten de kızı evlense bile tek torunu ben oldum… başkası olmadı.

Sonra da yazmış bir bir… resmini neden bir türlü bitemediğini bilmeden.☺️ Nur içinde yatsın.

Tıpkı en üstteki fotoğrafımda olduğu gibi, beynimde taşların neden, niçinlerle yerine oturmaya başladığı zamanlardı bu yıllar… Beynimdeki inşaat taa temelden yavaş yavaş yükseliyordu.

 

Fotoğrafta yan komşumuzun rıhtımındayım. Babam harap durumdaki ahşap evimizi yıkıp yeniden inşaa ediyor… Eski eser görünümü aynı kalacak biçimde…  Çok sıkı bir denetimle… hata ve boşluk bırakmayarak… pürüzsüz.

Tıpkı rengi şişenin her yanında aynı olan parfümler, pürüzsüz pembe rujlar gibi dingin ve güvenli… ☺

Yıllar sonra çocuk aklımla onu boşuna yorduğum için af dileyerek, dedem  “Zahir Güvemli”nin anısına ithafen…

 

The following two tabs change content below.
M.Ü. Güzel Sanatlar Sinema-Tv ve T.Ü Fermente Ürünler mezunu. 23 yıl TRT çalışanı, şimdi emekli. 2D- 3D animasyon , seramik, botanik, kaligrafi, geleneksel el sanatları meraklısı... Biraz tiyatro ve müziğe bulaşmışlığı da var... bir de yazmayı seviyor.

Latest posts by Renkli Kalem (see all)