15 Ağustos 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

ÇIKINLARI ARDLARINDA GEZGİN BEGONYALAR

 

Dün arka bahçede minik bodur begonyalarımın tohumlarını topluyordum… Beyaz ve pembe begonyaları meyve fidanlarımın dibine dikip çok güzel bir bordür yaptım iki ay önce… Aman bir güzel durdu, bir güzel durdu!❤

Aferin Tuvana dedim kendime…😌… kedi olalı bir fare tuttun… çok şirin bir bahçeye çevirdin burayı.❤

Tohumları renklerine göre ayrı ayrı kaplarda topluyorum… peynir kapları bu iş için ideal☺️… sakın atmayın.

Önce pembe begonyaların kuruyan tohum keselerini topladım, tam beyazlara başlıyordum ki, dışarıdaki otoparktan gelen bir erkek sesinin yüksek volümü rahatsız etti beni… Giderek yaklaştı ses… Adam bizim eve yakın bir yerlere doğru yürüyor olmalıydı.

Arabadan bahsediyordu devamlı… araba, araba… Herhalde bayram öncesi satış falan yapıyor, acelesi var dedim… iş bir an evvel bitsin istiyor… heyecanlı… belki de tatile gidecek, paraya ihtiyacı var…

Duymamaya çalışarak devam ettim tohum keselerini kesmeye. Önceden begonyaların tohumlarının nerede olduğuna hiç dikkat etmemiştim. Geçen hafta bir video izledim… Upuzun tırnaklı bir genç kız, begonyaların yaprakları zedeleye zedeleye, tohum keselerini kameraya göstermeye çalışıyordu. O upuzun tırnaklarla züccaciyeci dükkanında girmiş fil gibi mahvetti çiçeği. Begonyalar zaten çok hassas çiçekler… bir kaç yeni açan tomurcuğu da haşat edip dalından düşürdükten sonra videoyu kesti. İçimden dedim ki, annenin çiçeklerini rahat bırak.😡O toy parmaklarla bulaşma bu işlere…

Her işin bir yaşı var.

Mesela bir kadın ancak 50 yaşından sonra muhteşem yemekler yapabiliyor. Elinin ayarı ancak ellisinde tutuyor.

Genç kız dediğin o pürüzsüz süt gibi ellerle, kalem defter tutmak dışında, bir müzik aleti çalar, fırça sallar… ama en iyi yapacağı iş, ipek iplikle nakış işlemektir. Pırıl pırıl renkli iplikler yumuşacık parmak uçlarından takılmadan kayar, iğne deliğine girer, çıkar, çiçek olur, motif olur. ❤

Sıkı mı ellilik kart ellere yaptır o işi!

Derisi kalkmış, hışır hışır olmuş yaşlı ellerde ipek iplik kayar mı hiç? Kaymaz tabi… Nakış makış hak getire… iplik takılır durur.☹️

Ben de takıldım birden şu “araba” lafına… Adam durmadan bağıra çağıra araba diyordu çünkü!

İçinde araba geçen cümleler kurup duruyordu… sinir olmaya başladım.😡

Başka ses duymadığım için, herhalde telefonla konuşuyor diye düşünmüştüm ama  sonradan cılız bir kadın sesi duydum birden… ona cevap vermeye çalışan…

Biraz kedi miyavlamasını andırıyordu aslında… makası bıraktım.

Şimdi şu bağıra çağıra söylenen kelimeleri yazıya dökseniz, yemin ederim ki, okuyan herkes adamın iyi niyetinden emin olur… hatta melek olduğuna şahitlik eder!!!

Gel gör ki, ne söylediğimizi, söyleme şeklimiz belirler… nokta.

😡

Bağıra çağıra konuşarak, durmadan direktif vererek kimseye bir şey öğretemezsiniz… Ancak karşınızdakinin kafasını ambale edersiniz!.. Motivasyonunu sıfırlarsınız!

Bunu içten içe hepimiz biliriz aslında…

Kafası iyice karışan kişi, sonunda bu işi başaramayacağını düşünür ve vazgeçer… Öğretirmiş gibi yaparak öğretmemenin en alçak “sütten çıkmış ak kaşık” versiyonu budur. 😡

Öğrenmek eylemi aşama aşamadır… en önemli aşaması da “idrak etmek”tir.

İdrak etmek için,  gereken “sakinlik”te bir zaman dilimine sahip olmak gerekir. Kişiye bu sakin süreyi tanımazsanız öğrenemeyecek, sadece gördüğünü-duyduğunu tekrarlayacaktır. Öğrenememe duygusunun yarattığı eziklik, içinde giderek büyüyecek ve dipsiz bir başarısızlığa dönüşecektir. “Zaten başaramıyorum” ezberini, bir insanın aklına yerleştirdiğinizde, o insana her şeyi yaptırırsınız. Yenik benlikler köle ruhlu olurlar çünkü!

Kesinlikle adam, bu kadıncağızın o arabayı kullanmasını istemiyordu…

En sonunda sesi bile kısıldı😕 ama bağıra bağıra direktif vermekten vazgeçmedi!

-“Yahu vurdun diyorum arabaya, vurdun! Şu arabanın bir başı var bir kıçı… ortası yok ki, tabi ki aynadan arkasına bakacaksın! Bak sen şimdi ne yapıyorsun biliyor musun? Böyle geri geri gelirken, direksiyonu geç kırıyorsun, öyle olmaz ki, beni dinlesene! Kır deyince kır, sonra topla! Hayır öyle olmaz, dinlemiyorsun!”

Böyle böyle bir on dakika daha devam ettiler… Sonunda kadın arabanın anahtarını adama verip indi. Uzaklaşırlarken adam hala o kısık sesiyle bağıra bağıra öğüt veriyordu!

Erkekler kadınların araba kullanmasını istemiyor! Kesinlikle hiç bir şeyi idare etmelerini istemiyorlar!

Yemin ederim doğru!

Feci halde kıskançlar … Kız çocuklarını oynatmayan oğlan çocuklarından farksızlar… Onlar tüm misketlerin kendilerinde olmasını isteyen şımarık çocuklar. Ve büyümüyorlar… asla büyümüyorlar! Olay bundan ibaret!

Tüm bu yazıdan çıkarılacak ana fikir, kocadan hoca olamayacağı olmalıdır!

Lakin ☺️bunun yanında, begonyaların tohumlarının çiçeğin arkasındaki üçgen tohum çıkınında olduğunu da yazın bir kenara. Belki ihtiyacınız olur…

 

Gün ola harman ola. Belki bir gün çiçeğinizi kendiniz ekmeniz, kendiniz kesmeniz ve kendinize kendiniz vermeniz gerekebilir… Çünkü, araba kullanmayı kendini kendinize öğrenmeyi seçmişsinizdir… sakin sakin… ☺️. Ve sonuçta iyi bir şoför olmuşsunuzdur. Arabayı dilediğiniz yöne, dilediğiniz gibi sürüyorsunuzdur… Boynunuz kalındır.

Hepinize  mutlu bir bayram dilerim. ❤

The following two tabs change content below.
M.Ü. Güzel Sanatlar Sinema-Tv ve T.Ü Fermente Ürünler mezunu. 23 yıl TRT çalışanı, şimdi emekli. 2D- 3D animasyon , seramik, botanik, kaligrafi, geleneksel el sanatları meraklısı... Biraz tiyatro ve müziğe bulaşmışlığı da var... bir de yazmayı seviyor.

Latest posts by Renkli Kalem (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….