PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

5 Şubat 2023

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Günler günleri, haftalar haftaları kovaladı. Yine ben sizlere hasret kaldım. Oldukça yoğun geçen haftaları geride bırakıyorum. Bilim yolunda daha çok ilerleme kaydetmeye çalışıyorum. Bu nedenle de daha çok kitaplarımın büyülü diyarında geziniyorum. Sizlerle paylaşmak istediğim öyle çok şey var ki… Acaba nereden başlasam?

Öncelikle nasıl geçirdiniz haftalarınızı? Hayatınıza ne gibi yenilikler kattınız? Neleri keşfettiniz mesela?

Ben son zamanlarda bir dedektif edasıyla hayat yolunda ilerliyorum. Öğrenmek ne güzel şey! Her edindiğim bilgiden sonra içimde daha derine ulaşma arzusu oluşuyor. Bir büyük girdap gibi asla sınırı yok. Sanki kocaman bir kara deliğin içine girmişim gibi hissediyorum. Benim rengarenk galaksimi kitaplarım oluşturuyor. Ne kadar da güzel bir girdap… Bu renklerden asla uzaklaşmamayı tüm kalbimle diliyorum.

Hayat mücadelenin ta kendisi. Hep bir ilerisini gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Kimi zaman sendeleyip düşüyor kimi zaman dimdik ve sağlam adımlarla ilerliyoruz. Sanki ışıklarla dolu bir lunaparkın içinde geziniyormuşuz gibi…

Lunaparktaki aletlere hiç göz gezdirdiniz mi? Bazıları insanın nefesini kesiyor. Mecazen de değil gerçekten insanda bir şok etkisi yaratıyor. Tehlikeli olarak nitelendirdiğimiz bazı aletlere çeşitli hastalıkları olan insanların binmesi tavsiye edilmiyor. Çünkü o aletler rahatsızlığı olan insanları kötü yönde etkileyebiliyor. Bazı aletler ise daha korunaklı gözükebiliyor. Bir atlıkarınca düşünelim mesela. Yavaşça yükselip yavaşça alçalıyor. Tıpkı yaşamda sabırla ilerlenen yollar gibi…

Tehlikeli diye nitelendirdiğimiz o aletleri hayatımızdaki değişimlere benzetiyorum. Değişim bazen bir anda bazen ise zamanla oluyor. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama lunaparktaki tehlikeli arz edilen aletler de böyle. Önce yavaş yavaş hızlanıyor sonra bir anda en üst noktaya ulaşıyor. Bu insanda bazen heyecana bazen korkuya dönüşebiliyor.

Korku dolu olan anlar, mutlu anlara göre daha geç zihinden ayrılıyor. Çünkü kalp acıyı o kadar kolay bırakamıyor. Zaman içinde acı da her şey gibi geçip gidiyor. Bazen izi tam silinmiyor ama eskisi kadar da kalbi yormuyor. Boşuna mı demiş Şakir “Bu da geçer…” diye.

Dervişin birisinin Şakir adında biriyle yolları kesişmiştir. Oldukça varlıklı olan Şakir bu varlığın da geçici olduğunu dervişe söyler. Belli bir zaman sonra Derviş köylülerden Şakir’in fakirleştiğini öğrenir. Şakir’in yanına giden Derviş tüm malını sel felaketinde kaybeden dostuna üzülmüştür. Şakir dostuna “Üzülme, bu da geçer…” diye cevap verir. Derviş yıllar sonra tekrar dostunu ziyarete gelir. Şakir’e bir miras kalmıştır; durumu düzelmiştir. Derviş dostu için çok sevinir ancak Şakir yine aynı cevabı verir: “Bu da geçer…” Birkaç sene sonra Derviş dostunun öldüğünü öğrenir ve mezar taşında aynı söz yazılıdır. Derviş bu duruma bir anlam veremez, bu olaydan çok kısa bir süre sonra sel felaketi gelir. Şakir’den artık hiçbir iz kalmamış, mezarı da sel ile birlikte akıp gitmiştir. O dönemin sultanı çok farklı bir yüzük yapılmasını ister. Bu yüzüğün mutsuz olduğunda mutsuzluğunu gidermesini mutlu olduğunda ise bu mutluluğun kalıcı olmadığını ifade etmesi gerektiğini söyler. Hiç kimse sultanın istediği yüzüğü yapamaz. Sonunda dervişten yardım isterler. Çok sade bir yüzük sultana sunulur. Sultanın gözü üstünde yazan yazıya takılır. “Bu da geçer…” ardından yüzüne sıcak bir gülümseyiş yayılır.

Bu sözün aslı Bizans dönemine kadar uzanır. Bizanslılar kötü bir şey başlarına geldiğinde bu ifadeyi kullanır. Daha sonra ibare Selçuklular devrinde İran’a geçer. Osmanlı devrinde ise Türkçe haliyle “Bu da geçer…” halini alır. Tasavvufun etkisiyle birlikte “Ya Allah” manasına gelen “Ya Hû” kelimesi daha sonra sonuna eklenmiştir. Ve bugünkü şekliyle “Bu da geçer ya Hû” halini alır.

İnsan hayatını bir dönme dolaptaymış gibi yaşar. Kimi zaman iner kimi zaman çıkar. Doğanın kanunu böyledir. Ve unutmamak gerekir ki her inişin bir çıkışı; her çıkışın bir inişi vardır. Zihninizden bu cümleyi eksik etmeyin: “Bu da geçer ya Hû”

 

 

Yazar Hakkında

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Yeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı üzerine Erciyes Üniversitesinde yüksek lisans yapıyor. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor. İzmir'de Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapmaktadır.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)