15 Ağustos 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Biz “Simyager” miyiz?

“Genel görelilik” kuramı bir başka ifade ile “İzafiyet”  kuramı; uzayın geometrik yapısını, ışığın yayılmasını ve düşen cisimlerin hareketini inceleyen bir kuramdır.

Einstein’ın öncüsü olduğu bu kuramın Bing Bang ile başlayıp karadelikle bittiğini ileri süren Stephen Hawking oldu. Hatta Kuantum Mekaniği ile Genel Görelilik kuramının birleştirilmesi gerektiğini, teorileri ile ortaya koydu. Dahası karadeliklerin gerçekte buharlaşan bir radyasyondan ibaret olduğunu savundu ve bunu kanıtladı.

Babasının tıp fakültesinde olması Stephen Hawking’i de bu alana yönlendirmesi anlamına geliyordu. Ancak kendisi matematik bölümünü okumak istiyordu. Fakat okuduğu okulda matematik bölümü olmadığı için ikinci tercihini fizikten yana kullandı. Stephen Hawking tüm bu çalışmaları tekerlekli sandalye üzerinde gerçekleştirdi. 1942 doğumlu olan Stephen Hawking, 21 yaşında ALS (amyotrofik lateral skleroz) hastalığına yakalandı. Bu hastalık tüm motor nöronlara zarar vermesine rağmen beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmaması aslında büyük bir mucize idi. Hawking’in kullanacağı asıl uzvu da beyni idi. Başlangıçta sadece ayaklarında gözlenen rahatsızlık bir süre sonra konuşmasına kadar yansıdı. Bu zorluklara rağmen doğanın gizli güçlerini gün yüzüne çıkarmak için mücadele etti. Konuşma engeli, yazıyı sese dönüştüren bilgisayarı ile son buldu.

Yine çalışmaya devam etti.

Bunları ne için anlatıyorum?

Simya kavramını daha iyi anlamak için.

Simyager; doğadaki gizli güçleri keşfeden ve madenleri altına çeviren kişileri temsil eden bir kavramdır. Bu nedenle Simya, şarlatanların barındığı bir alan olarak ta kendini gösterir.

Simya; fizik, matematik, tıp, sanat, metalurji ve en önemlisi de kimya gibi pek çok bilim dalını kapsayan bir alandır.

Doğadaki pek çok olayın açıklanmasında teoriler ileri sürülür ve bu teoriler varsayımlardan ibarettir.

Bu nedenle “Simya” felsefi bir yaklaşım tarzıdır.

Aslında hepimizin birer Simyager olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü gün içerisinde üretmiş olduğumuz teoriler, önyargılar ve kendi kendimizle yaptığımız konuşmalar, paranoyalarımız hepsi birer felsefi yaklaşım değil midir?

Ama “Simya” kavramını günlük paranoyalarımıza kurban ederek basitleştirmek te doğru değildir. Bu basitleştirme nedeni ile biraz önce de bahsettiğim gibi bu kavram şarlatanların eline düşmüş durumdadır.

Simya, bilim adamlarına yakışan bir kavramdır. İnsanların hayatlarını aydınlatan, yaşamlarını kolaylaştıran, doğanın bilinmeyenlerini su yüzüne çıkaran ve tüm dünyaya hizmet eden bilim adamlarına…

 

The following two tabs change content below.

Doç. Dr. Haydar GÖKSU

Doç. Dr. Haydar GÖKSU Düzce Üniversitesi

Latest posts by Doç. Dr. Haydar GÖKSU (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….