PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

13 Haziran 2021

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Bir Metronom Hikayesi

Üniversiteye giriş sınavı yaklaşıyor. 17-18 yaşındaki gençlerin çoğu mezun olduklarında bir iş bulabilme ihtimalinden başka bir şey düşün(e)meden sınavlara girecekler.

Umdukları gibi olursa not kaygısına eşlik edecek gelecek endişesiyle hayatlarını inşa etmeye çalışacaklar. İşleri gerçekten zor, yürekten anlıyorum.

Ne yazık ki önlerinde pek fazla alternatif yok. Bildikleri bütün “başarı hikayeleri” iyi üniversitelerden mezun olmakla başlıyor. Bunda yanlış bir şey yok tabii ki. Ama “17 yaşında başka ne yapılabilir” sorusunun cevabı buralarda maalesef pek çeşitli değil.

Tam da bu yüzden Vera Brandes’in hikayesini anlatmak istedim.

Bir cumartesi akşamı jazz sever bir arkadaşımla Metronom diye bir jazz klübü olduğunu duyduk. Önce şehrin pek de işlek olmayan bir muhitine yapılan uzun bir yürüyüş ve sonrasında daireler çizmek suretiyle gösterilen büyük çabalardan sonra mekanı nihayet bulduk. Küçücük bir mekan ama jazz seven biri için büyüleyici. Plak ve posterlerle dolu duvarlar… Sosyalleşen insanların seslerine karışan ama uğultuyu yeterince bastıran nefis bir saksafon solosu…

Bir köşeye iliştik, minicik masamıza yerleşirken tam, yeni bir melodi başladı. Nasıl şahane bir beste, nasıl enfes bir piyano icrası! Dayanamadım çalışana sordum, klübün sahibiymiş aynı zamanda. Önce biraz şaşırdı parçaya duyduğum ani hayranlığa, onun da en sevdiği eserlerdenmiş çünkü. Babası çocukluğunda sürekli bu albümü dinletirmiş. Jazz sevgisine ve böyle bir mekan açmasına biraz da babasının çocukluktaki bu teşviki yol açmış. 

Hikaye bu değil tabii. Hikaye bu plağın ortaya çıkmasında. 

Sanatçı Keith Jarrett, albüm The Köln Concert. Konser 1975’te gerçekleşiyor ve organizatörü jazz tutkunu 17 yaşındaki Vera Brandes. Konserde sayısız aksaklık oluyor. Yanlış ve bozuk piyano, sağlığı yerinde olmayan sanatçı, daha neler neler. Fakat günün sonunda 17 yaşındaki bir gencin katkılarıyla jazz müzik tarihine bir efsane olarak geçecek bir konser ve plak kaydediliyor. 

İmkanların limitliliğinden her zaman şikayet etmek mümkün, kendi yolunu çizmeye çabalamak da.

The following two tabs change content below.

Dr. Sufistike

Psikoloji lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi'nden aldıktan sonra, Polonya'da AB projeleri kapsamında çeşitli dezavantajlı gruplarla çalıştı. University of Birmingham'de (İngiltere) psikoloji alanında yüksek lisansını tamamladıktan sonra Türkiye'ye döndü. Almanya'da bir sene ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde doktora eğitimini tamamladı. Çalışmalarını sosyal biliş alanında sürdürüyor.

Latest posts by Dr. Sufistike (see all)