4 Temmuz 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Bir “Garip” Pazar Gezmesi

Size Pazar gezmemi anlatacağım. Ama aklınıza ilk gelen türden olmayabilir, uyarayım baştan.

Ölüme taktım bir süredir kafayı ya da o bana taktı emin değilim. Nereye dönsem karşımda! Olur ya bazen bazı temalar siz düşündükçe karşınıza çıkar, karşınıza çıktıkça düşünürsünüz.

İnsanların büyük bir kısmı hayatlarında aile büyüklerinin gidişleriyle ölümle tanışıyorlar. Benim böyle olmadı. 

Benim ilk ve en büyük sarsılışım (hala tam olarak neden, nasıl bu kadar etkilendiğimden emin değilim) Polonya’da yaşları ileri olan bir gruba İngilizce öğrettiğim dönemde öğrencilerimden birinin hayatını kaybetmesi ile oldu. Marta son derece tatlı, çalışkan, dersleri neredeyse hiç kaçırmadan takip eden emekli matematik öğretmeni bir kadındı. Bir gün derste göremeyince sordum, “öldü” dedi diğerleri. Yakın arkadaşlarını kaybetmenin şokundan mı yaşlarının getirdiği olgunluktan mı benden çok daha soğukkanlı karşılamışlardı. Bense haftalarca ölüm, ve hayat ve bu ikisini birlikte düşünüp durmuştum. 

Yakın zamanda bir kayıp yaşamadım ama yine kapımı çaldı aynı düşünceler. 

Bilimin bu konuda neler söyleyebileceği ve söyleyemeceği malum. Canlılar doğar yaşar ölür. Ekosistem, hücrelerin yaşlanması vs. Cevaplar az ve net o cephede. Yine de bende inatçı bir “ama hala…”.

Ölümle ve hayatla ilgili kaybolduğunuz zaman daha kapsamlı cevaplar için çalabileceğiniz kapı sanırım dinler.

Şu anda çalıştığım ofise iki dakika uzaklıkta bir mezarlık var. Geldiğimden beri gitmek istiyordum. Nihayet fırsat buldum geçen gün. Burası bir Katolik mezarlığı. Katolikler ölüm olayını sevgiyle, duayla ve günah çıkarmayla ancak hazırlanabilecek bir sonsuz hayata geçiş olarak görüyorlar. Ama bilinmezler orada da var.

Bu yağmurlu pazar günü aklımda yine dönüp dönen hayatlı ölümlü düşüncelerle bisikletimle dolaşırken bu sefer de yolum Yahudi Savaş Mezarlığı’na “düştü”.  Bugün biraz orada vakit geçirirken “Judaizm öte dünya ile ilgili ne diyor” diye düşündüm. Ölümle ilgili bir sürü gelenek ve ritüelleri olmasına rağmen Musevilik’te asıl üstünde durulan bu dünya aslında.

Müslümanlık ise bu dünyayı geçici ve bir sınav mekanı/zamanı olarak görüyor. Aslolan hayat ölümden sonraki hayat ve ölmek Allah’a kavuşmak demek. Ama yine de hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışmayı yarın ölecek gibi öte dünya için hazırlanmayı öğütlüyor.

Tabi ki daha birçok din, inanış, öğreti var. Hepsi bir biçimde bilmediği son fikriyle baş etmesi için insanlara yardım ediyor. 

Bir taraftan hakikaten hiç ölmeyecekmişcesine yaptığımız duygusal, maddi yatırımlar ve dünyadan beklentilerimiz, bir taraftan her daim burnumuzun ucunda kol gezen dört kollu…

Mezarlıktan sonra ne mi yaptım? Nehir kenarında kurulan Pazar Pazarı’na uğrayıp insanların arasına karışıp Kartoffelpufferımı (bir çeşit patates mücveri) afiyetle yiyip az önce gördüğüm bütün gitmişlerden utanarak hayatta oluşumdan gizli gizli memnuniyet duydum. Ta ki bir sonraki sefere kadar.

The following two tabs change content below.

Sufistike

Psikoloji lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi'nden aldıktan sonra Polonya'da gönüllü olarak çeşitli AB projelerinde çalıştı. University of Birmingham'de psikoloji alanındaki yüksek lisansını tamamladıktan sonra Türkiye'ye döndü ve hala aynı alanda doktora eğitimine devam etmekte. Şu sıralar akademik çalışmalarını Almanya'da sürdürüyor.

Latest posts by Sufistike (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….