PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….

23 Kasım 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Mavi en büyük tutkularımdan biri olmuştur. Belki de bu yüzden gökyüzünü bulutsuz daha fazla seviyorum. Ya da denizi saatlerce izlemek bana büyük bir haz veriyor. Belki de yalnızca geçmişimdeki büyüklerimden etkileniyorumdur. Atalarımızın mavisi kabul ediliyor ya Turkuaz belki de ondandır bu his.

Dün akşam Marmaris’te sahilin kenarında yürürken simsiyah duran, dinginleşen ve insanın içinde bir sonsuzluk hissi uyandıran denize baktım. Evet, akşam siyah akislerle de bir başka duruyor bu deniz. Dağların arasından sapsarı bir ay yükselmeye başladı. En tepeye çıktığında beyaz renge büründü. Arkadan eşlik eden müzik manzarayla adeta bütünleşmişti. Merak etmeyin o şarkıyı dinlemeniz için yukarıya bırakacağım.

Bu sıra zaman benim için çok hızlı geçiyor gibi hissediyorum. Daha birkaç hafta önce Eylül ayının gelişinden bahsederken şimdi Ekim’deyiz. Hafif hafif esen rüzgarlar buralarda bile insanı ürpertir oldu. Kim bilir memleketimin diğer kentlerinde hava ne kadar soğudu, tahmin bile edemiyorum.

Yine kitaplarım, kahvem ve kafamda binbir düşünceyle geçiyor zaman. Doğanın renkten renge bürünüşünü izliyorum bir film izlercesine. Bu sıralar sonbaharla alakalı şiirleri ve yazıları daha sık okuyorum.

Sonbahar hakkında o kadar güzel yazılar ve şiirler yazılmış ki bu mevsim insana daha bir anlamlı geliyor. Mesela bir şiirin dizelerinde kaybolabiliyorsunuz. Şair birden çıkıp diyor ki:

“Mutsuzluktan söz etmek istiyorum

Dikey ve yatay mutsuzluktan

Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun

sevgim acıyor

 

Biz giz dolu bir şey yaşadık

onlar da orada yaşadılar

Bir dağın çarpıklığını

bir sevinç sanarak

 

En başta mutsuzluk elbet

Kasaba meyhanesi gibi

Kahkahası gün ışığına vurup da

ötede beride yansımayan

Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi

Öbürünün bir kadından aldığı verem

Bütün işhanlarının tarihçesi

Bütün söz vermelerin tarihçesi

sevgim acıyor

 

Yazık sevgime diyor birisi

Güzel gözlü bir çocuğun bile

O kadar korunmuş bir yazı yoktu

Ne denmelidir bilemiyorum

sevgim acıyor

Gemiler gene gelip gidiyor

Dağlar kararıp aydınlanacaklar

Ve o kadar

 

Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır

Sonbahar geldi hüzün

Kış geldi kara hüzün

Ey en akıllı kişisi gündüzün

sevgim acıyor

Kimi sevsem

Kim beni sevse

 

Eylül toparlandı gitti işte

Ekim falan da gider bu gidişle

Tarihe gömülen koca koca atlar

Tarihe gömülür o kadar

 

-Turgut Uyar”

Ardından binbir çeşit duygu hücum ediyor kalbinize. Şairin dizeleri sanki insanın ruhunu ele geçiriyor. Birden kendinizi rengarenk yaprakların arasında kaybolurken buluyorsunuz. Kocaman bir ağacın altında rüzgârı hissediyorsunuz. Maviliğe başınızı kaldırdığınızda yemyeşil yaprakların artık turuncu, kırmızı ve sarı renklere büründüğünü görüyorsunuz. Ve biliyorsunuz ki önümüz kış. Soğuğa hazırlanıp baharı beklemek gerekecek. Bakalım zaman bizlere neler gösterecek?

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)