15 Ağustos 2020

SitemDer

Karanlık sularda güneş olmak…

Bugün kendime güzel bir bitki çayı hazırladım. Elime geçen yıllarda aldığım dergilerimden birisini aldım ve bir müzik açtım. Ne kadar da rahatlatıcı bir müzikti bu. Ruhumu dinlendiren bu müziği dinlemeniz için yukarıya bırakacağım.

Çayım etkisini göstermeye başladı bile. Hazırladığım bu karışım insanı rahatlatan bitkilerden oluşuyor. Neler yok ki içinde. Melisa, papatya, zencefil ve diğerleri. Ben çayımı şekersiz içerim. Bitkilerin damağımda bıraktığı çeşitli aromalar daha çok hoşuma gidiyor. Ama bazen içine bir çay kaşığı bal karıştırıveriyorum.

Yeni aldığım dergilerimi okuduktan sonra uzun süredir okumadığım eski dergilerime göz gezdiriyorum. Aslına bakarsanız çok çeşitli dergiler okuyordum bir aralar. Mesela bilim dergilerini de inceliyordum. Lakin bu sıra daha çok çeşitli edebiyat dergileri okuyorum.

Evet bugün okuduğum Vapur Edebiyat Dergisi’nin ilk sayısıydı. Ne yazık ki bu edebiyat dergisinin ömrü kısa sürdü. Bu dergiyi merak edenleriniz olursa internetten satın alabilir ve daha detaylı inceleyebilirsiniz.

Biliyorsunuz ki birkaç haftadır Ortaca’dayım. Ortaca nar ağaçlarının sıklıkla olduğu bir yer. Hatta biliyor musunuz, burası nar suyuyla ünlü bir ilçe.

Ben yolculuğa çıkmadan önce nar ağaçları çiçeklerini tamamen açmıştı. Yeşilin üstünde turuncu ve kırmızının iç içe geçmiş olduğu göz kamaştıran çiçekler…

Muğla’ya döndüğümde nar çiçeklerinin artık nara dönüştüğünü gördüm. Çoğu yeşil, olgunlaşmamış ama aralarında diğerlerinden aykırı olarak kırmızıya dönüşmüş narlar da var. Şimdi bu ağaçlar, üzerlerine birer süs asılmış gibi capcanlı renkleriyle karşımda duruyorlar.

Bu meyve eski zamanlarda pek çok aşk şiirine konu bile olmuş. Hatta Antik Mısır’da çiçekleri bahçeciler tarafından toplanır, buket halinde satılırmış. Bunun yanı sıra nar yeni bir hayatın simgesi kabul edilirmiş. Bizim toplumuzda da bereketin simgesi kabul edilmektedir.

Nar o kadar çok seviliyor ki bir edebiyatçımız kızına bu meyvenin adını verdi. Hatta ben bugün okuduğum dergide o yazarımızın bir yazısını okudum. Bu arada Nar adını verdiği bir şiir kitabı da var. Evet sizi daha fazla meraklandırmadan söyleyeyim o edebiyatçımız Haydar Ergülen.

Haydar Ergülen ile yapılan bir röportajı izlemiştim. Nar onun için farklılıkların bir araya gelişinin güzelliğini simgeliyordu.  Aslında bu meyve şair için daha pek çok şey ifade ediyordu. Orada yazar eşiyle birlikte kızının adını neden Nar koyduklarını da açıklıyordu. Eğer merak ederseniz röportajı bir izleyin derim.

Ne diyordu şair:

“Kış büyük geliyor nara gidelim

soğudu günlerin yüzü nara gidelim

narın bir diyeceği olur da bize

açılır yazdan binbir sıcak söz

dilimiz kurudu burdan nara gidelim

narın bir evi var pek kalabalık

keşke biz de otursaydık orada

ev büyük geliyor şimdi her oda

bir ayrılık, çocuklar kapalı kutu.

bahçeler dağınık: Bir salkım üzümü

paylaşırken nasıl da bağ bahçe arkadaştık,

meğer yapraklarından soymaya başlamış

bahçeyi hırsız, bağ çıplak kalmış!

Narın bahçesine bir hoyrat girse

tenden önce dile yoksulluk düşer

dil üşümeden daha üzülmeden ten

açılıp saçılsın bize nara gidelim:

ev ki nar gibi içiçe bahçe

kadın aşka bahçe, deli sarmaşık

tutunup aşkına nara gidelim

 

Nârın elinden kopardık şu aşkı diyelim!

-Haydar Ergülen”

The following two tabs change content below.
Lisansını Düzce Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Erasmus AGH kapsamında Bosna- Hersek'te çalıştı. Lisans döneminde bölümüyle ilgili çeşitli programlar yaptı ve konferanslara katıldı. Edebiyatla bağını koparmadan çalışmalarına devam ediyor.

Latest posts by Rûh î Edebiyat (see all)

PODCAST

Yine… Yeniden… sitemder….